2. Masterson Günleri Duyuru

Masterson Institute,New York & Psikoterapi Enstitüsü İşbirliğinde
P S İ K O A N A L İ T İ K  P S İ K O T E R A P İ
MASTERSON GÜNLERİ-II-

18-21 Haziran 2009
Bayramoğlu

A M A Ç
Kişilik bozukluklarını, kendilik gelişimindeki sorunların derinliği ve yoğunluğu ile ilişkili görünümsel bozukluklar olarak tanımlayan ve kendilik bozukluğu üçlüsü olarak adlandıran J.F. Masterson’un yaklaşımı hakkında teorik bilgi ve uygulama deneyiminin kazanılması.

KONULAR
Kendilik Bozukluklarının Tanı ve Tedavisinde Masterson Yaklaşımı
Analitik Tedavinin İlkeleri
Gelişimsel ve Nörobiyolojik Bağlanma Teorileri
Kendilik Bozukluklarının Ayırıcı Teşhisi
Borderline Kendilik Bozukluğu
Narsisistik Kendilik Bozukluğu
Şizoid Kendilik Bozukluğu
Kendilik Bozukluklarında Psikofarmakoloji
Travma ve Kendilik Bozuklukları

YÖNTEM
sunum
vaka sunumu
soru-cevap

SERTİFİKASYON ve KREDİLENDİRME
Masterson Enstitüsü ve Psikoterapi Enstitüsü imzalı Katılım Belgesi verilecektir.
Dört günlük eğitim, ileride Masterson Enstitüsünden alınacak eğitim çerçevesinde kredilendirilecektir.

KATILIM ÜCRETİ
Kontenjan sınırlı olduğu için ödeme yapanlar arasında kayıt sırasına öncelik verilecektir.
Hesap No:
Psikoterapi Enstitüsü
İş Bankası Bostancı Subesi
Şb. Kodu:1026 Hesap No: 866805

Erken kayıt (için son tarih 15 Mayıs 2009)
Enstitü Üyelerine*: 500 TL nakit / 550 TL kredi kartı-5 taksit + KDV
Üye olmayanlara : 600 TL nakit / 660 kredi kartı-5 taksit + KDV

Konferans kayıt
Enstitü Üyelerine*: 600 TL nakit / 660 TL kredi kartı-5 taksit + KDV
Üye olmayanlara : 700 TL nakit / 770 kredi kartı-5 taksit + KDV

Günlük Kayıt
175 TL + KDV

*Psikoterapi Enstitüsü Derneği giriş ve üyelik aidatlarını ödemiş olan üyeler yararlanabileceklerdir.

K O N F E R A N S  Y E R İ**
Eğitim ve Kongre Merkezi
Bayramoğlu Sahil Mahallesi Fatih Sultan Mehmet Cad.
No:285 Darıca-Gebze/KOCAELİ Tel : 0262 6536699 Fax : 0262 6536698
www.psikoterapi.org
www.psikoterapi.com
www.hipnoz.com

**Konferans süresince merkezimizde isteyen katılımcılara başvuru yaptıkları takdirde konaklama hizmeti verilecektir.

BAŞVURU VE KAYIT için
basvuru@psikoterapi.com

Tel: 0262 6536699
Mobile:0533 326 84 53
Uz.Psk.Nevhan VAROL

Masterson Enstitüsü

Masterson Enstitüsü, Masterson Grubu’nun ve onun hem kurucusu hem de müdürü olan James F. Masterson’un çalışmalarıyla hayata geçti. Bu çalışmaların yaygın şekilde kabul görmesi, Masterson Enstitüsü’nün Dr. Masterson tarafından bizzat eğitilmiş öğretim üyeleriyle, öğretim ve araştırma için, kar amacı gütmeyen bir organizasyon olarak 1977’de kurulmasına önayak oldu. Enstitü, Kendilik Bozukluklarının psikoterapisinde gelişimsel kendilik ve nesne ilişkileri kuramını geliştirmeye, bu yaklaşımı öğretmeye ve gelecekteki araştırmaları teşvik etmeye odaklanarak öğretim faaliyetleri için kurumsal bir şemsiye oldu.

