Erken Boşalma

A. Sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde, çok az bir cinsel uyarılma ile kişinin istemesinden önce, vajinaya girme öncesi, girer girmez ya da hemen sonra ejakülasyonun olması. Kılinisyen, yaş, cinsel eş ya da durumun yeni olması ve son zamanlardaki cinsel etkinliğin sıklığı gibi uyarılma evresinin süresini etkileyen etkenleri göz önünde bulndurmalıdır.
B. Bu bozukluk, belirgin bir sıkıntıya ya da kişilerarası ilişkilerde zorluklara neden olur.
C. Prematür ejakülasyon sadece bir maddenin (örn. opiyatların bırakılması) doğrudan etkilerine bağlı deyildir.
Cinsel Ağrı Bozuklukları
302.76 Disparoni (Genel Tıbbi Bir Duruma Bolmayan)
A. Erkekte ya da kadında cinsel ilişkiye, yineleyici bir biçimde ya da sürekli olarak eşlik eden genital ağrının olması.
B. Bu bozukluk, belirgin bir sıkntıya ya da kişilerarası ilişkilerde zorluklara neden olur.
C. Bu bozukluğa, sadece Vajnismus ya da ıslanmanın olmaması neden olmaktadır, bu bozukluk başka bir Eksen I bozukluğuyla daha iyi açıklanamaz (başka bir Cinsel İşlev Bozukluğu dışında) ve sadece bir maddenin (örn. kötüye kullanılabilen bir ilaç, tedavi için kullanılan bir ilaç) ya da genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.

Erkekte Orgazm Bozukluğu

A. Klinisyenin, kişinin yaşını göz önünde bulundurduğunda, yoğunluğunun ve süresinin yeterli olduğunu düşündüğü cinsel etkinlik sırasında, olağan bir cinsel uyarılma evresi sonrası, sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde, orgazmın gecikmesi ya da olmaması.
B. Bu bozukluk, belirgin bir sıkntıya ya da kişilerarası ilişkilerde zorluklara neden olur.
C. Bu orgazm bozukluğu, başka bir Eksen I Bozukluğuyla daha iyi açıklanamaz (başka bir Cinsel İşlev Bozukluğu dışında) ve sadace bir maddenin (örn. kötüye kullanılabilen bir ilaç, tedavi için kullanılan bir ilaç) ya da genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.

Kadında Orgazm Bozukluğu

A. Olağan bir cinsel uyarılma evresinde sonra orgazmın sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde gecikmesi ya da hiç olmaması. Kadınlar, orgazmı tetikleyen uyarının türü ya da yoğunluğu açısından büyük bir değişkenlik gösterirler. Kadında orgazm bozukluğu tanısı, kadının yaşı, cinsel deneyimi ve aldığı cinsel uyaranların yeterliliği açısından baktığnda klinisyenin kadının orgazm olma yetisinin beklenenden daha az olduğu yargısına varması temeline dayanmalıdır.
B. Bu bozukluk, belirgin bir sıkıntıya yada kişilerarası ilişkilerde zorluklara neden olur.
C. Bu orgazm bozukluğu, başka bir Eksen I bozukluğuyla daha iyi açıklanamaz (başka bir Cinsel İşlev Bozukluğu dışında) ve sadece bir maddenin (örn. kötüye kullanılabilen bir ilaç, tedavi için kullanılan bir ilaç) ya da genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.

Erkekte Sertleşme Bozukluğu

Piccolo, cinsel ilişkiyi gerçekleştirmeye yetecek nitelikte bir setleşmeyi sağlayamama veya bunu sürdürememeyi sertleşmede yetmezlik olarak tanımlar.

Masters ve Johnson, 1970? de cinsel ilişkilerinin en az % 75 inde koitusu (penisin vajinaya girmesi) gerçekleştirebilecek nitelikte ereksiyona (sertleşmeye) ulaşamayan erkekler için empotans terimini kullandılar. Ayrıca hiç bir zaman koitusu gerçekleştirebilecek nitelikte ereksiyona ulaşamayan ya da bunu sürdüremeyen erkekleri primer (birincil ) empotans, en az bir kez başarılı ilişkide bulunmuş olanları da sekonder (sonradan olan) empotans olarak tanımladılar.

