Masterson Vefat Haberi

Dr. Masterson, klinik araştırmalarla, Kişilik Bozukluklarının psikoterapisinde gelişimsel kendilik ve nesne ilişkileri yaklaşımının öncülüğünü yapmıştır. Dr. Masterson aynı zamanda Ergen Psikiyatrisi Derneği’nin kurucusu ve New York Bölümü’nün eski başkanıdır.

Masterson Yaklaşımı

Ruh sağlığı alanında çalışan uzmanlara ve bu alana yönelmiş öğrencilere , psikanalitik psikoterapi uygulamalarından biri olan J.F. Masterson ‘ın “Terk Depresyonu Kuramı” hakkında ihtiyaç duyabilecekleri bilgi ve deneyimin paylaşılması.

Hücum Tedavisi Programı

1.Gün Sabah: Hastanin psikoterapi odasina alinmasi, videokayit cihazinin çalistirilmasi ve hastanin anamnezinin kaydedilmesi. Bu süreç içerisinde hastadan psikiyatrik hikayesi alindi. Kimlik bilgileri, hastalik öncesi hikayesi, geçirdigi hastaliklar kaydedildi.
Anamnezinde; prenatal ve perinatal hikayesi, erken çocukluk dönemi (Dogumdan üç yasina kadar), orta çocukluk dönemi (3-11 yas arasi ), geç çocukluk dönemi (ergenlik dönemi), erişkinlik dönemi, psikoseksüel gelisimi ve aile hikayesi alindi.

Geç çocukluk döneminde sosyal iliskileri, okuldaki durumu, kognitif ve motor gelisimi , ruhsal ve fiziksel problemleri, cinsellikle iligili tutum , davranis ve gelisimi sorgulandi. Erişkinlik döneminde; is hayati, evlilik ve çevresi ile iliskileri, egitim ve ögretimdeki durumu, dini inançlari, sosyal aktiviteleri, yasadigi mekanin durumu ve özellikleri, yasalarla ilgili hikayesi ögrenildi.

Ögleden Sonra: Zihindel Durum Muayenesi yapildi. Zihindel durum muayenesinde genel degerlendirmede; görünümü, davranis ve psikomotor aktivitesi, doktora karsi yaklasimi degerlendirildi. Duygudurum ve affektleri açisindan; hastanin duygudurumu, jest ve mimikleri, duygudurumun jest ve mimiklere uygunlugu incelendi. Konusmanin yapisi, niteligi, içerigi, sürati degerlendirildi. Algilama ve kavramanin durumuna bakildi. Düsüncenin sekil ve içerik açisindan durumu incelendi. Daha sonra hastanin algilama ve bilissel yetileri incelendi. Hastanin zekasi, soyut düsünme yetenegi ve içgörü seviyesi degerlendirildi. Suur seviyesi, oryantasyonu, hafizasi, konsantrasyon ve dikkat yetenegi, okuma ve yazma kapasitesi, visuospatial algilamasi, soyut düsünce durumu ve zekasi kontrol edildi. Ayrica hastanin dürtü kontrol durumu ve içgörü yetenegi degerlendirildi. Gerekli görülen hastalarda; genel fizik muayene, nörolojik muayene, ilave psikiyatrik görüsme tekniklerinin uygulanmasi, laboratuvar ve psikometrik testlerin uygulanmasi yapildi.

2. Gün Sabah: Hasta hakkinda düsünülen pozitif ve negatif bulgular listelendi. Tüm elde edilen verilerden yola çikilarak bir hastalik formülasyonu olusturuldu. Hastaya konan teshis çerçevesinde psikodinamik bir formülasyon netlestirildi ve buna uygun bir tedavi plani yapilandirildi.. Hasta hakkinda düsünülen teshisin ve psikodinamik formülasyonun dogrulugunu test etmek amaci ile ileri soru ve incelemeler yapildi ve hatalarin önüne geçilmeye çalisildi.

Ögleden Sonra: Hastanin bütüncül formülasyon perspektifinde rahatsizliginin hangi anksiyete bozuklugu kümesine girdiginin tesbiti yapildi. Fobik, obsessif kompulsif ve anksiyöz kümelerinde olan bu hastalarin, anamnezlerinden elde edilen bilgiler çerçevesinde bozuklugun davranissal, bilissel ve psikodinamik ögelerinin neler oldugu ortaya kondu. Davranissal ögeleri agirlikli olan hastalar için davranisçi bir yaklasimla tedavi hedefleri gelistirildi ve tedavi plani olusturuldu. Bilissel çarpitmalari agirlikli olan hastalar için buna uygun tedavi hedefleri ve stratejileri gelistirildi. Psikodinamik agirlikli bir formülasyon üzerinde duruluyor ise içgörü yönelimli kisa dinamik psikoterapi hedefleri ve stratejilerinin tesbiti yapildi.

