“Şizoid Kendilik Bozukluğu”

Kendilik bozukluklarına Masterson Yaklaşımı, Şizoid Kişilik Bozukluğu’nu anlamamızı oldukça genişletti ve ilerletti. Yalnızca DSM-IV’e bakarsak şizoid kişiliği tanımlayan klinik özelliklerinin, özellikle sosyal farklılaşamamaya ya da kişiler arası ilişkilerdeki sosyal zorluğa odaklanan dar bir tanımlama buluruz. Masterson Yaklaşımı’nın hassas yolu yerine yalnızca DSM-IV kriterlerine güvenilseydi pek çok hasta fayda sağlayamazdı.

Narsisistik Kendilik Bozukluğu’nun Teorisi ve Tedavisi

Freud, narsisizm ile ilgili 1914’te yazdığı makalesinde, ilk kez erişkin narsisizmi açıklayan bir psikodinamik teori geliştirdi. Otoerotizasyondan narsisizme ve nesne sevgisine uzanan tek bir libidinal gelişim çizgisini savundu. Eğer libido narsisistik olarak egoya veya kendiliğe yatırılırsa, ilişkiler sırasında nesneye yatırılamaz.

Yalnızlığın Kalesi: Şizoid Kendilik Bozukluğu

Yalnızlığın Kalesi buz dağının derinliklerinde yer alır; burası Superman’in zenginliklerini ve sırlarını tuttuğu gizli sığınağıdır, buraya kendisini tecrit ederek, dış dünyadan mesafe alır ve kendini korur.

Kendilik bozukluklarına Masterson Yaklaşımıyla ilgili bu sunumda, şizoid kavramının tarihi ve evrimi ile Superman gibi kendisini saklayan bireylerin tanısı, tedavisi ve öznel deneyimleriyle ilgili meseleleri tartışacağım.

Travma ve Kendilik Bozuklukları

Oedipus adında bir adam varmış. Bu adam aslında kökenlerinden kaçmaya çalışıyor gibi görünse de daha derinlerde yatan bir dürtü Oedipus’un yolunu yine hikayenin başladığı yere, kendi köklerine düşürmüş. Oedipus, hayata nasıl başladığını hatırlamasa da bilinçdışında yatan hayatının başlangıç noktasına dönme ihtiyacı kimlik ihtiyacı kadar karşı konulmazmış. Bu ihtiyacı karşılamak için de Oedipus’un ne yapıp edip bir yolunu bulup başından geçen herşeyi anlatması lazımmış.

Narsistik Bozukluğun Ayırıcı Tanısı

Mahler’in gelişimsel sıralanımını takip eden Masterson, narsisistik bozukluğu, Maher’in alıştırma alt evresi (9-18 ay arası) sırasında gerçekleşen bir gelişimsel duraklama sonucu oluştuğu görüşündedir. Bu alt evre sırasınca çocuk engellerden habersiz gözükür ve yaptığı keşiflerden büyülenmiş gibidir-Greenacre’nin deyimiyle çocuk “dış dünyayla aşk yaşamaktadır.”

Borderline Kendilik Bozukluğu’nun Ayırıcı Tanısı

Borderline kişilik bozukluğunun teşhisine özel unsurlar üzerine tartışmadan evvel, ayırıcı tanı çalışması sürecinin Masterson yaklaşımı açısından nasıl anlaşıldığıyla ilgili birkaç yorumda bulunmak istiyorum; çünkü buradaki bu yaklaşıma atıfta bulunan birkaçımız için ayırıcı tanı; hem hastanın anlatımını, tek ve tutarlı bir formül altında bütünlemek için bir araçtır, hem de klinisyenin hastanın terapisi boyunca hangi belirli müdehaleleri kullanacağına karar vermesine yardımcı olan bir rehber niteliğini taşıyor.

Masterson Yaklaşımı’na Genel Bakış

Terk Depresyonu kuramını oluşturan James F. Masterson, insanın ruhsal yapısının üç ana ögeden oluştuğunu belirtmiştir. Bunlar sırasıylagenetik, çevre ve kaderdir. İnsanoğlu genetik materyali ile dünyaya gelmekte bu genetik materyal çevre dediğimiz anne ve bakıcıların etkisi altında şekillenmekte, hayat boyunca kontrol edemediği birtakım dışsal faktörlerin etkisi altında olumsuz veya olumlu uyarılara veya uyaranlara muhatap kalmaktadır

Narsisistik Bozuklukta Masterson Yaklaşımı

Masterson, erken gelişimi ayrılma ve bireyleşme sürecinin merceğinden görüntüler, Margaret Mahler’in ileri sürmüş olduğu gibi. Normal gelişim, kendiliğin nesneden intrapsişik ayrılığıyla sonuçlanır ve onun Narsisistik Kişilik Bozukluğu olan kişilerle terapotik yaklaşımının hedefi, ayrılma-bireyleşme sürecinin kaldığı yerden devam edebilmesi için gelişimsel engelleri ortadan kaldırmaktır.

Şizoid Bozukluk ve Terk Depresyonu

Dr. Ralph Klein:İyi günler. Ben Dr. Ralph Klein. Dr. Judith Pierson. Masterson Enstitüsü’nün diğer üyeleri. Benim için çok değerli bir konu üzerinde konuşmamı istediniz. Bunun uzun bir geçmişi var. Bu sabah nasıl başlayacağımı düşünüyordum. Bunu şu biçimde yapmak istiyorum.

Ayırıcı Tanı: Şizoid Bozukluk ve Asperger Sendromu

Asperger sendromunun DSM-IV teşhisi genellikle çok zor, hatta imkansız. Bazı klinik tedavi uzmanları, otistik ve Asperger sendromlu kişiler arasında semptomlar ya da vahamet, disembedding ya da “merkezi tutarlılık”, toplumsal beceriler, davranış ya da elde edilen sonuç bakımından hiçbir önemli fark olmadığını düşünüyorlar.