Hipnoz, Çözülme ve Travma

Bu bölüm ilk olarak 19 Nisan 1995’te, Alfred P. Murrah Federal Ofis Binası’nın bombalanmasından 5 ay sonra, Oklahoma Psikiyatri Derneği’ne yapılan ziyaretin bir parçası olarak hazırlanmıştır. O sabah bu binanın önünde hemen hemen 200 kişiyi öldüren, Federal Bina’yı yok eden ve yarıçapı oniki bina öteye kadar uzanan bir alana zarar veren güçlü bir bomba patlamıştı.

Stres ve Anksiyete Bozukluklarının Kontrolünde Hipnoz

Stres hemen hemen her yerde rastladığımız, hepimizin bildiği ancak klinik ve popüler anlamda net olarak tanımlanmamış bir olgudur. “Stres” psikolojik ve/veya fizyolojik sıkıntı yanıtından çok, bu sıkıntının ortaya çıktığı süreçtir. “Stres” sürecinden kay-naklanan sıkıntı yanıtı, psikolojik ve fizyolojik sıkıntının fazlasıyla bireysel birleştirmelerini içeren değişken bir tepkidir.
Bütün “stres”ler olumsuz değildir.

Hipnoz ve Anıların Çağrımı:

Anılar, yanılgısız, yanılgılı, eksik veya yönlendirmeye müsait olabilir. Bazen detaylı ve kesin, bazen de bölük pörçük ve belirsiz olabilir. İnsanlar, bazen unuttukları şeyleri hatırlar ve bazen de hiç olmamış şeyleri olmuş gibi zihinlerinde yaratırlar. Anıların, idrak yeteneği ve toplumsal olaylardan etkilendiğini biliyoruz ve bu etkilenme; şifreleme, depolama veya geri çağırma süreçlerinde yaşanabilir.

Hipnozun Yanık Hastalarında Tedavisinde Kullanılışı

Ciddi biçimde yanmış hastalar yaralanma anından tam iyileşme sağlanana dek psikiyatrik yardıma gereksinim duyarlar ve bu ihtiyaç, iyileşmeyi dramatik olarak arttıran modern yanık merkezleriyle birlikte artış göstermektedir. Hipnoz olası bir psikiyatrik tedavi seçeneğidir; çünkü bu hastalar acil servise , iyi bir transa eşdeğer, odaklanmış bir durumda gelir ve tek gereken korkudan güvene iletecek bir trans deneyimine kılavuzluk etmektir.

Şişmanlıkta Hipnoterapi

Bu bölümde, hipnozun obesite tedavisindeki yerine; olanaklarına ve sınırlarına ve hipnoterapötik tekniklere göz atacağız. Hipnozun ayrı bir tedavi olarak tek başına şişmanlık tedavisinde kullanılmasının ötesinde,örneğin; davranış veya aile terapisi gibi hipnoterapötik tekniklerin, daima var olan terapötik bir modelle kombine edilmesi gerekir.

Yeme Bozuklukları – Anoreksia ve Bulimia

Giriş ve Literatür İncelemesi: Anoreksiya nervosa ve bulimiya hastalıklarını tanımlayan yeme bozuklukları grubu üzerinde son yayınların incelenmesi terapotik bir araç olarak hipnozun kullanılması konusunda ciddi bir suskunluk olduğunu açığa çıkarır. Doyle (1996) tarafından yeme bozukluklarına ayrılan dergi makaleri ve Yager’in editörlüğünü yaptığı tüm bir baskının yeme bozukluklarına ayrıldığı –ki yeme bozuklukları üzerine 13 bilimsel makale içerir.

Konversiyon Bozuklukları

Trillat (1986) Histroire de I hyslerie’ sini “Histeri ölüdür ,bu aşikardır. O tüm bilinmezliklerini mezara götürmüştür” kelimeleriyle sonlandırmıştır. Mace (1992 a,b) ile aynı fikirde olmalıyız ancak bu tamamen doğru değildir. Hastalar hala konversiyon histerisinin sıklıkla garip motor semptomlarından acı çekmektedir.

Hipnoz ve Depresyon

Depresyon, kadınlar için %10-%25 arası, erkekler içinse %5-%12 arasında değişen oranlarda ömür boyu majör depresyon bozukluğu riski ile sıklıkla yaşanan bir bozukluktur.Depresyona, kronik acı gibi başka bir çok majör bozukluk önemli ölçüde eşlik eder. Bu durumda, hipnozun, depresyon yönetiminde hiç bir rolü olmadığı hatta uygun olmadığına dair yaygın bir kanı vardır.

Stres ve Anksiyete Bozukluklarının Tedavisinde-üstesinden gelinmesinde –yönetiminde (management) Hipnozun kullanımı

Stres hemen her yerde rastladığımız, hepimizin bildiği ancak klinik ve popüler anlamda net olarak tanımlanmamış bir fenomendir. “Stres” psikolojik ve/veya fizyolojik sıkıntı (distress) yanıtından çok bu sıkıntının ortaya çıktığı süreçtir. “Stres” sürecinden kaynaklanan sıkıntı yanıtı, psikolojik ve fizyolojik sıkıntının fazlasıyla bireysel kombinasyonlarını içeren değişken bir tepkidir.
Bütün “stres”ler olumsuz değildir.

BUYURGAN (INJUNCTİVE) İLETİŞİM VE İLİŞKİ DİNAMİKLERİ : ETKİLEŞİMSEL BİR PERSPEKTİF

Erickso’nun terapötik iletişimi, büyük oranda hastanın çağrışımlarına dolaylı klavuzluğa dayanmaktaydı.Bu çok kademeli serpiştirme tekniğini uygularken, Erickson (1966) bir kademede her gün sık olan fenomenler hakkında konuşabilmekteyken -domates bitkisinin bir tohumdan büyümesi- diğer defasında sıkıntıyı kontrol etmek için dolaylı telkinleri serpiştirirdi. Bu örtük mesajlar, hastanın davranışlarını daha efektif olarak harekete geçirmek için, anıları ve deneysel öğrenilmiş çağrışımları yeterince stimüle etmek için uygundu.