Hipnoz Teknikleri

Hipnoz Teknikleri

Hipnotizmanın tarihçesini işlerken gördüğümüz gibi; hipnotizma yapmak için bir çok usul kullanılmaktadır. Hatta her hipnotist kendi kişiliğine uygun bir usul tesbit ederken; sujenin

durumunu da göz önüne alarak bu usulünde zaman zaman değişmeler yapabilmektedir.

Belli başlı hipnotistlerin kullandıkları usulleri ve metodları yeri geldikçe izah ctmeye çalışacağız.

Ama esas vermek istediğimiz kendi kullandığım metodun ayrıntılarını burada sizlere sunabilmektir. Yılların araştırmalarının vermiş olduğu bilgi ve tecrübe birikimini burada satırlara

dökmeye çalışacağım. bu arada literatür bilgisi ile çatışan veya desteklenen yerleri de özellikle belirteceğim.

Şimdilik aşağıda ismi belirtilen araştırmaların usul ve metodlarını ve bu arada kendi usulümüzü aktarmaya çalışacağım. Bunlar;

1 – Kendi Usulümüz «Bakışla Tesbit, Sözle Telkin»

2- DELEUZE USULÜ

3-Tester USULÜ

4- NOİZET USULÜ

5- ESSDAİL USULÜ

6- FARİA USULÜ

7- BRAİD USULÜ

8- CHARCOT USULÜ

9- LIEABEAULT USULÜ

10- BERNHEIM USULÜ vardır.

1- KENDl USULÜMÜZ: BAKIŞLA TESBİT, SÖZLE TELKİN METODU:

Metodumuz temelde diğer tekniklerden pek farklı değildir. Bütün teknikler temelde aynı fizyolojik kanunlardan hareket ederek belirli sonuçlara ulaşmışlardır. Temelde aynı olan metodlar ve teknikler kullandıkları yol itibarı ile birbirinden ayrılmaktadırlar.

Metodumuzun giriş kısmını Hipnotaabilite: (Suggestibilite) testlerini izah ederken kısmen değinmiştik. Burada konuyu daha detaylı ve etraflı olarak inceleyeceğiz.

Şahsıma yapılan müracaatların çoğu. hipnotizmayı nasıl yaptığım ve bu işin püf noktasının ne olduğu etrafında idi. Durum bu merkezde olunca; elbette ki bende bu konuya fazla eğileceğim ve bu suallere tatminkar bir cevap vermeye çalışacağım.

Çalışmalarımızda esas elde etmek istediğimiz amaç süjelerimizin bize olan itimat ve güvenlerini sağlamaktır. Bunun için de bir çok hileli yola başvurmaktayım. Tarafımızdan bilinen bir çok

fizyolojik illüzyon ve halusinasyonlardan yararlanarak; süjelerimızin itimadını sağlamaktayız. Süjelerimizin itimadını temin ettik-ten sonra onlan yavaş yavaş istediğimiz yöne kanalize etmekte

ve bu arada oluşan telkin alma kabiliyetindeki artmadan da yararlanarak onları hipnotize etmekteyiz.

Herhangi bir süjemle hipnoz konusunda anlaşmaya vardıktan sonra daha önceki bölümlerde gördüğümüz;

«Hipnoza Hazıriık» safhasında gerekli olan tüm şartları yerine getirmeye çalışırım.

Hipnoza hazırlık safhasında belirttiğim Genel Faktörler ve Özel Faktör-ler’den ne kadar fazla yararlanabilirsem başanm da o oranda artmaktadır. Ama bunun yanında bu bahsettiğimiz kolaylaştıma faktörlerin çoğuna sahip olmadan da çok başarılı hipnotizma seansları yaptığımızı burada belirtmek isterim. Yeri geldikçe bu seanslann özel durumlarını izah etmeye çalışacağım.

Belirttiğimiz çevre şartlarını da sağladıktan sonra süjemle hipnoz odasında karşı karşıya geliriz.

Odada bulunan şahıslar ve süjem pür dikkat, hareketlerimi takip etmektedir. Bu andan itibaren biraz occuttik (gizemci), biraz esrarengiz tavır ve cümlelerle seansıma başlarım.

Şimdiye kadar bir kaç seansım hariç bakışla hipnotizma yapmış değilim. Dr.Braid’in yapmış olduğu metodun bir benzerini uygulamaktayım.

Bahsettiğim hipnoz odasının sade ve düz olan duvarına 20 x 20 cm. ebadında bir beyaz veya saman kağıdını bir selobantla yapıştınnm. Bu yapıştırma olayı rastgele bir olay değildir.

Yaptığımız her hareketin ya occuttik bir anlamı veya fizyolojik bir temelivardır. Kağıdı yapıştırdığımız yer süjemin göz hizasından 30-40 cm. yukarıda bulunur.

Yaptığım çeşitli denemelerde en uygun şartın bu olduğunu gördüm. Süjemm gözüyle aynı seviyede tutulmuş, kağıt yapıştırma çalışmalarının sonucu daha başarısız oldu.

Sıra süjemin kağıda olan uzaklığın tesbite geliyor. Sujemin kağıda olan uzaklığı 1,5-2 metre kadar olmalıdır. Daha uzak ve daha yakın mesafelerde aynı şekilde daha başarısız sonuçlar verdiğini gördüm.

Süjemizi uygun bir kanepeye oturturum. Otunna işlemi de çok önemlidir. Süje otururken adalelerinden hiçbirinin kasılmaması gerekir.

Çünkü sabit bir şekilde uzun süre durmasını isteyeceğimiz süjenin dikkati, bir müddet sonra adalelerinin ağrısı ve kasılması sonucu dağılabilir. Bu da bizim işimizi bozar. Onun için süjemi diş hekimlerinin kullandığı tipten bir ayarlanan koltuğa oturtmak en iyi yoldur.

Şayet kullandığımız koltuk bu ise bu koltuğu 30-40 derecelik bir eğim yaptırtılarak, arkaya yatırılması sağlanır.

Burada dikkat edilecek önemli noktalar-dan biride süjenin boyun adalelerinin boşta kalmasına mani olmaktır. Bu tip koltuklarda süjemizin başını destekleyecek düzenekler bulunduğun-dan pek problem olmamaktadır. Şayet böyle bir koltuk ımkanına sahip değilsek, ‘ahat ve arkası uzun olan bir kanapeden yararlanabiliriz. Kanapenin arkasının (sırt dayanacak kısmın) uzun olmasının amacı; süjen’m başını destekleme imkanına sahip olmamızdandır. Şayet böyle bir koltuğumuz yoksa seansımızı basit bir karyola üzerinde de yapabiliriz

Tüm bunlardan amacımız, süjemizin adalelerinin gevşek olabileceği bir or- tamı sağlamaktır. Şayet bu şartlar sağlanırsa artık süjemiz tüm kasları eşit oranda kasılacağından (izometrik) hiç bir problem çıkmayacaktır.

Bundan sonra süjemizin görüş alanına girebilecek her şeyi ortadan kaldır- maya çalışırız.

Seyirci olarak bulunan kişiler, süjenin gerisinde bulundurulmalıdır. Bundan amacımız hertürlü vizüel uyarıcıyı ortadan kaldırmak, dolayısıyla dikkatin belirli bir noktada toplanmasını sağlamaktır.