3. Gün Sabah: Hasta psikiyatrik bir ön egitime alindi. Bu psikiyatrik egitimde insanin biyopsikososyal gelisimi hastaya algilayabilecegi seviyeden anlatildi. Zihindel yapinin davranislarini nasil belirledigi anlatildi. Davranissal kaliplarin ve beyindeki otomatik releks cevaplarin nasil olustugu örnekleri ile aktarildi. Davranissal açidan normal ve patolojik davranisin nasil ögrenildigi ve uygulandigi aktarildi. Davranissal hatalardaki sosyal ögrenme teorisi, modelleme ve genelleme gibi konular üzerinde duruldu. Bilissel yeteneklerimizin gelismesi ve algilarimizdaki subjektivitenin etkisini göstermek amaci ile sistematik hatalar hastalara tek tek anlatildi. Bunlar arasinda ; selektif seçicilik, asiri genelleme, küçültme, abartma, ya hep ya hiç tarzinda düsünme, bireysellestirme ve keyfi çikarsama üzerinde oldukça yogun duruldu. Otomatik düsünceler ve bilinç disi afonksiyonel semalarin ne oldugu ve nasil çalistigi anlatildi. Düsünce ve duygulanim arasindaki etkilesme döngüsünün nasil bedensel yapimizi etikledigi ve otonom sinir sistemimizde ne tür etkilere yol açtigi aktarildi.

Ögleden Sonra:
Dinamik formülasyona uyan hastalara daha da agirlikli olmak üzere bebegin psikoseksüel gelisimi aktarildi. Psikoseksüel dönemdeki takintilarin ne tür ruhsal bozukluklara yol açabilecegi hastalari izah edildi. Zihindel yapimizin Freudiyen nazariye çerçevesinde id, ego ve süperego ile bilinç, bilinç öncesi ve bilinçdisi kavramlari basitlestirilerek anlatildi. Id, ego ve süperego’nun arasindaki dengenin nasil saglandigi ve bu denge bozukluklarinda meydana gelen anksiyetenin temel nedenlerinin neler olabilecegi aktarildi. Ego’nun düzenleyici rolünün önemi ve bu rolünü yerine getirirken kullandigi savunma düzeneklerinin neler oldugu anlatildi. Bozuklugun içgörüsünün yakalanabilmesi açisindan savunma düzeneklerinin nasil çalistiginin hasta tarafindan çok iyi bilinmeliydi. Bu nedenle tüm savunma düzenekleri hastaya örnekleri ile birlikte tek tek anlatildi.

4. Gün Sabah: Hastaya verilen tüm bilgi ve egitim materyalinin hastanin kendi hayati ile iliskilendirilmesi yapildi. Hastanin kendi hayat hikayesinden alinan çarpitmalar, otomatik düsünceler, davranissal kaliplar, savunma düzenekleri hastanin tolere edebilecegi seviyede aktarildi. Hastanin yazmaya basladigi günlükleri ve getirdigi rüya materyalinin yorumu üzerinde duruldu. Hastaya ilk imajinasyon testleri yaptirildi. Imajinasyonunun nasil gelistirecegi ve vucut relaksasyonunun nasil olusturacagi ile ilgili teknik bilgiler verildi. Hastayi mayalamak amaci ile daha önce Dr. Tahir Özakkas tarafindan hazirlanmis olan bir hipnotik trans seansi videokaseti seyrettirildi. Bu hipnotik trans kasetinde; bilinç ve bilinçdisi kavraminin ne oldugu, savunma düzeneklerinin nasil çalistigi, posthipnotik telkinlerin sujeler tarafindan nasil uygulandigi ve bu uygulamalarini bilinç seviyesinde nasil izah ettiklerini, bilissel çarpitmalarin nasil çalistigini bir objektif örnekle seyretme ve içgörü kazanma imkanina sahip oldular.

Ögleden Sonra: Hastalar gelistirdikleri imajinasyon çalismalari ile hipnotik transa hazir hale getirildiler. Dr. Tahir Özakkas tarafindan hazirlanmis olan “Otohipnoz ve Relaksasyon” ses kaseti dinlettirilerek hipnotik transa alindilar. Hipnotik transa giremeyen hastalarin dirençlerini yok etmek için yardimci bir takim teknikler kullanilarak hastalarin transa alinmasi saglandi. Hastalar orta seviyede bir hipnotik trans konumunda muhafaza edildiler. Hastalar kataleptik vaziyette iken motor koordinasyonlarini kaybetmekte, ancak bilinçlerini hafif bir bulaniklikla birlikte muhafaza ettiler. Bu hal bir nevi hipnogojik bir duruma benzemekteydi. Bu dönemde hastalarin bir rüya görmeleri istendi. Rüyalar ya hekimin senaryolastiridigi bir çerçevede telkinle olusuturuldu ya da spontan olusmasina izin verildi. Bu rüya içeriginin yorumlanmasi ile bozuklugun bilinç disi nedenleri veya etkili olan travmatik hadiselerin boyutlari anlasilmaya çalisildi. Bu rüya içeriginin trans boyunca yorumlanmasi ve bu yorumlarin dogrulugunun ayni anda rüya içerigine müdahale ederek uygun olup olmadigi test edilmesi mümkündü. Bu durum tedavinin basinda hekim tarafindan yapilan formülasyonun geçerli olup olmadigini hekime geri bildirim seklinde bildiriyordu.