Enstitünün ilk konferansı 1977’de gerçekleşti ve arkasından bir ve iki günlük konferanslar ve çalışma grupları şeklinde ülke çapında sunum yapıldı.  O zamandan beri, Enstitü New York ve San Francisco’da yıllık konferanslar  verdi. Bu konferanslar ve çalışma grupları daha yoğun eğitim için  talep yarattı ve New York (1986) ile San Francisco’da (1988) üç yıllık resmi lisans üstü sertifika programlarının oluşturulmasını sağladı. Ayrıca,  1987’de Spokane-Washington’da özel bir sertifika programı oluşturuldu ve değiştirilmiş bir eğitim programı da Kopenhag-Danimarka’da 1987) uygulamaya konuldu. Praetorie-Güney Afrika’da da 2008 yılında bir video konferans ile yeni bir eğitim programı başlatılmıştır. Aynı şekilde 2009 yılı itibariyle de benzeri bir eğitim sürecinin temelleri Türkiye’de Psikoterapi Enstitüsü ile hayata geçirilmiştir.

Dr. Masterson

Dr. Masterson, klinik araştırmalarla, Kişilik Bozukluklarının psikoterapisinde gelişimsel kendilik ve nesne ilişkileri yaklaşımının öncülüğünü yapmıştır. Dr. Masterson aynı zamanda Ergen Psikiyatrisi Derneği’nin kurucusu ve New York Bölümü’nün eski başkanıdır.

Dr. Masterson’un çalışmalarının özü, yazmış olduğu borderline ve narsisistik bozuklukların tedavisinde öne çıkan, gerçek kendilik alanındaki ilk çalışmaları da içeren ve birçoğu çeşitli dillere tercüme edilmiş olan kitaplarında anlatılmıştır.

Zeig, Tucker, Theisen tarafından yeni basılan  son kitabı “Bağlanma Teorisi ve Kendiliğin Nörobiyolojik Gelişimi açısından bakıldığında Kişilik Bozuklukları”, Davranış Bilimi Kitapları Servisi’nin de seçtiği bir kitaptır. (Bakınız: Club review @ <http://www.behavioralsciencebooks.com/

 

2. Masterson Günleri Program

P S İ K A N A L İ T İ K   P S İ K O T E R A P İ

M A S T E R S O N   G Ü N L E R İ -II-

18-21 Haziran 2009

Bayramoğlu

 

18 Haziran, Perşembe

 “TANI ve TEDAVİDE MASTERSON YAKLAŞIMININ GELİŞİMİ”

08:30-9:30       Açılış Konuşmaları

                Tahir ÖZAKKAŞ / Judith PEARSON / James F. MASTERSON (video-conferance)

09:30-11:00     “Analitik Tedavinin İlkeleri”  Candace ORCUTT

“ Oturum Başkanı :  Tahir ÖZAKKAŞ  ”

11:00-11:30      A R A

11:30-13:00      “Kendilik Bozukluklarının Teşhisinde Ayırıcı Tanı Kriterleri”Jerry KATZ

“ Oturum Başkanı  : Ahmet ÇORAK”

13:00-14:30                   Ö Ğ L E    Y E M E Ğ İ

14:30-16:00       “Kendilik Bozukluklarının Psikoterapotik Tedavisinde Masterson Yaklaşımı” Amandy CASSIDY

“ Oturum Başkanı  : Mehmet TEKNECİ  ”

16:00-16:30    A R A

16:30-18:00     Atölye Çalışması

Katılımcı Vaka Sunumları ve Soruları

“Oturum Başkanı : Nevhan VAROL  ”

 

19 Haziran, Cuma

“BORDERLINE KENDİLİK BOZUKLUĞUNA MASTERSON YAKLAŞIMI”

09:00-10:30    “Borderline Kendilik Bozukluğu” Judith PEARSON

“Oturum Başkanı : Funda GÜDÜCÜ SAĞIR ”