Süjemizin dikkatinin belirli bir noktada toplanmasını engelleyen iki tip uyaran vardır.

1- Dış Uyaranlar

2- İç Uyaranlar

Amacımızın tamamı ilk etapta bu dış ve iç uyaranlann etkilerini minimum seviyeye indirerek, süjeyi istediğimiz noktaya yönelterek dikkatini toplayabilmektir. Süjemizin dikkatini belirli bir noktada toplamasını engelleyecek dış uyaranlar oldukça çoktur ve bunlar 5 duyu yolu ile algılanmaktadır.

Bunların birkaçını sıralayacak olursak:

I-Dış Uyaranlar

A-Göz ile Algılananlar

1-Işık

2- Cisim

3- Şekil

4- Şahıs

B- Kulak lle Algılananlar

1 – Her türlü ses

C- Burun İle Algılananlar

1- Her Türlü Koku

D- Dil İle Algılananlar

1- Her Türlü Tad

E- Deri İle Algılananlar

1- Sıcaklık

2- Soğukluk

3- Nemlilik

4- Kuruluk

5- Basınç

6- Dokunma

7- Hava Akımı

II- İç Uyaranlar

A- Solunum Sistemi İle llgili Olanlar

B- Kardiovasküller Sistem ile İlgili Olanlar

C- Genitoüriner Sistem İle İlgili Olanlar

D- Kas İskelet Sistem İle İlgilı Olanlar

E- Gastro İntestinal Sistem İle İlgili Olanlar

F- Psişik (Ruh ve Sinir) Sistem lle ilgili Olanlar

G- Her Çeşit Ağrı

Görüldüğü gibi uyaranlar çok çeşitlidir. Bunlardan birini önlesek diğerini önlememiz mümkün değildir.

Hipnoza hazırlık kısmında belirttiğimiz ideal şartlan maksimum düzeyde yerine getirdikten sonra esas amacımız iç uyaranlardan psişik uyaranları önle-mektir. İşin en zor yanı da budur.

Artık süjemizle karşı karşıyayız; süjemiz de, biz de seansa başlamaya hazı rız. Seansa başlamadan önce süje ile son bir görüşme yapılarak istenenler ve izleyeceği yol kendisine ayrıntılı olarak anlatılır.

Süjemı’zden yapmasını istediğimiz şeyler vardır. Ve bunu kendisine maddeler halinde sıralarız.

SÜJEMİZ HİPNOTIZE EDILIRKEN UYMASINI İSTEDİĞİMİZ KURALLAR

1- Hiç birşey düşünmeyeceksiniz. Düşüncelerinizin tamamını karşıda gör-tiüş olduğunuz kağıdın üzerindeki noktaya yönlendireceksiniz. Şuurunuza her an iç ve dış dünyanızdan yüzlerce şey gelecek. Bunları tamamen silip, yalnız karşıdaki noktayı düşüneceksiniz. Noktayı düşünmeye devam ederken farkında olmadan düşüncelerinizin başka şeylere kaydığını göreceksiniz. Bunu hissettiğiniz anda şuurunuzda yılmadan yeni bir mücadele safhası açarak karşıdaki noktayı düşüneceksiniz.

2- Sizi hipnotize ederken size çeşitli sualler tevcih edeceğim. Suallerime sadece «Evet» veya «Hayır» şeklinde cevap vereceksiniz. Bazen yanlışlıkla size sorduğum sual daha tefarruatlı bir cevabı gerektirebilir. İşte o zaman hiçbir cevap ermeyiniz. Ben hatamı anlar, sualimi «Evet» veya «Hayır» şeklinde cevap veri- lebilecek bir şekle dönüştürürüm.

3- Suallerime «Evet» veya «Hayır» cevabı verirken kesinlikle el, kol ve mimik “areketleri yapmayacaksınız. Basit birşekilde «Evet» veya «Hayır» diyeceksiniz.

4- Kendinizi tekrar kontrol ediniz. Herhangi bir yerinizi ağrıtan, acı veren, ; kıntılandıran veya kasan bir yeriniz var mı? Varsa lütfen düzeltin. Sizin için en ahat olduğuna emin olduğunuz pozisyonda durunuz.

5- Karşıdaki noktaya olan bakışlarınız özellik arzetmektedir. Şu şekilde bir düşunce tarzı ile bakmanız gerekir. Nasıl ki; zaman zaman kızarız, hırslanırız veya çok aşırı sinirleniriz.

İşte o zaman gözlerimiz çakmak çakmak yanar. Veya çok kızdığımız birinin üzerine atılıp kavga etmek isteriz. Işte şu anda da bu duygularla beraber olduğunuzu varsayarak bakacaksınız.

Bakışlarınız karşı noktaya yönleni rken, sanki gözlerinizden çıkan bir ışık huzmesi, karşı noktayı eritip geçmektedir.

Vücudunuzda biriktirdiğiniz enerjiyi, önce gözbebeklerinizde toplayacak sonra noktaya yönlendireceksiniz.

6- Karşıdaki noktaya sabit nazarlarla bakarken gözlerinizden yaşlar akabilir. Böyle durumda herhangi bir hareket yapmayacaksınız. Her şeyi oluruna bırakacaksınız. Göz yaşlarınız rahatçaakacak ve siz müdahale etmeyeceksiniz.

7- Sabit nazarlarla bakarken göz kapaklarınızda bir ağrı duyabilirsiniz, sakın ağrıyı gidermek amacıyla göz kapaklarınızı hareket ettirmeyiniz.

8- Başarımız ikimizin iyi bir ilişki kurmasına bağlıdır. Söylediklerimi harfiyyen anında uygularsanız başarımız kaçınılmazdır. Başarıya el ele birlikte ulaşaca- Ne zaman ki, şuurunuz ve şuur altınız söylediklerime karşı direnir, otokritik yapar o zaman sizinle hiç bir yere ulaşamayız.

Bundan dolayı bana güveneceksiniz.İnanacaksınız ve hiç bir endişe ve korkuya kapılmayacaksınız.

Süjemize bunları söyledikten sonra seansımıza başlayabiliriz. Ve direk tel- kinlerimize geçeriz. Bu soylediğim hususların hipnotize edilen bir süje için çok önemi vardır. Telkinleri söylerken, yeri geldiğinde bunların sebeblerini ayrıntılı olarak izah edeceğim.

İnsanoğlu korkunç bir mekanizma halinde ve korkunç bir mükemmeliyette» yaratılmış.

İnsan gibi bir makineyi kurcalarken çok dikkatli olmak gerekmektedir? Yapılacak küçük bır hata affedilmeyecek sonuçlar doğurabilir. a Daha önce de belirttiğim gibi amacımız sujeyi kendımize inandırmamız ve bağlamamızdır. Bu işi yaparken de başta bazı fizyolojik mekanizmalardan hare-ket etmekteyiz.

Bu fizyolojik mekanizmalan her gün yaşadığımız halde farkına varamayız. Tıp tahsili yapmış bir kişinin olayın temelini bilmesi nedeniyle bunla’-dan istifade edebilmektedir.

Bu tip algılama bozuklukları her insanda olur; E-algılama yanılmaları duyularımızın fonksiyonfan ile ilgilidir.