5. Gün Sabah: Hastanin günlüklerinin ve rüyalarinin üzerinde duruldu. Hasta hipnotik transa alindi. Hipnotik transta standart imajlarin görülmesi temin edildi. Bu standart imajlarin durumu dikkatli bir sekilde not edildi. Standart imaj olarak orman, göl, akarsu, orman içinde bir ev, evdeki albüm, dag, orman içinde antik bir sehir , antik sehrin yeraltindaki odalari imajine ettiriliyordu. Bu imajlardan projektif bir test gibi istifade ediliyor ve sembolizasyonun analizi yapiliyordu. Imlajlardaki saglikli ögeler ve patolojik ögeler ayristiriliyordu. Patolojik ögeler konusundaki yargilar baska imajlarla kontrol ediliyor, dogrulugu onaylanirsa o imajlari degistirmeye yönelik telkin tedavisi ve yeni senaryolor ve yardimci ego güçleri olusturulmaya çalisiliyordu. Bu imajlarda ego güçleri arasindaki uyumsuzluklar ortaya konuluyor, bozukluga neden olan ego güçleri hekimin de desteklemesi ile diger ego güçleri tarafindan zayiflatiliyor veya ortadan kaldiriliyordu. Fobik hastalar için fobik ortam ,bu hipnodrama da kontrollü olarak olusturuluyor, hastanin birebir tepkilerini ve dirençlerini ölçmek mümkün oluyordu. Hipnodrama sayesinde hastalar fobik uyarana karsi güçlü ve kisa süre içerisinde desensitize edilmeye çalisiliyordu. Obsessif-Kompulsif hastalar için yüzlestirme ve cevap engelleme gibi davranisçi ve kognitif teknikler hipnotik trans altinda hipnodrama ile mükerrer defalar yapildi. Kisinin kompülsiyonlarini önleme gücü ve obsesyonlari ile basetme yetenekleri bu sekildi artirildi. Anksiyöz hastalarin anksiyetelerini kontrol altina alabilmeleri için otohipnoza girmeleri ögretildi. Hipnotik trans altinda olumlu düsünce ve olumlu imajlarla duygudurumunu degistirebilme ve bedensel degisiklikleri olumlu olarak yorumlayip onlari kontrol edebilme deneyimi kazandirildi.

Ögleden Sonra: Hastanin sabah yapilan transi ile ilgili yorumlar yapilarak hastanin hastaligi ile ilgili bir içgörü kazanmasi temin edilmeye çalisildi. Egosunun kaldiramayacagi çatismali yorumlardan kaçinildi. Hasta hipnotik transa alindi. Standart imajlar verildi. Bu imajlardaki olumlu ve olumsuz degisiklikler irdelendi. Hastanin tedaviye yaklasim tarzi ve tedaviden beklentileri ile ilgili imajlarin neler oldugu üzerinde duruldu. Tedaviye karsi negatif hisler, dirençler ile tedaviden asiri beklentiler öncelikle farkedilerek gerekli önlemler alindi .Olayin rasyoneli tekrar tekrar aktarildi. Hastanin spontan rüya görmesi için trans altinda telkin yapildi. Spontan rüya ile hastanin öncelikle dile getirmek istedigi duygulari açiga çikartildi. Dinamik formülasyona uyan hastalara hipnotik trans altinda hayat hikayeleri hipermnezik ve ekmnezik bir yaklasimla tekrar anlattirildi. Travmatik kaynaklara ulasilmaya ve katarzis temin edilerek olusmus bilinçdisi negatif yüklenmenin bosaltilmasina çalisildi. Katarzis temin edilen hastalarda büyük bir rahatlama oldugu gözlendi. Bu rahatlamadan yola çikilarak bozuklugun tamamen yok edilebilmesi için travmatik kaynaklara ulasmak ve nesne iliskilerini tekrardan bugünkü düzlemde yeniden kurmak için çalismalar yapildi. Bu çalislmalarda yine hipnodramaya büyük agirlik verildi.

6. Gün Sabah: Günlükler ve getirilen rüya materyali üzerinde duruldu. Birgün önceden verilen ev ödevlerinin yapilip yapilmadigi arastirildi. Basarilamayanlarin nedenleri üzerinde duruldu. Bir gün önceki hipnodramadaki imajlarin uygun olanlarinin yorumu yapildi. Hastaya rüya analizleri ve sembol dili ile ilgili bilgiler verilerek rüyalarinin analizi ve bilinç disi çatismalarinin algilamasi ögretildi. Hastaligin rasyoneli ve formülasyonu hasta ile birlikte gözden geçirildi. Hatali veya yanlis bulunan ögeler üzerinde durularak yeniden yapilandirilmaya çalisildi. Bu konuda hastanin aktif is birligi saglandi. Hastanin tedavisi ile ilgili yeni hedefler ve yeni stratejiler gelistirildi. Bu hedeflere ulasmak için uygulanmasi gerken teknikler üzerinde dikkatli bir sekilde duruldu.

Ögleden Sonra: Hastanin gün ile ilgili yorumu dinlendi. Bir istegi olup olmadigi soruldu. Herhangibir önerisi yoksa otohipnoz teknigini nasil kullanacagi ögretildi. Tedavi odasinda hekimin yaninda kendi kendine hipnotik transa girmesi önerildi. Otohipnozu basarip basaramadigi gözlendi. Hatali uygulamalari düzeltildi. Otohipnoza girdikten sonra hipnodrama ve standart imajlar uygulandi. Sstandart imajlardaki degisime göre tedavi programi revize edildi. Hastanin durumuna göre hipnodrama içerisinde aktif yeni senaryolar olusuturularak hastanin bozuklugunu yenmesi için telkin ve motivasyonlar verildi. Hasta taranstan çikartildi gerekli ev ödevleri verildi ve gönderildi.