10:30-11:00    A R A

11:00-12:30      “ Borderline Kendilik Bozukluğuna Masterson Yaklaşımı” William GRIFFITHS

“Oturum Başkanı : Cenk KİPER ”

12:30-14:00    Ö Ğ LE   Y E M E Ğ İ

14:00-15:30     “Vaka sunumu: Düşük Düzey Borderline Kendilik Bozukluğu”William GRIFFITHS

“Oturum Başkanı : Fahri DAVULCU ”

15:30-16:00   A RA

16:00 -17:30    Atölye Çalışması

Katılımcı Vaka Sunumları ve Soruları

“Oturum Başkanı  :Judith PEARSON ”
 

20 Haziran, Cumartesi

“NARSİSİSTİK KENDİLİK BOZUKLUĞUNA  MASTERSON YAKLAŞIMI”

09:00-10:30       “Narsisistik Kendilik Bozukluğu” Jerry KATZ

           “Oturum Başkanı :Tahir ÖZAKKAŞ”

       10:30-11:00     A R A

11:00-12:30        “Narsisistik Kendilik Bozukluğuna Masterson Yaklaşımı”William GRIFFITHS

        “Oturum Başkanı : Hülya MACİT”

       12:30-14:00    Ö Ğ L E   Y E M E Ğ İ

14:00-15:30      “Vaka sunumu : Gizli Narsisistik Kendilik Bozukluğu”Carolyn BANKSTON

       “Oturum Başkanı : Ahmet ÇORAK ”

15:30-16:00   A R A

16:00-17:30     Atölye Çalışması

Katılımcı Vaka Sunumları ve Soruları

“Oturum Başkanı : Jerry KATZ ”

 

 

 

21 Haziran, Pazar

 

“ŞİZOİD KENDİLİK BOZUKLUĞUNA MASTERSON YAKLAŞIMI”

ve

“ PSİKOFARMOKOLOJİ ve TRAVMA”

        09:00-10:30  “Şizoid Kendilik Bozukluğu” Judith PEARSON

“Oturum Başkanı :Nevhan VAROL”

10:30-11:30      “Vaka sunumu : Şizoid Kendilik Bozukluğu” Amanda CASSIDY

      “Oturum Başkanı :Hülya Macit ”

       11:30-12:00   A R A

12:00-13:30:    “Travma ve Kendilik Bozuklukları” Candace ORCUTT

      “Oturum Başkanı : Emre Konuk”

       13:30-15:00  Ö Ğ L E    Y E M E Ğ İ

15:00-16:30       “Kendilik Bozukluklarının Psikofarmakolojisi” Murray SCHANE

      “Oturum Başkanı : Cenk Kiper ”

      16:30-17:00    A R A

17:00-18:30     Atölye Çalışması

Katılımcı Vaka Sunumları ve Soruları

    “Oturum Başkanı :Amandy CASSIDY”

      18:30-19:00   KAPANIŞ

Psikoterapi Doktorları

Psikoterapi Enstitüsü Başkanı

Uzm. Dr. Tahir ÖZAKKAŞ

  1. Uzman Doktor – Psikoterapistler
  2. Doktor – Psikoterapistler
  3. Uzman Psikolog – Psikoterapistler
  4. Psikolog – Psikoterapistler
  5. Uzman Psikolojik Danışman – Psikoterapistler
  6. Psikolojik Danışman – Psikoterapistler
  7. Sosyal Hizmet Uzmanı – Psikoterapistler

Psikoterapi Enstitüsü Personeli

Psikoterapi Enstitüsü Personel İletişim Bilgileri

Tel: +90 262 653 66 99

 

Yazışma Adresi

Bayramoğlu Mah. FSM Cad. No: 285/29 Terapi İş Merkezi, Darıca / KOCAELİ

1. Masterson Günleri Program

“MASTERSON YAKLAŞIMI ATÖLYE ÇALIŞMASI”