GÖRME DUYUMUZ ile İLGİLİ BİLMEDİĞİMİZ BAZI GERÇEKLER:

Gözümüz üç tabakadan meydana gelmektedir. Bunlar:

a- Göz Akı Tabakası (Kornea)

b- Renkli Tabaka (Koroid)

c- Ağsı Tabaka (Retina)’dır.

«Ağsı Tabakada ışık ve renk uyanmlanna duyarlı iki türlü hücre varc Şekillerine göre bunlara çubuklar ve koniler denir. Koniler gözbebeğinin karşı sında ve ağsı tabakanın ortasındatoplanmıştır. Çubuklar ise çevreye yayılırsa durumdadır.

Ağsı tabakanın tam ortasından içeri doğru biraz basık 3 mm2 lik b yer vardır. Buna sarı leke (Fovea) denir.

Gündüz ışığında görülen nesnenin imgesi burada teşekkül ettiği zaman en iyi görülür.

Sarı leke, koni biçimindeki hücrelerin en yoğun bulunduğu yerdir. Koniler gün ışığında özellikle sarı, kırmızı, mavi gibi kromatik renklere duyarlı cisimcikler dir.

Konilerin daha çok göz bebeğinin karşısına isabet eden ağsı tabakan -ortasında toplandığını ve bunlann görevinin renkleri ayırdetmek olduğunu şu bas-deneyimle ispatlamak mümkündür.

DENEY : 1 Yanınıza birkaç tane değişik renkte kalem alınız (renkli başka nesneler de olabilir).

Bu kalemlerden birini gelişigüzel alıp, kolunuzu sağ tarafta’ açarak arkadan öne doğru, yani görüş alanının dış sınırından ortaya doğru yavaşca hareket ettirin. Önce kalemin yalnız şekli görülür ve ancak daha sonra belli bir noktadan itibaren rengi de görülmeye başlar.

Koniler sarı lekeden etrafa doğru gittikçe azalır. deney s 2 Gözümüzde, göz sinirinin göze girdiği yere kör nokta denir Burada koniler ve çubuklar haliyle yoktur.

Burası görmeye karşı duyarsızdır. bu fizyolojik temelden hareketle, görüntüler belirli mesafelerde bu noktaya düşürü- ürlerse görülemezler.

Bunu şu deneyle yapabiliriz. Kitapla gözünüz arasındaki mesafe 40 cm. olmak üzere sol gözünüzü kapatıp çarpı işaretine dikkatle bakarken kitabı kendinize doğru yaklaştıracak olursanız öyle bir an gelir ki, sağ yandaki elmayı görmez olursunuz.

Kitabı biraz daha yaklaştıracak olursanız, tekrar görürsünüz.

Elmayı görmediğimiz sürece, bunun imgesi ağsı tabakada kör nokta üzerine düşmektedir.

DENEY : 3 Görme duyusunda rastlanan ilginç bir olay ARDİMGE’lerdir. Herhangi bir ışıklı cisme bakıldıktan sonra göz kapatılacak olursa bu cismi kısa bir süre daha görmeye devam ederiz. Buna olumlu ardimge denir.

DENEY: 4 Bir de olumsuz ardimge vardır. Uzun bir süre renkli bir cisme baktıktan sonra gözümüzü nötr bir zemine çevirecek olursak o cismin tamamla yıcı renkteki şeklinin meydana geldiğini görürüz. Örneğin; Kırmızı bir dikdörtgene uzunca bir süre baktıktan sonra gözleri nötr bir zemine çevirecek olursak, orada yeşil bir dikdörtgen meydana gelir ve dikdörtgeni bir süre görmeye devam ederiz.

Buna olumsuz ardimge denir.

İşte görüldüğü gibi gerçekte herkes için varolan bu tip görme fonksiyonların-dan iyi bir hipnotizör yararlanmak zorundadır.

Bu da ancak iyi bir fizyoloji bilgisi ile mümkündür.

Biz de buna benzer yollardan hareket ederek hedefe ulaşmaktayız. Süjemizin bilmediği bu tip enteresan şeyleri kullanarak şuurunu dağıtmakta, onda bir panik veya hayranlık yaratmaktayız.

Daha sonra ise söylediğimiz her söz kabul edilmektedir. Biz şimdi süjemizi bıraktığımız yere dönelim. Süjemiz her türlü ön şartlan-dırma yapıldıktan sonra telkinlerimize çok musaıt bir şekilde bizi beklemektedir. Süjemize artık telkin vermeye başlayabiliriz. Şöyle diyoruz:

«Şu anda hipnotizma seansımıza başladık. Dikkatlice karşıdaki noktaya bakıyoruz… Daha dikkatli bakıyoruz… Vücudumuzda korkunç bir enerji var.

Bu enerjiyi gözbebeklerimizde biriktiriyoruz. Göz bebeklerinde biriktirdiğimiz bu enerjiyi bir enerji huzmesi halinde karşıya gönderiyoruz. Şu anda kafamıza binlerce düşünce geliyor… Bunları hissediyorum. Evet, bunları atıyoruz…

Tekrar noktayı düşünüyoruz… Sadece noktayı düşünüyoruz ve yalnız noktaya bakıyoruz…

Gözbebeklerimizden fışkıran o korkunç enerjiyi karşıdaki noktaya yönlendi-riyoruz. İnançla bakıyoruz…

Azimle bakıyoruz… Hiç birşey düşünmeden bakıyo-ruz…» Bu arada seans devam ederken; hipnotizörün yapacağı şeyier vardır. Çok dikkatli bırşekilde süjeyi kontrol etmektedir. Süjenin hal, hareket, tavırve mimik-lerinden anlamlar çıkarmak zorundadır.

Bu da ancak tecrübe ile olmaktadır. Yaptığım çalışmalarda gördüğüm hususları buraya nakletmek istiyorum.

Telkinlere başladıktan 15-45 sn. içinde süjemiz iradi dikkatini noktaya yönlendirir. Ancak bu süre içinde «İÇ UYARANLAR» dediğimiz psışik uyaranlar kendini rahatsız eder.

Uyanık bir insan normalde binlerce, milyonlarca bilgi iletimi ile karş karşıya olan ve bunlara uygun cevaplar veren bir organizmadır. Bu canlı orga-nizmanın dış dünya ile olan bu bilgi alışverişini kesmek o kadar kolay değildir Ancak çok harikulade ve heyecan verici durumlarda insanoğlunun bu bilgi iletişim ve konsantrasyonu o konu üzerinde yoğunlaşmaktadır.

Işte biz telkinlerimizde bu konsantrasyonu nokta üzerine toplamaya çalışıyoruz. Ancak bu çok zor bir iştir İş, ilk konsantrasyonu temin etmektedir. Işte, süjemizin tavırlarını takip ederken bir an durgunlaştığını bakışlannın sabitleştiğini, yüz ifadelerinin donup katılaştığını, anlamsızlaştığını bir an görür-sek, hemen telkinimizi değiştirmeliyiz.

Süjemiz bu esnada bizi dinler gözükme-sine rağmen kafasındaki bazı düşüncelerle uğraşmaktadır. Bunu normal durum-larda, eş-dost toplantılarında sohbet ederken her an görebiliriz. Karşımızdak arkadaşımıza hararetli hararetli bir konuyu anlatırken, o arkadaşımız nezake-icabı bizi dinler gözükmekte hatta arada sırada «evet, haklısınız» gibi kelimeler söylemektedir. Halbuki, o arkadaşımız o anda bizi dinlememekte kendi hayal dünyasında gezmektedir. Belki de yann gelecek olan ev sahibine kirayı nas vereceğini düşünmektedir.