Kaplan 1974? de empotans teriminin yetersizliğini vurgulayarak erektil disfonksiyon (sertleşme bozukluğu) terimini önerdi. Temel bozukluğun erektil (sertleşmeye ait) reflekste olduğunu belirterek erektil disfonksiyonu, penisin ereksiyonunu sağlamak için kavernoz sinüslere yeterli kanı pompalayan damarsal (vasküler) refleks mekanizmanın yetmezliği olarak tanımladı. Aynı zamanda birincil – ikincil ayırımına tam ve durumsal erektil disfonksiyon ayırımını ekledi. Tam erektil disfonksiyonu olanlar hiç bir durumda ve hiç bir eşle sertleşme olmaz. Durumsal sertleşme bozukluğu ise belli durumlarda veya bazı cinsel partnerlerle (eş) ortaya çıkar.

Yaygın olarak kullanılan empotans kavramı, Alman ekolünde (Kockott G,1990; Schmidt ve (16) Arentewicz, (1978) erkekte görülen cinsel işlev bozukluklarının tümünü tanımlar. Pek çok yayında ise empotans sertleşme bozukluğu ile eş anlamlı olarak kullanılır.

Buna göre sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde yeterli bir ereksiyon (Penis sertleşmesi) sağlayamama ya da cinsel etkinlik bitene dek bunu sürdürememe olarak kabul edilir.

Sertleşme bozukluğunun tanı kriterlerini tekrar gözden geçirirsek.

A- Sürekli olarak yada yineleyici bir biçimde yeterli bir sertleşme sağlayamama yada cinsel etkinlik bitene dek bunu sürdürememe,

B- Bu bozukluk belirgin bir sıkıntıya kişiler arası ilişkilerde zorluklara neden olur.

C- Bu cinsel işlev bozukluğu başka bir Eksen I tanısı ile daha iyi açıklanamaz( Başka bir cinsel işlev bozukluğu tanısı dışında ) ve sadece bir maddenin ( Örn: kötüye kullanılabilen bir ilaç, tedavi için kullanılan bir ilaç, yada genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir. )

Kadında Cinsel Uyarılma Bozukluğu

A. Sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde, cinsel uyarılmanın yeterli bir ıslanma-kabarma tepkisini sağlayamama ya da cinsel etkinlik bitene dek bunu sürdürememe.
B. Bu bozukluk, belirgin bir sıkıntıya ya da kişilerarası ilişkilerde zorluklara neden olur.
C. Bu cinsel işlev bozukluğu, başka bir Eksen I bozukluğuylada daha iyi açıklanamaz (başka bir Cinsel İşlev Bozukluğu dışında)ve sadece bir meddenin (örn. kötüye kullanılabilen bir ilaç, tedavi için kullanılan bir ilaç ya da genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.

Cinsel Tiksinti Bozukluğu

A. Sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde, bir cinsel eş ile genital cinsel ilişki kurmaktan aşırı tiksinti duyma ve bundan tümüyle (ya da hemen tümüyle) kaçınma.
101
B. Bu bozukluk belirgin bir sıkntıya ya da kişiler arası ilişkilerde zorluklara neden olur.
C. Bu cinsel işlev bozukluğu, başka bir Eksen I bozukluğuyla daha iyi açıklanamaz (başka bir Cinsel İşlev Bozukluğu dışında).