7. Gün Sabah: Hastanin günlügü okundu, rüyalari dinlendi ve yorumlari yapildi. Hastanin tedaviye olan uyumundaki aksakliklar üzerinde duruldu. Ortaya çikan yogun direnç mekanizmalarinin ne oldugu , direnç mekanizmalarinin nasil çalistigi ve hastaliktan dogan sekonder kazançlarin neler oldugu anlatildi. Tedaviyi baltalayarak tedavinin basarisini engellemeye çalisan kimlik ögelerinin nasil çalistigi, bunlara karsi nasil mücadele edilmesi gerektigi ile ilgili bilgiler verildi. Hasta hipnotik transa alindi. Hipnotik transta standart imajlar uygulandi. Transta iken Dr. Tahir Özakkas arafindan hazirlanan olumlu ve olumsuz ego güçlerinin çatismasini simgeleyen “Tiyatro Sahnesi” isimli ses kaseti hastalara dinletilerek olumlu ego güçlerinin bu savasi kazanmasi temin edilmeye çalisildi.

Ögleden Sonra: Hastanin direnç mekanizmalari üzerinde duruldu. Hastanin rahatsizligi nedeni ile elde ettigi sekonder kazançlari konusunda içgörü kazanmasi ve bunlardan vazgeçerek daha saglikli hedeflere yönelmesi temin edilmeye çalisildi. Bilissel-davranissal tedavi tekniklerinin hangisinin daha yararli olabildigi konusunda tartisma yapildi. Zorluklarin nasil asilacagi ve yeni hedeflere nasil ulasilacagi ile ilgili bilgiler verildi.Hastanin izolasyondan siyrilarak duygularini daha rahat ifade edebilen ve paylasabilen bir birey haline gelmisine yardimci olundu.

8. Gün Sabah: Hastanin günlügü okundu, rüyalari dinlendi ve yorumlari yapildi. Hastanin olumsuz düsüncelerinin neler oldugu ve bu olumsuz düsüncelerin otomatik olarak nasil ortaya çikmtigi üzerinde duruldu. Otomatik düsünceleri olusturan daha altta duran afonksiyonel bilinçdisi semalarin neler oldugu üzerinde duruldu. Bu semalarin nerelerden kaynak aldigi ve niçin bunlarin tartismaya açilmadigi ile ilgili sorgulama yapildi. Bu semalarla ilgili içgörü kazandirilmaya çalisildi. Hasta hipnotik transa alindi, Dr. Tahir Özakkas tanrafindan hazirlanmis “Olumsuz Düsünceleri Yok Etme” kaseti dinletilerek, olumsuz düsüncelerin imajla yok edilmesine ve olumlu ego güçlerini destek verilmeye çalisildi.

Ögleden Sonra: Hastadan günün yorumu dinlendi ve içgörü kazandigi konulari aktarmasi istendi. Basarabildiklerini ve basaramadiklarini ifade etmesine imkan verildi. Basarisizliklarin üzerinde tartisma yapilarak çikis yollari birlikte arandi. Hasta hipnotik transa alindi “Olumsuz düsünceleri yok etme ” ses kaseti dinlettirildi. Hasta transtan çikartildi. Ev ödevleri üzerinde tartisilarak ev ödevleri verildi.

9. Gün Sabah: Hastanin günlükleri okundu, rüyalari incelendi ve gerekli yorumlar yapildi. Daha önce doktor tarafindan önemli görülmüs bulunan videokaset fragmanlari hasta ile birlikte izlendi. Hata kendindeki degisimleri, bu kasetler vaitasi ile objektif olarak yakaladi. Farkina varamadigi davranis, tutum ve yaklasimlarindaki olumsuz ve olumlu ögeleri tekrar degerlendirme imkanina kavustu. Hayat hikayesini tekrar dinleyerek tekrardan yorumladi. Gereksiz ayrintilari, anlatilmadan geçen ve saklanan ögeleri, bunlarin arkasindaki dinamik güçleri bizzat görmesi temin edildi. Degisik ego state’lerdeki tepkilerinin ve yaklasimlarinin farkliligini farketmesi istendi. Hasta hipnotik tarns altindaki kasetlerini de seyrederek aldigi egitim ve bilgiler çerçevesinde o güne kadar doktor tarafindan yapilmayan yorumlari da yapma imkanini buldu. Bundan sonraki hayatinda daha saglikli adimlar atmasi için bir takim çözüm anahtarlarini eline geçirdigini, en azindan hangi problem karsisinda ne yapmasi gerektigini ögrenmis oldu

Ögleden Sonra: Hastadan günün yorumu dinlendi. Belirlenen videokasetlerin izlenmesine devam edildi. Bu video kasetler üzerinde yorumlama, içgörü kazanma ve elestirme gibi hususlar üzerinde durularak tesbit edilen hedeflere ulasilmaya çalisildi.. Yeni bir kimligin yeniden yapilandirilmasi ve restorasyonu için ego’nun saglikli ve rasyonel yapisindan istifade edilmeye çalisildi. Uzun vadeli saglikli hedefler ortaya konuldu.