İşte böyle bir mizansen ile hepimiz her zaman karşılaşmış, hatta kendimi: yaşamışızdır,

Işte o anda karşımızdaki şahsa dikkat etmişsek, bizi dinlemediğini ve dalıp gittiğini anlarız. Aynı şey seansımızın ilk saniyeleri için de geçerlidir. Işte bu anı tespit ede-hipnotizör ilk zaferi kazanmıştır. Çünkü süjesini hemen uyarmıştır. Düşüncesini başka yerlerde olduğunu, lütfen noktayı düşünmesi gerektiğini bir otoriter tavrıyla hatırlatır. 0 zaman süjede nasıl bir psişik tavır ortaya çıkar. Bu şuuraltında yapılan ve farkına varılmayan bir otokritiktir. Süje kendi kendine şöyle der: «Allah Allah bir anda nasıl da bildi kafamdan geçenleri… Neler hissettiğimi nasıl da anladı… bu adamda iş var… Boş değil…» ve böyle bir yargılama ile ilk sempatilerini belirtmiş olur.

Bu arada hipnozitör telkinlerine devam eder. Bazı fizyolojik fonksiyonlardan yola çıkan hipnozitör, kendisine karşı yapılan otokritikte başarılı sonuçlar almaya devam eder. Şöyle telkin verir: (İlk bir dakika dolduktan sonra)

«Şu anda noktaya daha dikkatli bakmanızı isteyeceğim. Evet daha dikkatli bakınız. Birazdan çok enteresan şeyler göreceksiniz… Evet daha dikkatli bakı-nız… Bakın… Bakın… Evet noktamız hafif hafif titriyor…

Evet noktamız titremeye başladı…

Gittikçe şiddetienıyor..Görüyor musunuz? “Evet cevabı alınırsa telkinlere devam edilir. Değilse o yönde telkin verilir.). Evet evet bak siz de görüyorsu-nuz… Nokta hareketlendi… Bak zig zaglar çiziyor… şimdi dairesel hareketler çizmeye başladı… Bakın bakın… Dairesel hareketler gittikce büyüyor… Daha dikkatli bakın… Bir an dahi noktadan aynlmayın… Daha dikkatli bakın… Sakın noktayı kaçırmayın…

Şu anda nokta dairesel hareketlerine devam etmekte… Birazdan noktanın yönünü değiştireceğim.» Görüldüğü gibi telkinler bu minval üzerine devam ediyor. Burada süje açısın-dan olaylar nasıl olmakta ve hipnozitör nasıl değerlendirilmektedir, Bunu gör-mekte yarar var. Her türlü şartları hazırlanarak önümüze gelmiş olan süje zaten telkinlerimizin olurluğuna hazırdır. Normalde bir noktaya sabit nazarlarla GÖZ kapağini HAREKET ETTİRMEDEN bakılırsa bir müddet sonra karşı tarafın netliği kaybolur ve cisimler titremeye başlar. Işte biz bu normal hadiseyi sanki kendimiz yapmış gibi sunmaktayız. Suje de buna inanmaktadır.

Daha önce böyle bir denemeyi yapmamış olan süje artık bize olduğu gibi inanmıştır ve bizim telkinlerimize kendisini bırakmıştır.

Olaylar bundan sonra süje açısından ilgi çekici ve enteresan olmaya başlamıştır. Bizim de tek istediğimiz bunu başarmaktır. Olaylar süjeye ilginç gelmeye başlayınca tüm bilgi iletişimi ve konsantrasyonunu bu konuya çevirir, Yavaş yavaş dünyadan kopmaya başlar. Bu durum süjenin yüzündeki hayranlık ve şaşkınlık ifadesiyle kendini gösterir. Bunun aksi olabilir mi? Tabii ki mümkündür. Bunun aksi iki şekilde olabilir:

1- Süje bizim telkinlerimizi hep kulak ardı ettiğinden bizi hiç dinlememiştir. Kendisiyle ilışkiye girilememiştir. Bu tip süjeler hipnoza dirençli olanlarıdır. Bunlar . ya apar topar önümüze çıkanlmış süjeler veya hipnozitörün emrine girmeyi kabul etmeyerek devamlı otokritik yapan insanlardır. Süjemizin böyle birisi olduğuna karar verilirse, seans burada kesilebilir.

2- ikincı durumda ise süjemiz o kadar hipnotizabıldır ki; daha biz ileri telkinle- -mize geçmeden kendisi kataleptik hale gelmiştir. Bu tip vakalarla oldukca çok karşılaştım. Süjeler seans esnasında ilk sorum olan «Noktanın titrediğini görüyor musun?» sorusuna «Hayır» cevabını veriyorlar.

Ama bu ses tonu çok değişik bir ses tonudur. Hipnotize olmuşlara has derinden gelen, monoton ve his taşımayan mekanik bir sestir.

Süiemiz ilk telkinlerimiz ile derin bir transa girmiştir. Karşıda hareket etmediğini söylediği noktayı aslında görmemektedir. İlk etapda gördüğü ve hayaline kilitlediği bu sabit noktayla başbaşadır. Ve devamlı olarak noktayı sabit görmektedir. Diğer bir ifadeyle kendisi noktaya kilitlenmiş kalmıştır. İşte bu tip süjelere ileride izah edeceğim telkinler yapılarak transı derinleştirilir.

Artık hipnotizör kendisi içın ideal hale gelen süje üzerindeki son halüsinas-yon denemelerini yaptıktan sonra son darbeyi de vuracaktır.

Sujeye göre olaylar henüz kendisinin dışında cerayan ediyor. Nokta hareketleniyor, karşı taraf sisle-niyor v.s. İşte bu esnada hipnozitor yeni bir fizyolojik temelden hareket ederek yeni bir hamle yapar ve yeni puanlar toplar. Süje kendi hayal dünyasında nokta ile uğraşırken kağıdı ve duvarı görmemektedir, unutmuştur.

Fakat süjeye bunların hatırlatılması süjede son bir bilgi iletişim ile bilgi verir… Bu süjenin son savunmala-rıdır.

Hipnozitör şöyle der «Şu anda noktanın hareketlerini çok iyi takıp ediyorsu-nuz… Şu anda karşıda görmüş olduğunuz kağıdı ortadan kaldırıyorum, artık göremezsin… Evet kağıt tamamen kayboldu Duvarla birleşti… Duvarla özdeş-leşti, karşı taraf bembeyaz… Karşıda sadece bembeyaz bir alan var… Başka bir şey göremiyorsun, değil mi? (Suje evet derse telkinlere devam edilir.)»

Görüldüğü gibi süje kendi hayal aleminde nokta ile uğraşırken bir de kendisi-nin karşısına kağıt diye bir gerçek çıkarıldı. Küçücük bir noktanın hareket etmesi olabilir. Ama koşkoca bir kağıt kaybolur mu? sorusunu kendine sorar.

Süje; bunu tartışmaya fazla fırsat bulamaz. Çünku Hipnozitörün telkin bombardımanı devam etmektedir. Zaten fizyolojik olarak da Kağıt görmesi mümkün değildir. Ancak son bir gayretle kağıdı puslu veya sisli olarak fark edebilir. Ama net olarak göremez.