PROGRAM

1. GÜN

9 Aralık 2008 – Salı

08:00-09:00 Kayıt

09:00-10:00 Açılış Konuşması

“Türkiye’de Klinik Uygulamalarda Masterson Yaklaşımı” Tahir Ozakkas

10:00-11:15 “Borderline Kişilik Bozukluğu” Judith Pearson

11:15-11:45 ARA

11:45-13:15 Atölye /Judith Pearson

“Borderline Kişilik Bozukluğu üzerine katılımcı vaka sunumları, sorular ve tartışma”

13:15-14:15 ÖĞLEN YEMEĞİ

14:15-15:30 “Narsistik Kişilik Bozukluğu” Jerry Katz

15:30-16:00 ARA

16:00-17:30 Atölye / Jerry Katz

“Narsisistik Kişilik Bozukluğu üzerine katılımcı vaka sunumları, sorular ve tartışma”

 

2.GÜN

10 Aralık 2008 – Çarşamba
09:00-10:15 “Şizoid Kişilik Bozukluğu” Amanda Cassidy
10:15-10:45 ARA

10:45-12:15 Atölye / Amanda Cassidy

Şizoid Kişilik Bozukluğu Üzerine Katılımcı Vaka Sunumları, Sorular ve Tartışma
12:15-13:15 ÖĞLEN YEMEĞİ

13:15-16:00 DVD İZLENCESİ

“Düşük Düzey Bordeline Kişilik Bozukluğu olan bir hastanın tedavisi”