10. Gün Sabah: Hatanin günlükleri okundu, rüyalari incelendi ve gerekli yorumlar yapildi. Tedavi programi genel olarak gözden geçirildi. Nereden baslanildigi nereye gelindigi tartisildi. Yapilabilenler ve yapilamayanlar gözlendi. Tedavi strateji ve tekniklerinde eksik olup olmadigi tartisildi. Eksik görülen hususlarin üzerinde birkez daha duruldu. Hasta hipnotik transa alindi. Olumlu telkin ile egosu takviye edildi. Tiyatro Sahnesi ses kaseti tekrar dinletilerek olumsuz ego güçleri tamamen ortadan kaldirilmaya çalisildi.

Ögleden Sonra: Hastaya hücum tedavisinin sonuna gelindigi hatirlatildi. Bugüne kadar sürdürülen programda zihnine takilan konulari açik olarak sormasi istendi. Program birlikte tekrar gözden geçirildi. Idame tedavisi ile ilgili yakin ve uzak hedefler ortaya konuldu. Yakin ve uzak hedefler için zaman sinirlamasi konuldu.Idame tedavisinin baslangiçta haftada iki kez, daha sonra haftada bir kez, daha sonra iki haftada bir kez yapilmasina karar verildi. Video kasetlerden bazi fragmanlar izlendi. Hasta kisa sürede kendi kendine otohipnoza girebildigini ve burada kendine olumlu telkinler verebildigini hekimine gösterdi. Hasta ev ödevleri ve yapmasi gerekenlerle ilgili olarak bilgilendirilerek gönderildi. Gönderilmeden öjnce standart psikometrik testleri doldurmasi da istendi.

Kognitif Psikoterapiler

Kognitif kelimesi temelde düşünce prosesini ihtiva etmektedir. Davranış terapilerinin başlangıcında her şey yalın etki tepki prensibine göre şekillendirilirken, insan düşüncesi bir nevi ihmal edilmiştir. Gerçekte ise insanın eylemlerinin içeriğine bakıldığında çok değişik yapılanmalar görürüz. Etkilere karşı verilen tepkilerde insanların ruh dünyalarındaki duygulanımları çok önemlidir. Algıları, beklentileri, geçmiş yaşantıları, hatıraları, çevresel yargılamalar velhasıl düşünceyi oluşturan tüm iç dünya tepkinin şekillenmesinde çok önemlidir.
İşte etki ile tepki arasında iç dünyamızda şekillenen düşünce zincirinin oluşmasına müdahale etme ve sonucu etkileme kognitif psikoterapinin temelini oluşturmaktadır. Davranış terapilerine göre biraz daha insan modeline yaklaşılmış, insanı basit bir makine olmaktan dışarı çıkarmıştır. İnsanın düşünce zincirindeki tüm halkalar çeşitli boyutları ile incelenebilir ve tepkiyi oluşturan tüm faktörler incelenerek ortaya serilebilir.

Konuyu bilimsel olarak ilk inceleyen bilim adamı Beck ve ekibidir. Duygularımızın tepkilerimizi ne derece etkilediğini ortaya koymak bu kuramla mümkündür. Kognitif psikoterapiler, analitik psikoterapiler gibi bilinçdışı dürtüleri, rüyaları veya birtakım anlamlı motor davranışları (tikler, dil sürçmeleri v.b.) ele almazlar ve yaklaşım tarzlarında bir nevi bunları dışlarlar. Bu anlamda da analitik psikoterapilerden ayrılırlar.

Kognitif psikoterapilerde, kognisyonlar; “Dış ve iç dünyadan gelen uyaranları algı süreçlerine dönüştüren, bunları belirli bir düzen ve bütünlük içinde işleyen, değerlendiren (bir anlamda onları anlamlandıran), depolayan, yeniden belleğe çağırıp hatırlayan ve yeniden değerlendiren ruhsal süreçlerdir.

Bu tanımdan da anlaşılacağı gibi kognisyon bir üst kavramdır. İçeriğini dolduran süreçler de, kısaca özetlenirse, uyaranların düzenlenmesi, yapılanması ve değerlendirilmesidir. Söz konusu zihinsel işlemlerin gerçekleşmesi için işe karışan ruhsal süreçler şunlardır:Algılama, hatırlama, düşünme, dil, tutumlar (attitude), değer yargıları, beklentiler (antisipasyonlar) ve problem çözme stratejileri.”(Güleç, s:85, 1993)

Kognitif psikoterapi yöntemini zaman zaman psikoterapi uygulamalarımızda kullanmaktayız. Analitik bir incelemeye gerek duymadığımız veya temelde bilinçdışı analitik bir gerekçe düşünmediğimiz vakalarda kognitif psikoterapiyi başarılı bir şekilde kullanmaktayız. Özellikle çarpık algılamaya bağlı olarak farklı ve hatalı savunma mekanizmaları geliştiren hastalarımızda psikodrama yöntemi ile başarılı sonuçlar almaktayız. Büyük şehirlerin çok zalim olduğu, dişlileri arasında taşradan gelen insanları her zaman yok edip yuttuğu, herkesin zalim, üçkağıtçı ve dolandırıcı olduğu, kimseye güvenilmemesi gerektiği şeklinde yıllarca şartlandırmaya tabi tutulan genç veya kişi günün birinde büyük şehirde yaşamak zorunda kaldığında ne yapacaktır? Bu kişinin egosu iyi gelişmiş ve oluşan şartlara adaptasyon yeteneği güçlü ise bir takım zorlukları daha rahat atlatacaktır. Şayet egosu zayıf veya bağımlı bir kişilik sergiliyor veya şizoid bir yapısı varsa işler tamamen sarpa saracaktır. Kişi yoğun bir anksiyete içerisine girecek, çevre ile iyi ilişkiler içerisine giremeyecek, çevresindekilerin desteğini alamayacak ve bu güvensizlik duyguları içerisinde hastalıklı bir çok savunma düzeneği geliştirebilecektir. Sonuçta belki de ağır bir depresyona girerek kendini korumaya çalışacaktır. Aynı şahıs yetiştirildiği ortamda büyük şehirlerin veya metropollerin fırsatlar ülkesini insana sunduğunu, bu fırsatları değerlendiren bireylerin çok başarılı olduğunu, insana yardımcı olan çeşitli kurum ve kuruluşların olduğunu aileden veya çevreden öğrenmiş ve buna şartlanmış olsaydı, çok değişik olumlu savunma düzenekleri geliştirebilecekti. Bu kişinin hayat anlayışı, çevreden beklentileri, olaylara karşı tepkisi, kişiler arasındaki ilişkileri de bu şartlanmaya göre değişecekti.