Ve sonunda süje kendini hipnozitörün telkinlerine tamamen bırakır. Kendince (şuuraltında) bunda da bir mahzur görmez. Çünkü olaylar henüz organizmasının dışında cereyan etmektedir.

Bu safhadan sonra herşeye hakim olduğunu gösteren hipnozitör artık süjeyi istediği gibi yönlendirebilecektir. Şuurunda açtığı gedikten içeri girecek ve onu fethedecektir. Artık hipnozitörün açamıyacağı kapı yoktur. Hipnozitör telkinlerine büyük bir rahatlıkla ve hiçbir endişeye kapılmadan şöyle devam eder.

«Gördüğün gibi herşey benim kontrolüme giriyor. Sakın endişelenmeyin, bana güvenin ve inanın.

Şu anda karşı taraf bembeyaz bir saha. Bakın buranın rengini değiştiriyorum. Bu beyaz saha hafrfce saranyor…

Evet daha dikkatlı bakın… Sararma gittikce artıyor görüyor musunuz?.. Bak sarının tonu gittikce artıyor… Evet daha da arttı… Şimdi tamamen sarardı…

Çok koyu sarı oldu… Koyu sarı daha da renk değiştiriyor. Şimdi kavuniçiye dönüşüyor… Evet evet kavuniçi oldu… Kavuniçi de gittikce koyulaşıyor değil mi? şimdi açık pembeye dönüşüyor.

Açık pembeyi görebiliyor musunuz? Evet açık pembe de gittikce koyulaşıyor ve kırmızı oluyor… Gittikce kırmızılaşıyor değil mi? Kıpkırmızı oldu…

Evet renk şimdi dönüyor ve leylakî oluyor… Bakın bakın iyice belirginleşti… Tamamen leylakî oldu… Mor oldu, çok koyu mor oldu… Görüyorsunuz değil mi?» Görüldüğü gibi süje istenilen yöne sevkedilebilmektedir.

Renk halusinasyon-ları başarıyla uygulanmıştır. Artık süjenin organizmasına hakim olmaya sıra gel-miştir. Bunun için de kullanılabilecek bir köprü lazımdır. Bu köprü de yine bir fizyolojik fonksiyondur. Süje kendini o kadar kaptırmıştır ki içden ve dıştan gelen bilgi uyarıcılanna pek dikkat etmemektedir.

Gözleri dakikalardır sabit nazarlarla olaylan kovalamaktadır. Ama artık göz kapağı ve göz adeleleri yorulmuştur ve onfarın da istirahata ihtiyacı vardır. Henüz süjenin farkında olmadığı ama hipnozi-törün elinde büyük bir koz olarak duran bu fizyolojik olay bir köprü vazifesi görecektir. Ve süjenin son savunma mekanizması da bu şekilde yıkılacaktır.

Suje bu hayal aleminden uzaklaştınldığı an göz kapaklarının ne derece yorulduğunu hissedecektir ama iş işten geçecektir.

Telkine devamla: «Şu anda morzemin üzerindeki noktanın aşağı doğru olan hareketini takip ediyorsun…

Nokta aşağı iniyor… İniyor. Evetşu anda göz kapak-larına büyük bir ağırlık soktum… Göz kapaklann bu ağırlığın altında eziliyor ve aşağı çekiliyor… Kurşun gibi bir yük onları aşağı çekiyor. Karşı koma… Kendini rahat bırak… Bırak kapansınlar…

Evet tamamen kapandı…

gözkapakların benim kontrolüm altında… Onları ben söylemeden kaldıramazsın… Evet sadece ben izin verirsem kaldırabilirsin… Göz kapaklanna kurşun gibi bir yük bindirdim. fstersen bir dene bakalım kaldırabilecekmisin. Bak kaldıramıyorsun… Herşey benim kontrolümde, korkmayınız, endişelenmeyiniz…

Bana inanınız ve güveni-niz…»

Hipnozitör artık ırmağın karşısına geçmiş, süjenin organizmasındaki ilk ara-ziyi almıştır. Bu yer göz kapaklandır. Artık göz kapakları onun elindedir. Ve telkinlerine devam eder. Bu arada manyetik el pasları ile süjenin daha derin bir transa girmesini temin eder. Ve devamla:

«Şu anda göz kapaklarınızdaki ağırlığı yüzünüze oradan omuzlarınıza indiri-yorum… Farkediyor musunuz… Bu ağırlık tatlı bir sızıltı halinde yayılıyor… Şimdi sol kolunuza ve sol elinize bu

ağırlığı indirdım… Sol kolunuz kurşun gibi oldu… Çok ağırlaştı… Aynı şekilde şimdi sağ kolunuz ve sağ eliniz ağırlaştı… Göz kapaklarınız ve kollarınızdaki bu ağırlığı karnınıza, oradan da

bacaklarınıza ve ayaklarınıza indirdim. Her yeriniz kurşun gibi oldu… Vücudunuz artık tamamen kontrolüm altında… Ben söylemeden hiç bir hareket yapamıyacaksınız… Vücu-dunuzun kontrolü

tamamen benim elimde. Sağ kolunuzu kaldırmaya çalışın bakalım… Kaldırabilecek misiniz?.. Bak kaldıramıyorsunuz. Boşuna çabalama-ym… Ben izin vermeden kaldıramazsınız.. Bak şimdi izin

veriyorum ve artık sol kolunuzu kaldırabilirsiniz. Evet güç veriyorum,enerji veriyorum…Kolunuzu kaldı rın.»

Artık hipnozitör süjenin organizmasını tamamen eline geçirmiştir. Süje ken-disini tamamen hipnozitöre teslim etmiştir. Fakat süjede son direnme noktaları vardır. Her ne kadar vücudunun

kontrolünü kaybetmişse de, düşünmeye otokritik yapma kabiliyetini hala korumaktadır. Hala endişeleri vardır, hala korkuları vardır. Velhasıl benim diyebileceği bazı şeyleri vardır. Bu kanaata

nerden vardım diye sual edilebilir. Bu konuyla ilgili çok ilginç bir hatıram oldu. Onu nakletmek isterim. Doktor arkadaşlarımdan Askeri Dr. İ.H.O.’la samimiyetimiz çok ileri derecede idi. Zaman

zaman birbirimize takılır, karşılıklı espriler yapardık. Esprilerimden birinde «Kendisini hipnotize edersem, kendisine Çin İşkencesi yapacağımı» söyledim. 0 da gülüp geçmişti. Günlerden bir gün

arkadaşımı hipnotize etmeye razı ettik. Ve çok başarılı bir seansla çok kısa sürede organizması üzerindeki kontrolümü tesis ettim. 0 anda aklıma yaptığım espri geldi. Ve bunu uygulamaya

soktum. Yaptığım telkinlerle vücudunun so) tarafının -40 derecede çıplak olarak durduğunu, diğer sağ yarısının ise çok sıcak bir hamamda bulunduğunu belirttim. Manzara çok enteresandı.