Azalmış Cinsel İstek Bozukluğu

A. Sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde, cinsel fantezilerin ve cinsel etkinlikte bulunma isteğinin az olması (ya da hiç olmaması). Klinisyen, kişinin yaşı ve yaşam koşulları gibi cinsel işlevselliğini etkileyen etkenleri göz önünde bulundurarak cinsel isteğin azaldığı ya da hiç olmadığı yargısına varır.
B. Bu bozukluk, belirgin bir sıkıntıya ya da kişilerarası ilişkilerde zorluklara neden olur.
C. Bu cinsel işlev bozukluğu, başka bir Eksen I bozukluğuyla daha iyi açıklanamaz (başka bir Cinsel İşlev Bozukluğu dışnda) ve sadece bir maddenin (örn. kötüye kullanılabilen bir ilaç, tedavi için kullanılan bir ilaç) ya da genel bir tıbbi durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir,

Fiziksel Semptomlar

A. Fizik ya da psikolojik belirti ya da bulguların amaçlı olarak ortaya çıkartılması ya da bu tür belirti ya da bulgular varmış gibi davranılması

B. Bu davranışın altında yatan motivasyon hasta rolünü benimsemedir.
C. Böyle davranmayı gerektiren dış etken (simulasyonda [Ttemaruz] olduğu gibi ekonomik kazanç sağlamak, yasal sorumluluktan kaçınmak ya da daha iyi koşullarda yaşamak için gibi) yoktur.
Türüne göre kodlayınız:
300.16 Daha Çok Psikolojik Semptom ve Bulguları Olan: Klinik görünümde psikolojik belirti ve bulgular daha belirginse
300.19 Daha Çok Fizik Semptom ve Bulguları Olan: Klinik görünümde fizik belirti ve bulgular daha belirginse
300.19 Psikolojik ve Fizik Semptom ve Bulgular Birarada Olan: Klinik görünümde hem psikolojik, hem de fizik belirti ve bulgular varsa ve bunlardan hiçbiri daha belirgin değilse
300.19 Başka Türlü Adlandırılamayan Yapay Bozukluk
Bu katogori, Yapay Bozukluk için tanı ölçütlerini karşılamayan yapay semptomları olan bozuklukları kapsar. Buna bir örnek bakımverenin yapay bozukluğudur: Dolaylı olarak hasta rolünü benimsemek amacıyla kişinin bakım verdiği başka bir kişide fizik ya da psikolojik belirti ya da bulguları amaçlı olarak ortaya çıkartması ya da o kişide bu tür belirti ya da bulguları amaçlı olarak ortaya çıkartması ya da o kişide bu tür belirti ya da bulgular varmış gibi davranmasıdır (önerilen araştırma tanı ölçütleri için DSM-IV’ te Ekbölüm B’ye bakınız).

A. Fizik ya da psikolojik belirti ya da bulguların amaçlı olarak ortaya çıkartılması ya da bu tür belirti ya da bulgular varmış gibi davranılmasıB. Bu davranışın altında yatan motivasyon hasta rolünü benimsemedir.

C. Böyle davranmayı gerektiren dış etken (simulasyonda [Ttemaruz] olduğu gibi ekonomik kazanç sağlamak, yasal sorumluluktan kaçınmak ya da daha iyi koşullarda yaşamak için gibi) yoktur.

Türüne göre kodlayınız:

Daha Çok Psikolojik Semptom ve Bulguları Olan: Klinik görünümde psikolojik belirti ve bulgular daha belirginse300.19 Daha Çok Fizik Semptom ve Bulguları Olan: Klinik görünümde fizik belirti ve bulgular daha belirginse300.19 Psikolojik ve Fizik Semptom ve Bulgular Birarada Olan: Klinik görünümde hem psikolojik, hem de fizik belirti ve bulgular varsa ve bunlardan hiçbiri daha belirgin değilse300.19 Başka Türlü Adlandırılamayan Yapay BozuklukBu katogori, Yapay Bozukluk için tanı ölçütlerini karşılamayan yapay semptomları olan bozuklukları kapsar. Buna bir örnek bakımverenin yapay bozukluğudur: Dolaylı olarak hasta rolünü benimsemek amacıyla kişinin bakım verdiği başka bir kişide fizik ya da psikolojik belirti ya da bulguları amaçlı olarak ortaya çıkartması ya da o kişide bu tür belirti ya da bulguları amaçlı85olarak ortaya çıkartması ya da o kişide bu tür belirti ya da bulgular varmış gibi davranmasıdır (önerilen araştırma tanı ölçütleri için DSM-IV’ te Ekbölüm B’ye bakınız).