Yukarıdaki örneğimizde de görüldüğü gibi insanın düşünceleri çevreyi algılamada ve tepkisel eylemler geliştirmede çok önemli bir rol oynamaktadır. Bu tip vakalarda kognitif terapilerin yapacağı çok şey vardır.

Hekim bu tip vakaları detaylı irdeleyerek hatalı düşüncenin ve yanlış şartlandırmanın kaynaklarını bulmalıdır. Bulduğu bu kaynaklardan yola çıkarak bir tedavi yeniden şartlandırma daha doğrusu gerçeği tekrardan gösterme ve öğretme yöntemini uygulamalıdır. Bu tip problemi olan bireylerin düşüncede meydana gelen hatalı öğretimleri hipnotik transta çözmek ve alternatif çözüm önerilerini yine hipnotik transta öğretmek mümkündür. Bu eğitim ve öğretimde direk, indirek telkinler kullanılabildiği gibi psikodrama uygulamaları ile beklenen davranış kalıpları kişiye öğretilebilir. Bu öğretimin normal kognitif psikoterapiden farkı, kısa sürede başarıya ulaşmasının yanında olası gelecek olayları psikodrama vasıtası ile denemek, kişinin bunlara verdiği motor ve emosyonel cevabı o anda alabilmektir. Alınan bu cevaplar sayesinde kişinin öğrenmedeki ve dolayısıyla tedavideki başarısını objektif olarak o anda değerlendirmek mümkündür.

Kognitif Psikoterapinin kurucusu Beck’e göre depresyonda sık görülen kognitif çarpıtmalarla ilgili belli başlı konuları aşağıdaki şekilde incelemek mümkündür:

1. Kendine saygının azalması,
2. Kayıp duygusu,
3. Mahrum olma düşüncesi
4. Kendini eleştirme,
5. Kendini yerme ve suçlama,
6. Kendini uyarma ve kendine hükmetme,
7. İntihar düşünceleri. (Güleç, s:90, 1993)

Beck’e göre etki-tepki zinciri arasında oluşan düşüncedeki otomatik kognitif kalıplarda şunlardır :

1.Keyfi çıkarım (arbitrary inference)
2. Seçici soyutlama (selective abstraction)
3. Aşırı genelleme (over-generalization)
4. Abartma ve küçümseme (magnification-minimization)

Psikanalitik Psikoterapiler

Psikanalitik psikoterapileri kavrayabilmek için Freud’u ve kuramını çok iyi bilmek gerekmektedir. Ayrıca bu kuramın izlediği gelişim çizgisini de gözden kaçırmamak gerekmektedir. Freud, gününe kadar gelen bir takım bilgileri sistematik hale getiren ve aralarındaki bağları gösteren bir bilim adamıdır. Olaylara ve olgulara yaklaşım tarzı psikolojide ve insanı yorumlamada devrim niteliğindedir. Kim ne derse desin Freud’un tüm kuramı ve keşfettiği devrim niteliğindeke psikolojik mekanizmaların temelinde hipnotik tarans çalışmaları yatmaktadır. Tesadüfen şahit olduğu hipnoz çalışmalarını yakından gördükten sonra nörolojiye olan ilgisi azalmış ve kendisini psikolojiye adamıştır. Hipnoz ve hipnotik trans çalışmaları sayesinde kuramının temel dinamiklerini oluşturan Freud, sebeblerini daha sonra izah edeceğim gerekçeler nedeni ile hipnozu bırakmıştır.

Freud’un kuramını tarihi çizgisi içinde incelemeye çalıştığımızda büyük bir gelişim seyri geçirdiğini görmekteyiz. Kuramında gereğinden fazla tutucu olmasına rağmen, araştırıcılığı ve edindiği yeni tecrübeleri kuramına katmaktan, hatta kuramının bir kısmını değiştirmekten çekinmemiştir. Ama bu tutumu objektif bir bilim adamına yakışacak seviyeye de hiç bir zaman uluşamamıştır. Bir takım temel doğmatik kabullerin üzerine kurmaya çalıştığı bir takım görüşleri daha sonra kendini takip eden müridleri tarafından eleştirilmiş ve farklı ekollerin oluşmasına neden olmuştur.