Dr.Ralph Klein

16:00-16:30 Soru-Tartışma ve Genel Değerlendirme

Grup Terapileri

GRUP PSİKOTERAPİLERİ
Grup psikoterapisi ile hipnoterapinin ne alakası vardır diye sorabilirsiniz.
Literatürde grup hipnozlarından bahsedilmesine rağmen, bir kaç çalışmam
haricinde bugüne kadar ciddi bir grup hipnozu çalışması yapmadım. 1980
yıllarında bir grup enürezisli yurt öğrencisi üzerinde yaptığımız grup
hipnozu , dolayısıyle grup psikoterapisini bu çalışmalarım arasında
sayabilirim.
Konumuzun başında da belirttiğim gibi tedavilerde eklektik bir yaklaşım
izlemekteyim. Bu anlamda bireysel hipnoterapi uyguladığım hastalarımdan
uygun gördüklerimi grup terapisine de almaktayım. Uygun vaka seçiminde grup
terapisinin çok yararlarını ve olumlu sonuçlarını mütalaa ettim. Bu
çerçevede grup terapisinin, hipnoterapi ile yakından ilgisi bulunmaktadır.
Grup tedavilerinin tarihine baktığımızda, bilimsel anlamda ilk kez 1907
yılında Pratt tarafından veremli hastalara uygulandığını görüyoruz. Veremli
hastalarla görüşme, onlardan bilgi alma ve onlara bir takım direktifleri
verme olarak haftada iki kez uygulama yapan Pratt, hastalarından çok olumlu
tepkiler almıştır. Daha sonraları bu yöntem yaygınlaşmış ve bir çok alana
girmiştir. Sadece psikiyatri departmanlarını değil etkileşim grupları
altında tüm ülkeleri sarmıştır. Alkolikler, şeker hastaları, dullar, sorunlu
kadınlar, sigara bağımlıları, uyuşturucu bağımlıları bu tip gruplar
oluşturmuş ve birbirlerine yardımcı olmaya çalışmışlardır.
Bu arada grup terapileri psikiyatri kliniklerinin vazgeçilmez araçları
haline gelmiştir. özellikle bireysel psikoterapinin zaman ve hekim yönünden
yetersiz kaldığı dönemlerde cankurtaran simidi özelliğini kazanmıştır.
Özellikle 2. dünya harbinden sonra görülen asker ve sivillerin
problemlerinde yaygın olarak kullanılmıştır.
Kendiliğinden başlayan bu çalışmalar, yavaş yavaş bilimsel incelemlere,
kontrollü çalışmalara kadar uzanmış. Her psikoterapi okulu veya anlayışı
kendine has bir grup terapi tekniği geliştirmiştir. Konuya birazda
eleştirisel bir yaklaşım tarzı ile inceleyen meşhur grup terapi lideri
irwing Yalom şunları açıklamaktadır."Serbest etkileşim özellikleri gösteren
bir grup, bazı yapısal sınırlamalarla birlikte zamanla katılanların
toplumsal bir mikrokosmosuna dönüşecektir. yeterli bir zaman verildiğinde
her hasta kendisi olmaya çalışacaktır. Kişi grup üyeleriyle tıpkı kendi
toplumsal ortamı içindeymişçesine ilişki kuracak, grupta alışageldiği
kişiler arası evreni yeniden yaratacaktır. Başka bir deyimle, kişilerarası
uyumsuz toplumsal davranışlarını grup içinde göstermeye
başlayacaklardır;onlar açısından patolojilerinin tanımlanması
gerekmektedir:Er veya geç bunu grup üyelerinin gözleri önüne sereceklerdir.
Bu kavramın grup terapisinde büyük önemi vardır ve grup terapisi
yaklaşımının bütünün dayandığı bir temel oluşturur. Bu durum, her bir
terapistin gruptaki olaylar hakkında algı ve yorumlarının ve tanımlama için
kullandıkları dilin bağlı oldukları ekole göre değişmesine karşın
klinisyenler tarafından geniş biçimde kabul görmektedir. Freudcular
hastaları diğerleriyle ilişkileri çerçevesinde oral, sadistik veya
mazohistik gereksinimlerini ortaya koyar tarzda görebilirler; nesne
ilişkileri teorisyenleri bölünme (splitting), yansıtıcı özdeşim (projective
identification), idealleştirme (idealization), ayna gibi yansıtma
(mirroring), değersizleştirme (devaluation), üzerine odaklaşabilirler;
davranışı düzeltmeye yönelik terapistler yönetme (conning) ve sömürücü
davranışı (exploitative behavior) ön plana alabilir; bazı sosyal psikologlar
egemenlik, etki etme veya dahil olmaya ilişkin türlü çabaları öncelikle
gözönüne alabilir; Adlerciler daha fazla olarak telafi edici davranıştan söz
açabilir ve doğum sırasını göz önüne almaları (en küçük kız kardeş, büyük
erkek kardeş gibi) olasıdır; Karen Horney'i izleyenler enerjilerini tarafsız
ve ilgisiz görünmeye harcayan ayrı ve boyun eğmiş kişiler ve diğerlerinin
yanlışlarını kanıtlayarak kendi doğruluklarını doğrulamaya çalışan
gururlu-kinci kişiler üzerine dikkatlerini yöneltebilrler." (Yalom,
s:27,1992)
Grup tedavilerinde tedavi edici etmenleri belirli başlıklar altında toplamak
mümkündür.Bunlar;
1. Umut aşılama,
2. Evrensellik,
3. Bilgisel katkıda bulunma
4. Özverili olma ve fedakarca davranma,
5. Birincil aile özelliklerinin grupta tekrar yaşanması ve bunun tedavi
edici özelliği,
6. Toplumsallaştırıcı tekniklerin gelişimi,
7. Taklitçi davranış,
8. Karşılıklı öğrenme,
9. Grup bağlılığı,
10. Duygusal boşalım (Katarzis),
11. Varoluş etmenleri.