Vücudunun yarısı titrerken, diğer yarısı kızarmış ve ter numuneleri vardı. Bu esnada kapının zili çalınmıştı ve şahsıma bir telgraf gelmişti. Evrakı ‘imzalamak için süjeyi bir müddet o pozisyonda

bıraktıktan sonra geri döndüm. Gördüğüm şey çok enteresandı. Suje kaslannı hareket ettirerek, göz kapaklarını açmaya çalışıyor, ama muvaffak olamıyordu. Kollarında hatif kas seğirmeleri

oluyor, kollannı kaldırmaya çalışıyor, buna da muvaffak olamıyordu. Bu duru-munu görünce gülmeye başladım. Ne yaptığını sordum. Cevap olarak: «Kerdisi nin bundan çok rahatsız olduğunu,

kurtulmak istediğini, fakat buna muvaffak olamadığını belirtiyordu. Çok korktuğunu söyledi, kendisini uyandırmam için bana yalvarmaya başladı.» Bana yalvarıyor, aman diliyor, fakat kendisini

bir türlü kurtaramıyordu.

0 halde düşünce sistemi normal çalışıyordu ama vücuduna hakim olamıyordu.

Daha sonra bu ısrarlara dayanamıyarak arkadaşımı uyandır-dım. Yaşadığı dakikaları ölene kadar unutamayacağını ve kendisini bundan sonra kimseye teslim etmeyeceğini söylemişti.

Bu olayda da görüldüğü gibi insan organizması bir anda ele geçirilemiyor. Adım adım ilerlemeli…

Organizmanın derinliklerine yavaş yavaş inmek gerekiyor. Bu seansımdan sonra transı derinleştirmek için yeni şeyler bulmak istiyordum. Nihayet bunu da deneme yanılma metodu ile buldum. Telkinlerime şöyle devam ettim:

«Gördüğün gibi vücudun tamamen kontrolüm altında… Benden izinsiz hiçbir şey yapamıyorsun…

Şu anda senden 10 katlı bir bina hayal etmeni istiyorum. Görebiliyor musun? Evet bu binaya tırmanmanı isteyeceğim…

Yalnız çok önemli bir iş için tırmanıyorsun. 10. katta bir hasta var… Bu hastaya ilaç götüreceksin…

Götüreceğin ilaç hastanın hayatını kurtaracak, çok çabuk götürmelisin… Hazırmı-sın… (Evet cevabından sonra) Son süratle tırmanmaya başla…

Çok suratli koşu-yorsun. (Süje bu esnada sanki koşuyormuş gibi derin nefes alıp vermeye başlar). Evet daha da süratli koşacaksın… Çok yoruluyorsun…

Evet ama hayat kurtara-caksın.. Daha süratli koş… Daha da süratli… Son gücünle….Son enerjinle koşu-yorsun. Şu anda 7. kattasın, 8’e çıkıyorsun… Çok yoruldun…

Artık ellerinle tırmanıyorsun… Bacaklarında hiç kuvvet kalmadı… Evet son merdivenler, son basamaklar… Bak hasta orada duruyor… Evet ilacı ver…. Çok yoruldun… Biliyo-rum ama başardın…. Hastanın hayatını kurtardın… Bak ileride beyaz bir yatak var…

Görüyormusun… Yumuşacık, bembeyaz… Vesençokyorgunsun… Şimdi o yatağın yanına git ve ben izin verince o yatağa yatacaksın.

Derin ve tatlı bır uykuya gireceksin… Hazırmısın… Evet yatabilirsin… (Bu arada hipnozitör derin bir nefes alıp vererek; sanki tüm yorgunlukları atmış olur.

İyi bir hipnozitörün bu . nefesini süje söylenmeden aynen taklit eder).

Evet sen çok yorgunsun ve kon-kunç bir uyku ihtiyacın var…

Evet uyuyorsun…

Uyuyorsun… Yorgunluğun azalı-yor.

Daha derin uyuyorsun. Uykun derinleştikce yorgunluğun azalıyor… Gittikçe hatiflıyorsun. Kuşlar kadar hafifsin… Şu anda çok mutlusun… Değit mi? Ne kadar rahatsın… Aldığın her nefes seni daha derin bir uykuya sokuyor… Daha derin uyuyorsun…»

Bu şekildeki telkinlere 3-4 dakika devam edilir. İşte bu aşamaya gelmiş süje en derin transa girmiştir. Bu süje üzerinde bütün hipnotik tezahürler ortaya çıkar. Süjeye bu uyku esnasında bazı tatlı rüyalar telkin edilir. Ve bir müddet sonra süjenin gözleri açtırılabilir…

Kataleptik hale sokutabilir.

Ekmnezi, hiperminezi denenebiBr. Posthıpnotik telkinler verdirilebilir. Özel bir çok çalışma yapılabilir. Bu tip hipnotik fenomenleri ilerideki bahisde daha detaylı otarak göreceğiz.

Bu konuyu kapatmadan önce bir noktayı daha hatırlatmak isterim. Bazı süjelerimin 10 katlı bir binayı hayal edemediklerini gördüm. Bunların bir atletizm pisti veya bir yüzme sporu yapılabllecek bır yer hayal ettirdim. Buradaki amacım süjeyi psikolojik olarak tamamen yorarak, son müdafaa barajlannı da yıkmaktır.-Amaca yardım eden her tip yol denenebilir.

Hipnotizma usulümüze ek olarak bazı konulara değinmek ıstiyorum.

Görül-duğu gibi olaylar birbirini peşi sıra takip etmektedir. Ve bir olay diğerini davet etmektedir.

Bir konuya inanma ve telkine teslime olma, diğer bir telkin için zemin hazırlamakta, mantıki bağıntıyı temin etmektedir.

Bu duruma FEED-BACK AKTİ-VASYON denmektedir. ) Böylece süjeler feed-back mekanizmaları ile daha derin ransa girmektedir.

Olaylar üst üste hiyeraşik bir düzenle sürmektedir. Bataklığa düşen birinin durumu gibi çırpındıkca batmaktadır ve kurtulma ümidi azalmaktadır. Hipnotik trans da aynı şekildedir. Derinleştikce hipnozitöre teslim olma yüzdesi artmaktadır.

Bu kadar bilgiden sonra anlaşıldığı gibi esas amaç süjenin farkına vardırma-dan bazı şeyleri gerçekleştirmektir.

Hipnotizma seansının başlangıcında süjeden bazı şeyleri yapmasını istemiştik. Bunları dikkatli olarak inceleyecek olursak görürüz ki; hepsi de süjenin dikkatinin dağılmaması için alınması gereken tedbir-lerdir. Bunların psikolojik nedenlerihi kısaca ızah edelim. Kuralların numara sıra-sına göre:

1 – Burada süjeden hiçbir şey düşünmemesini istiyoruz. Şayet süjenin başka şeyler düşünmesine izin verecek olursak bu düşünceler bir çok çağrışımı da beraberinde getirecektir. Dolayısıyla süjenin dikkatini toplamak mümkün olma-yacaktır.

2- «Evet» veya «Hayır» dışında verilecek bir cevap süjenin beyin sistemini aktive edeceğinden; daha doğrusu kompleks cümleler için daha kompleks bir iletişim beyinde oluşacağından elde edilen dikkat o tarafa kayacaktır.

3- Suallere el ve kol hareketleri ile cevap verlimesi süjede bir otokritiği davet edip, dış dünya uyaranlarından kendini haberdar edeceğinden konsantrasyonu bozacaktır.

4- Vücutta herhangi bir uyarıcı etki (ağrı, kasılma v.b.) dikkati kendine çeke-cektir (Bu seansın başlangıcı için söz konusudur).