Freud’un getirdiği devrim niteliğindeki buluşlarına bakacak olursak temel bir takım tesbitleri olduğunu görürüz. Bunları; bilinç, bilinç öncesi, bilinçdışı, id, ego, süperego, libido, psikoseksüel gelişim aşamaları,oral dönem, anal dönem, fallik dönem, latent dönem, ruhsal çatışmalar ve savunma düzenekleri,rüyaların sembol dili, dil sürçmelerin anlamları gibi belli başlı başlıklar altında toplayabiliriz.. Bu kuramsal terminolojinin burada detaylı olarak izahı mümkün değildir. Biz sadece bu terminolojinin ne anlama geldiğini kısa başlıklar halinde belirtmekle iktifa edeceğiz.

Freud’un bilinç yaklaşımına göre insan bilinci bir bölmesel (topoğrafik) özellik gösterir. Buna göre bilincimiz üç kademeden oluşmaktadır. Her an farkında olduğumuz şeye bilinç, biraz zorlamakla ulaştığımız bilgiye ve bilinç haline bilinç öncesi, varlığından haberdar olmadığımız ancak davranışlarımızın mimarı olan iç dünyamıza da biniçdışı denmektedir. Bilinç, bilinçöncesi ve bilinçdışının çalışma prensipleri çok detaylı bir izaha muhtaçtır. Freud bu çalışma sistemini yılmak bilmeyen bir enerji ile lif lif incelemiş ve aralarındaki determinal bağı keşfetmeye çalışmıştır. Bu determinal bağı anlayabilen ve yorumlayabilen bir hekim hastasına çok şey verebilir Bu bağlantıları bütün olarak kavrayamayan ve parçada boğulan bir hekimin hastasına fazla yararlı olacağı kanaatinde değilim. İnsanı anlamak bu determinal bağları kavramak , yaşamak ve uygulamak ile mümkündür. Bunu da objektif olar ancak hipnotik tarans çalışmalarında bulabilirsiniz. Aksi takdirde bir yığın terminoloji ve soyut kavramların altında ezilirsiniz.

Freud insan psikolojisini yapısal katmanlara da ayırmaktadır. Bu katmanlara id, ego ve süperego demektedir. İd , bilinçaltımızdaki temel dürtülerimizin bulunduğu yerdir. Amacı hazza ulaşma ve elemden kaçmaktır. Yaratılışda neyin haz verici ve neyin elem verici temel yaratılış proğramımızda varken daha sonraki öğrenmelerimizle bu durum değişebilmektedir. İşte yaratılışımızda bulunan bu temel dürtüler bir takım çevre faktörlerinin etkisi ile kontrol altında tutulur. Bu dürtülerin bir kısmı hemen yerine getirilirken, bir kısmı tehir edilir ve bir kısmı da kılık değiştirir. Temel dürtülerimizin hemen tatminini engelleyen içteki siteme süperego diyoruz. Süperego genellikle öğrenerek toplumsal kültürün bize dayattığı birtakım kabullerden ibarettir. Ego ise iki değirmen taşı arasında kalmış buğday tanesi gibidir. İd ile süperego arasında uzlaşmayı sağlayan ve her zaman bir çıkış yolu bulmaya çılışan kişilik parçamız ve dış dünyadan gözlemlenen şahsiyetimize ego diyebiliriz.

Freud’un psikoseksüel gelişiminde kullandığı kavramlardan en önemlileri oral, anal ve fallik dönemdir. Bebeğin ilk iki yaşlarındaki tüm fonksiyonunu içe alıcı bir karter yapısını simgeleyen emme dönemine tekabül eden ağız dönemidir. Bebek pasiftir ve alıcıdır. Bu dönemden sonra çocuk anal döneme geçer. Dışkısını ve idrarını kontrol etmeyi öğrenir. Bırakmak ve boşaltmak arasındaki tercihini kullanabilecek bir benlik gelişir. Bu dönem bebeğin dışarıya açıldığı zaman zaman saldırganlaştığı anal dönemdir. Ardından cinsel kimlik farklılıkların hissedildiği ve cinselliğe merak salınan fallik dönem vardır. Bu dönmde çocuk kendi cinsel kimliğini tanır, karşı cinse tanır ve bu dönemde birtakım komplekslere girer. Daha sonraları Freud’un bu psikoseksüel gelişim kuramı çok eleştiriye tabi tutulmuş ve takipçileri bu kuramı tekrar revize etme ihtiyacını duymuşlardır. Bir kısım analistlerde bu kuramı tamamen reddetmişlerdir. Özellikle Elektra ve Öedipal komleksler pek taraftar bulamamıştır.

Freud’un tedavi proğramı da getirdiği kuramına uygunluk arzetmektedir. Genelde hastalarına bir içgörüş kazandırmayı amaçlayan Freud tedavide de tamamen başarılı sonuçlar alamamıştır. Benliğin savunma düzenekleri Freud’da çok önemli bir rol oynamaktadır. Benliğin bu savunma düzeneklerini çok iyi bilmek ve hastalara bu çerçevede yaklaşmak hekimin temel alfabesi olmalıdır. İnsanlar arası ilişkilerde başarılı olmanın sırırı da bu düzeneklerin nasıl çalıştığını bilmekten geçmektedir.