Kişilerarası bir etkilenme ve öğrenme  süreci olan grup terapisinde beklenen
etkiler ve yararları şu  ana başlıklar altında incelemek mümkündür.;
1. Kişilerarası ilişkilerin önemi;
2. Tedavi edici coşkusal yaşantı ve tecrübe;
3. Grubun bir toplumsal mikrokosmos olma niteliği.
Bu ilkeler mantıksal bir sıralamaya sokulduğu takdirde kişilerarası öğrenme
mekanizmasının tedavi edici bir etmen olma niteliği daha açık olmaktadır.
1. Psikiyatrik semptomatoloji kişilar arası bozuk ilişkilerden
kaynaklanmaktadır. Psikoterapinin görevi çarpık olmayan, doyurucu
kişilerarası ilişkilerin nasıl geliştirileceğinin öğrenilmesinde hastaya
yardımcı olmaktır.
2. Kendi gelişimini sağlayan psikoterapi grubu katı yapısal kısıtlamalarla
engellenmez, toplumsal bir mikrokosmosa, her bir hastanın toplumsal evrenin
minyatür hale getirilmiş bir temsiline dönüşür.
3. Grup üyeleri karşılıklı onaylama ve iç gözlem yoluyla kendi kişiler arası
davranışlarının çeşitli yönlerinin, kendi güçlerinin, sınırlarının,
parataksik çarpıtmalarının ve diğer insanlara karşı istenmeyen tepkilere
neden olan uyumsuz davranışlarının farkına varırlar. Geçmişte bir dizi
yıkıcı ilişkisi olan ve bunların ardından reddedilmeyi yaşayan hasta bu
yaşantıları diğerleri açısından yorumlamayı başaramamıştır. Başkalrının
ondaki güvensizliği sezmeleri ve normal toplumsal ilişkilerde etiket koyarak
davranmaları nedeniyle kişi hiçbir zaman neden reddedildiğini
anlayamayacaktır. Bu nedenle, hasta hiçbir zaman davranışının sakıncalı
yönlerini ayırt etmeyi ve kendinin neden kabul edilemez bir kişi olduğunu
öğrenememiş olacaktır. Terapi grubu tam bir geri bildirim içinde
destekleyici yönüyle böylesi bir ayırt etmeyi olanaklı kılmaktadır.
4. Düzenli bir kişilerarası ilişki dizisi oluşur:
	a. Patolojinin ortaya konması (üye diğerinin davranışını ortaya kor)
	b. Kişinin geribildirim ve iç gözlem yoluyla:
		1. Davranış açısından daha iyi bir gözlemci olması
		2. Davranışının etkilerini şu yönlerden değerlendirmesi
			a. Diğerlerinin duyguları
			b. Diğerlerinin kendisi hakkında kanıları;
			c. Kendi kendisi hakkında edindiği kanılar;
5.Bu zincirin bütünüyle farkına varan hasta, bunlardan kaynaklanan kişisel
sorumluluğun da farkında olur. Her birey kendi kişiler arası ilişkiler
dünyasının yaratıcısıdır.
6. Bu kişilerarası ilişkiler dünyasında kişisel sorumluluğu bütünüyle
kabullenen birey ardından bu keşfin sonuçlarını yakalmaya başlayabilir: Bu
dünyayı yaratan kişi, aynı zamanda onu değiştirebilen tek kişidir.
7. Bu bilinçlenmenin derinliği ve anlamlılığı sonuçlardan etkilenme
derecesiyle doğru orantılıdır. Bir yaşantı ne denli gerçek ve ne denli
coşkusalsa, etkisi o denli güçlüdür; ne kadar nesnelleştirilmiş ve
düşünselleştirilmişse öğrenme açısından o kadar etkisizdir.
8. Bu bilnçlenmenin bir sonucu olarak hasta diğerleri ile ilişki de yeni
yolları göze alarak aşamalı bir biçimde değişim geçirir. Değişimin
gerçekleşmesi olasılığı şu koşulların bir işlevidir:
	a. Hastanın değişim güdülenimi ve uygulamakta olduğu davranış
tarzının doğurduğu kişisel rahatsızlık ve doyumsuzluğun derecesi;
	b. Hastanın gruba ilgisi, yani grubu kabullenmenin hasta için ne
derece önem taşıdığı;
	c. Hastanın karakter yapısının ve kişiler arası davranış biçiminin
katılığı