5- Amaç dikkatin noktaya toplanmasıdır ve göz bebekleri ile kaslarını çabuk yordurmaktır.

6- Göz yaşının akması normaldir. Bu süjede bir dış uyaran vazifesi görür ve süjenin dikkatini oraya celbeder.

Bu dağınıklığa ilaveten uyanık hale gelmiş olan el ve kol bu yaşı silmeye kalkarsa dikkat tamamen dağılır.

7- En önemli nokta bu maddededir. Tabir yerindeyse «Ne damadı küstüre-ceksiniz, ne de gelini vereceksiniz.»

Burada süjeden göz kapaklannı hareket ettirmemesini istiyoruz. Ama bu isteğimizi fazla üzerinde durmadan, bayağı cümlelerle söylüyoruz.

Şayet olayın üzerinde ısrarla durup, mutlaka bakışlarını sabitleştirmesini süjeden istersek o zaman ters bir durumla karşı karşıya kalıyo-ruz.

Süje tüm dikkatini tamamen göz kapaklarına verdiği için bu sefer göz kapak-larını kırpmaktan kendini alamıyacaktır.

Onun için süjeye telkin edilirken ehemmi-yetsizmiş intibaını vermek lazımdır.

Ama seansımızın can alıcı noktası burasıdır.

Şayet süjeyi istediğimiz gibi yönlendiremiyor, heyecanlandırıp dikkatini toplaya-mıyorsak ister ıstemez süje göz kapaklarını hareket ettirecektir.

Peki süje göz kapaklarını hareket ettirirse ne olur? Çok şey olur.

Tüm telkinlerimiz boşa gider. Neden mi? Telkinlerimizi dayandırdığımız fizyolojik temeller çöker de ondan. Süjemiz göz kapaklarını hareket ettirirse karşıdaki noktayı tekrar net olarak görmeye başlar, göz kapaklarının kasları ve göz kasları dinlenmiş olur.

Ve üzerlerinde biriken ağırlık kalkar, laktik asit dağılır. Ve biz telkinlerimize baştan başlamak zorunda kalırız. Bunun 2-3 kez tekrarlanması halinde hipnozitör olarak inandırıcılığımızı yitirerek telkinlerimiz etkinliğini kaybeder. Böyle bir süjeye göz kapaklarının hareketlerine hakim olması için egzersiz yapmasını tavsiye ederek seansımızı keseriz.

Hipnozun Tarihçesi

Hipnozun Tarihçesi

Yazmak, okumak, ata ve bisiklete binmek, araba sürmek, müzik aleti çalmak gibi bir çok hünerlerin üstesinden gelmiş durumdasınız. Herkes bu marifetleri öylesine doğal hissedebilirki; siz bu marifetler hakkında düşünmek ihtiyacını bile hissetmeyceksiniz. Yani bu marifetleri keşfetmede yeteneğinizi engelleyecek herhangi bir kaza olmadan bunları düşünmek zorunda kalmayacaksınız. Böylece, bir çok sıradan yetenek göz önünde bulundurulmayacaktır. Artık her zaman düşünüp pratik yapacaksınız ve hipnozu çatal kulanıyor gibi öğreneceksiniz, tabiki onun olmasını isteyecek ve pratik yapacaksanız.

Birçok hünerler zihinle ilgilidir, örneğin telefon numarasını hatırlamak , bir dili anlamak, matematiksel hesapları yapmak gibi. Hipnozda zihinle ilgili bir hünerdir. Normal bir zeka ve yeterince güdü sahibi olan herkes hipnozu rahatça öğrenebilir.

Kişilerin hipnoz yeteneğini karşılaştırmak için bir çok dereceler geliştirildi. Örneğin birinin hipnotik kapasitesi gözlerinin başının arkasına doğru çevirmesi ile karşılaştırılabilir. Diğer bir karşılaştırma ise kişiye kolunu belirli bir seviyeye kaldırılması telkininde bulunulduğu zaman kişinin kolu helyum balona takılmış gibi yükselir. Konu ile ilgili detaylı bilgi diğer kitaplarımızda mevcuttur.

Hipnotik fenomenlerin hepsinin olmasa bile, çoğunun günlük hayatta arasıra görüldüğünü ve onları herkesin tekrar tekrar yaşadığını hatırlamakta fayda vardır. Bilinçli beklenti duyusal uyaranlar yaratabilir veya miktarlarını artırabilir. Dövülen çocuk elin vuruşunu gerçek temastan önce hisseder, dişçi sandalyesinde kıvranan şahıs, dönen matkabın dişine temasından önce ağrı duyar. Aksine derin konsantrasyon duyusal uyaranları azaltabilir veya yok edebilir. Radyo ve televizyonu farketmeyecek kadar düşünceye dalabilirsiniz.

Kendisini tamamen yarışa vermiş bir atlet, müsabaka bitene kadar ağrılı bir yaranın farkına varmayabilir. Ağrılı bir ayak siğili olan genç bayan, kendisini büyüleyen erkek arkadaşının kollarında neşeyle dans ederken lezyonun hiç farkında değildir, ancak aynı lezyon çalışırken dayanılmaz derecede ağrılıdır. Bu sebeple, bilinçli düşünceler duyusal uyaranların şiddetini etkileyebilir, fakat hipnotik durumdaki bilinçaltına yönelik düşünceler ve telkinler kadar etkili olamaz.

Aksine, hipnoz sırasında telkinle şikayetler meydana getirilebilir, hemen ortadan kaldırılabilir. Hipnozdaki bir şahıs uygun telkinlerle bilinçaltının güçlü kaynaklarıyla bağlantı kurabilir ve normal bilinçli durumda imkansız olan ruhsal ve fiziksel başarılar gösterebilir. Hasta uzak geçmişte saklı olayları yeniden yaşayabilir veya kasların ve organların gücü üstünde şaşırtıcı hareketler yapabilir.

Kalp ve solunum hızları, kan basıncı, bağırsak hareketler, terleme, mide sekresyonu, mizac değişiklikleri, deri sıcaklığı, menstrüel siklus vs. gibi bazı fizyolojik aktiviteler, doğrudan veya dolaylı telkinle değiştirilebilir. Reaksiyonun kesin şekli hasta hipnozdayken mevcut ruh durumu veya yaklaşım şekline bağlıdır. Örneğin, korku kendisini öfkeden daha değişik şekilde açığa vurur. Bazan, bir analizin yapıldığı esnada, hasta ard arda değişik ruh durumları gösterebilir. Bu, hipnotik durumun dinamik yapısını iyice gösteriyor.

Bir şahıs hipnotik transtayken bilinçaltı hassaslaşır ve etkilenerek harekete geçirilebilir. Hemen göze çarpan temel özellik, şahsın telkine karşı artmış cevabıdır. Hipnoterapinin başarısı hipnoterapistin mantıklı telkinler yapmadaki ustalığına ve yeteneğine bağlıdır. Hastanın bir otomat olmadığı daima akılda tutulmalı ve emirle yöneltilmemelidir.

Hipnotik telkin iki yolla çalışır, şikayetler meydana getirilebilir veya kaybedilebilir. Hemen göze çarpan temel özellik, şahsın telkine karşı artmış cevabıdır. Hipnoterapinin başarısı hipnoterapistin mantıklı telkinler yapmadaki ustalığına ve yeteneğine bağlıdır. Deneğin bir otomat olmadığı daima akılda tutulmalı ve emirle yönetilmemelidir.