Vücut Disformik Bozukluğu

A. Görünümündeki hayali bir kusur ile uğraşıp durma. Hafif bir fizik anomali varsa bile kişinin kaygısı buna göre belirgin olarak aşırıdır.
B. Bu uğraş, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, mesleki alanlarda ya da işlevselliğin önemli diğer alanlarında bozulmaya neden olur.
C. Bu uğraş başka bir mental bozuklukla daha iyi açıklanamaz (örn. Anoreksiya Nervozadaki vücut biçimi ve ölçüleriyle ilgili hoşnutsuzluk).
300.81 Başka Türlü Adlandırılamayan Somatoform Bozukluk
Bu kategori, herhangi özgül bir somatoform bozukluk için tanı ölçütlerini karşılamayan somatoform semptomları kapsar. Örnekleri arasında şunlar vardır.
1. Psödosiyezis: Gebe olunduğuna ilişkin yanlış inanç, gebeliğin nesnel bulguları da eşlik eder, bunlar arasında abdominal büyüme (umbilikusun içi dışa doğru çevrilmemiş olsa bile), menstruel akıntının azalması, amenore, fetal hareket olduğuna ilişkin öznel duyum, bulantı, memelerde büyüme ve sekresyon ve beklenen doğum tarihinde doğum eylemi ağrıları vardır.
84
Endokrin değişiklikler de olabilir, ancak bu sendrom endokrin değişikliklere neden olan (örn. hormon salgılayan tümör) genel tıbbi bir durumla açıklanamaz.
2. Altı aydan daha kısa süreli olan psikotik olmayan hipokondriak semptomlar gösteren bir bozukluk.
3. Başka bir mental bozukluğa bağlı olmayan, 6 aydan daha kısa süreli olarak açıklanamayan fizik yakınmalarla (örn. yorgunluk ya da vücudun bitkin düşmesi) giden bir bozukluk.

A. Görünümündeki hayali bir kusur ile uğraşıp durma. Hafif bir fizik anomali varsa bile kişinin kaygısı buna göre belirgin olarak aşırıdır.B. Bu uğraş, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, mesleki alanlarda ya da işlevselliğin önemli diğer alanlarında bozulmaya neden olur.C. Bu uğraş başka bir mental bozuklukla daha iyi açıklanamaz (örn. Anoreksiya Nervozadaki vücut biçimi ve ölçüleriyle ilgili hoşnutsuzluk).300.81 Başka Türlü Adlandırılamayan Somatoform BozuklukBu kategori, herhangi özgül bir somatoform bozukluk için tanı ölçütlerini karşılamayan somatoform semptomları kapsar. Örnekleri arasında şunlar vardır.1. Psödosiyezis: Gebe olunduğuna ilişkin yanlış inanç, gebeliğin nesnel bulguları da eşlik eder, bunlar arasında abdominal büyüme (umbilikusun içi dışa doğru çevrilmemiş olsa bile), menstruel akıntının azalması, amenore, fetal hareket olduğuna ilişkin öznel duyum, bulantı, memelerde büyüme ve sekresyon ve beklenen doğum tarihinde doğum eylemi ağrıları vardır.84Endokrin değişiklikler de olabilir, ancak bu sendrom endokrin değişikliklere neden olan (örn. hormon salgılayan tümör) genel tıbbi bir durumla açıklanamaz.2. Altı aydan daha kısa süreli olan psikotik olmayan hipokondriak semptomlar gösteren bir bozukluk.3. Başka bir mental bozukluğa bağlı olmayan, 6 aydan daha kısa süreli olarak açıklanamayan fizik yakınmalarla (örn. yorgunluk ya da vücudun bitkin düşmesi) giden bir bozukluk.