Psikoterapi Türleri

PSİKOTERAPİ TÜRLERİ :

1. HEKİMİN HASTAYA YANAŞMA BİÇİMİ VE TUTUMUNA GÖRE:

  • Bastırıcı (Suppressive)
  • Destekleyici (Supportive)
  • Derinliğine araştırıcı  (Explorative)

2. RUHSAL BOZUKLUK (PSİKOPATOLOJİ) ANLAYIŞI VE KURAMSAL ÇIKIŞ NOKTASINA GÖRE:
A. Psikodinamik temellere dayananlar:

  • Psikanaliz, Freud’un geliştirdiği psikanaliz ve bunun değiştirilmiş, uyarlanmış biçimleri
  • Freud’dan yöntemce büyük ayrılma göstermeyen fakat kuramsal açıdan ayrılıkları olan yeni analiz okulları (Jung, Adler, Rank, Horney, Sullivan…)
  • Psikanalitik nesne ilişkileri kuramı (Klein, Fairbairn, Kernberg..), psikanalitik benlik psikolojisi (Hartmann, Rpaport, Erikson…), psikanalitik kendilik psikolojisi (Kohut..)

B. Öğrenme ilkelerine dayanan davranışçı psikoterapi türleri: Sistematik duyarsızlaştırma (systematıc desensitization, Wolpe), üstüne gitme (exposure), itici koşullama (aversive training), olumlu pekiştirme ve söndürme (positive reinforcement and extinction ) vb.

C. Bilişsel psikopatoloji, bilgi işlemleme (information processing ), sosyal psikoloji ilkelerine dayananlar.

D. Varoluşçu (existential) ve olgu-bilimsel (phenomenologic) temellere dayananlar (Binswanger, Minkowski, Frankl, Strauss…)

3. SAĞALTIM DURUMUNUN BİÇİMİ VE YAPISINA GÖRE:
A. Bireysel (individual) psikoterapi
B. Kühe (group) psikoterapisi
C. Psikodrama
D. Oyun Psikoterapisi
E. Aile Psikoterapisi

Görüldüğü gibi böyle bir sınıflandırma bize  bütün psikoterapi türlerine kuşbakışı bakmak olanağı vermektedir. Bu sınıflandırmanın herbir bölümündeki bir tür başka bölümdeki türle birleşmek, uzlaşmak durumundadır. Birbirlerinden ayrı ele almamıza olanak yoktur. Örneğin sağaltım durumunun biçimi ve yapısına göre bireysel psikoterapi dediğimizde, ne tür bir kuramsal dizgeye (sisteme) göre uygulandığı sorusu ortaya çıkmaktadır. Bu destekleyici, bastırıcı bireysel psikoterapi olabileceği gibi, derinliğine araştırıcı psikanalitik bir sağaltım da olabilir. Grup psikoterapisinde de analitik ya da destekleyici bir yol tutulabilir.” (Öztürk,1989, s:22-23)

ÇEŞİTLİ PSİKOTERAPİ TÜRLERİNDE KULLANILAN BAŞLICA RUHSAL VE FİZİKSEL ARAÇLAR:

1. Daha çok bastırıcı ve destekleyici psikoterapi türünde
A. Eğindirme (telkin,suggestion)
B. İnandırma (ikna, persuasyon)
C. Yol gösterme, rehberlik (guidance)
D. Danışma (counseling)

2. Bastırıcı, destekleyici ve derinliğine araştırıcı türlerde
A. Uyutum (hipnoz)
B. Uyuşturma (narkoz)
C. Boşaltma (catharsis)

3. Genellikle derinliğine araştırıcı, çözümleyici (psikanalitik türlerde)
A. Güdümsüz görüşme (non-directive interview)
B. Serbest çağrışım (free assocation)
C. Düşlerin çözümlenmesi
D. Sürçmelerin (parapraxis) çözümlenmesi
E. Simgelerin (sembollerin) çözümlenmesi
F. Direnç (resistance) ve aktarımın (transference) çözümlenmesi
G. açıklama ve yorumlamalar

4. Daha çok davranış psikoterapilerinde
A. Gevşeme, koşullama
B. Edimsel koşullama
C. Üstüne gitme (exposure)
D. Ödül-ceza teknikleri
F. Pekiştirme, söndürme
G. Çeşitli öğretme teknikleri

DOLAYSIZ ARAÇLAR:

1. Çevrenin değiştirilmesi (aile düzenlenmesi, hava değişimi, iş değiştirilmesi…)
2. İlaçlar, fizik sağaltım yolları, (faradi, banyolar, spor…) Çeşitli uğraşı, iş ve uyumlandırma (rehabilitasyon) yolları

Bu özetleme de görüldüğü gibi psikoterapide kullanılan araçlar daha çok şu ya da bu tür için yeğlenebilir; fakat genellikle her tür sağaltımda bu araçların herhangi biri, yeri ve sırası gelince kullanılabilir. Örneğin, en koyu geleneksel bir psikanalizde bile gerekince eğindirim, rehberlik, yol gösterme kullanılabileceği gibi destekleyici psikoterapide de bir düş yorumlaması yapılabilir.” (Öztürk, 1989, s:24-25)

Tedaviye aldığımız hastalarımızda temelde analizci bir yaklaşım sergilememe rağmen tüm psikoterapi tekniklerini eklektik bir tarzda kullanmaktayım.  Amaç hastaya en fazla yarar sağlayacak ve kısa sürede amacımıza ulaştıracak yolu seçmek olmalıdır. Yeri geldikçe vaka takdimlerimizde ve ilgili bölümlerde bu durumu daha detaylı izah edeceğim.