9. Davranıştaki değişim iç gözlem ve diğer üyelerden kaynaklanan
geribildirim yoluyla kişiler arası öğrenmede yeni bir dönüm noktası
oluşturabilir. Bundan başka hasta şimdiye dek söz konusu davranışı
engelleyen, korkulan bazı felaketlerin akıldışı olduğunu kavrar; bu yeni
davranış ölüm, yıkım, terkedilme, alay edilme, yerin dibine geçme gibi
felaketlere yol açmıştır.
10. Toplumsal mikrokosmos kavramı iki yönlüdür. Davranışın dış görünümü
grupta belirgin hale geçmekle kalmaz, grupta öğrenilen davranış sonuçta
hastanın toplumsal çevresine aktarılır ve grup dışındaki kişiler arası
davranışlarında değişiklikler ortaya çıkar.
11. Uyumsal bir sarmal (adaptive spiral) aşamalı olarak önce grup içinde,
sonra dışında harekete geçirilir. Kişiler arası çarpıklıklar azaldığından
olumlu karşılığı bulunan ilişkileri biçimlendirme gücü artar. Toplumsal
bunaltı azalır; diğerleri bu davranışa olumlu tepki verir ve hastaya karşı
daha fazla onay ve kabul gösterir,bu durum benlik değerini daha da yükseltir
ve değişimi daha da artırır. Sonuçta uyumsal sarmal profosyonel terapinin
gerekmediği ölçüde özerklik ve yarar sağlar.
Bu aşamaların herbiri için terapistin sağlayacağı kolaylıklara ihtiyaç
vardır. Terapistin farklı davranış grupları ortaya koyması gerekir: Özel
geribildirimler sağlama, iç gözlemi destekleme, sorumluluk kavramını
açiklama, risk almayı destekleme, felaket getirici sonuç fantezisini
onaylamama, öğrenilenin aktarılmasının desteklenmesi ve benzerleri gibi."
(Yalom, s:40-41, 1992)
Carl Rogers'e göre ideal bir terapist hasta ilişkisinde yaşanması gereken
iletişim veya süreç şu şekilde olmalıdır:
"Hasta duygularını dışa vurmada giderek özgürleşir.
Gerçeği sınamaya başlar ve çevresiyle, kendisiyle, diğer kişilerle ve
yaşantılarıyla ilgili duyguları ve algıları konusunda daha ayırt edici olur.
Yaşantıları ve kendine ilişkin kavramları arasındaki uygunsuzluğun giderek
farkına varır.
Önceden yadsıdığı veya bilinç alanında çarpıttığı duygularının da farkına
varır.
Terapistin koşulsuz ve olumlu ilgisiyle giderek tehditsiz yaşayabilmeye
kendine karşı koşulsuz ve olumlu bir ilgi duyabilmeye başlar.
Kendini giderek bir nesnenin veya yaşantının oluşmasında ve bir değer
kazanmasında odak noktası olarak görmeye başlar.
kendisini başkalrının nasıl değerlendirdiği konusundaki algısından çok söz
konusu algının kendi gelişimini olumlu biçimde etkilemesine göre eylemlerde
bulunur." (Yalom, s:53, 1992)
Grup terapisinde tüm amaç hastanın kendisi ve çevresi ile olan
barışıklılığını sağlamaktır. Bunu sağlarken her bireyde doğuştan mevcut olan
bir takım mekanizmalrın önündeki engelleri kaldırmak hekimin görevidir.
Hekim bu anlamda sadece bir yol gösterici bir rehber konmundadır. Zaman
zaman telkin verivci, zaman zaman ikna edici, zaman zaman iyi bir dosttur.
Hekimin tedavideki hedefi aşağıdaki gerçekleri hastaya kabul ettirmektir.
Bunlar;
"1. Kendim için yarattığım dünyayı yalnızca ben değiştirebilirim.
2. Değişmekte bir tehlike yoktur.
3. Gerçekten istiyorsam değişmem gerekir.
4. Değişebilirim, güçlüyüm."
Grup terapileri, bireysel hipnoterapi ile birlikte yürütülebilir. Özellikle
hipnodramalar sayesinde oluşturulmaya çalışılan yeni kişiliğin ilk sınama ve
deneme laboratuvarı bu grup terapileri olabilir.