Hipnotik telkin iki yolla çalışır, semptomlar meydana getirebilir veya kaybedilebilir. Hipnoz sonrası uygulanmak üzere verilen telkinle normal bir denekte kaşıntı meydana getirilebilmesi ilginçtir. Hasta hipnotik transta bir telkin yapıldığında apaçık hatırlar ve çok saçma olmasına rağmen, hasta genellikle gerçekten kendisinde kaşıntı olduğunu ve kaşınmaya mecbur kaldığını büyük bir hayretle görür.

Yaptığı fenomenleri hipnozun nasıl ve niçin meydana getirdiğini çok az izah edebilmekteyiz. Birçok teoriler teklif edildi ancak hiçbiri genel kabul görmedi. Birçok psikolojik faktörler işe karışır ve fizyolojik faktörlerin önemli bir rol oynadığı (Muhtemelen bazı kortikal beyin değişiklikleri olduğu) konusunda pekçok kanıt vardır.

Kanıtlar, hipnozun subkortikal aktiviteyi ve diğer korteks sahalarında bağımsız olarak çalışabilen bazı korteks sahalarını ilgilendirdiğini gösteriyor.

Hipnozun Yapısı

Hipnozun Yapısı

Yazmak, okumak, ata ve bisiklete binmek, araba sürmek, müzik aleti çalmak gibi bir çok hünerlerin üstesinden gelmiş durumdasınız. Herkes bu marifetleri öylesine doğal hissedebilirki; siz bu marifetler hakkında düşünmek ihtiyacını bile hissetmeyceksiniz. Yani bu marifetleri keşfetmede yeteneğinizi engelleyecek herhangi bir kaza olmadan bunları düşünmek zorunda kalmayacaksınız. Böylece, bir çok sıradan yetenek göz önünde bulundurulmayacaktır. Artık her zaman düşünüp pratik yapacaksınız ve hipnozu çatal kulanıyor gibi öğreneceksiniz, tabiki onun olmasını isteyecek ve pratik yapacaksanız.

Birçok hünerler zihinle ilgilidir, örneğin telefon numarasını hatırlamak , bir dili anlamak, matematiksel hesapları yapmak gibi. Hipnozda zihinle ilgili bir hünerdir. Normal bir zeka ve yeterince güdü sahibi olan herkes hipnozu rahatça öğrenebilir.

Kişilerin hipnoz yeteneğini karşılaştırmak için bir çok dereceler geliştirildi. Örneğin birinin hipnotik kapasitesi gözlerinin başının arkasına doğru çevirmesi ile karşılaştırılabilir. Diğer bir karşılaştırma ise kişiye kolunu belirli bir seviyeye kaldırılması telkininde bulunulduğu zaman kişinin kolu helyum balona takılmış gibi yükselir. Konu ile ilgili detaylı bilgi diğer kitaplarımızda mevcuttur.

Hipnotik fenomenlerin hepsinin olmasa bile, çoğunun günlük hayatta arasıra görüldüğünü ve onları herkesin tekrar tekrar yaşadığını hatırlamakta fayda vardır. Bilinçli beklenti duyusal uyaranlar yaratabilir veya miktarlarını artırabilir. Dövülen çocuk elin vuruşunu gerçek temastan önce hisseder, dişçi sandalyesinde kıvranan şahıs, dönen matkabın dişine temasından önce ağrı duyar. Aksine derin konsantrasyon duyusal uyaranları azaltabilir veya yok edebilir. Radyo ve televizyonu farketmeyecek kadar düşünceye dalabilirsiniz.

Kendisini tamamen yarışa vermiş bir atlet, müsabaka bitene kadar ağrılı bir yaranın farkına varmayabilir. Ağrılı bir ayak siğili olan genç bayan, kendisini büyüleyen erkek arkadaşının kollarında neşeyle dans ederken lezyonun hiç farkında değildir, ancak aynı lezyon çalışırken dayanılmaz derecede ağrılıdır. Bu sebeple, bilinçli düşünceler duyusal uyaranların şiddetini etkileyebilir, fakat hipnotik durumdaki bilinçaltına yönelik düşünceler ve telkinler kadar etkili olamaz.

Aksine, hipnoz sırasında telkinle şikayetler meydana getirilebilir, hemen ortadan kaldırılabilir. Hipnozdaki bir şahıs uygun telkinlerle bilinçaltının güçlü kaynaklarıyla bağlantı kurabilir ve normal bilinçli durumda imkansız olan ruhsal ve fiziksel başarılar gösterebilir. Hasta uzak geçmişte saklı olayları yeniden yaşayabilir veya kasların ve organların gücü üstünde şaşırtıcı hareketler yapabilir.

Kalp ve solunum hızları, kan basıncı, bağırsak hareketler, terleme, mide sekresyonu, mizac değişiklikleri, deri sıcaklığı, menstrüel siklus vs. gibi bazı fizyolojik aktiviteler, doğrudan veya dolaylı telkinle değiştirilebilir. Reaksiyonun kesin şekli hasta hipnozdayken mevcut ruh durumu veya yaklaşım şekline bağlıdır. Örneğin, korku kendisini öfkeden daha değişik şekilde açığa vurur. Bazan, bir analizin yapıldığı esnada, hasta ard arda değişik ruh durumları gösterebilir. Bu, hipnotik durumun dinamik yapısını iyice gösteriyor.

Bir şahıs hipnotik transtayken bilinçaltı hassaslaşır ve etkilenerek harekete geçirilebilir. Hemen göze çarpan temel özellik, şahsın telkine karşı artmış cevabıdır. Hipnoterapinin başarısı hipnoterapistin mantıklı telkinler yapmadaki ustalığına ve yeteneğine bağlıdır. Hastanın bir otomat olmadığı daima akılda tutulmalı ve emirle yöneltilmemelidir.

Hipnotik telkin iki yolla çalışır, şikayetler meydana getirilebilir veya kaybedilebilir. Hemen göze çarpan temel özellik, şahsın telkine karşı artmış cevabıdır. Hipnoterapinin başarısı hipnoterapistin mantıklı telkinler yapmadaki ustalığına ve yeteneğine bağlıdır. Deneğin bir otomat olmadığı daima akılda tutulmalı ve emirle yönetilmemelidir.

Hipnotik telkin iki yolla çalışır, semptomlar meydana getirebilir veya kaybedilebilir. Hipnoz sonrası uygulanmak üzere verilen telkinle normal bir denekte kaşıntı meydana getirilebilmesi ilginçtir. Hasta hipnotik transta bir telkin yapıldığında apaçık hatırlar ve çok saçma olmasına rağmen, hasta genellikle gerçekten kendisinde kaşıntı olduğunu ve kaşınmaya mecbur kaldığını büyük bir hayretle görür.

Yaptığı fenomenleri hipnozun nasıl ve niçin meydana getirdiğini çok az izah edebilmekteyiz. Birçok teoriler teklif edildi ancak hiçbiri genel kabul görmedi. Birçok psikolojik faktörler işe karışır ve fizyolojik faktörlerin önemli bir rol oynadığı (Muhtemelen bazı kortikal beyin değişiklikleri olduğu) konusunda pekçok kanıt vardır.

Kanıtlar, hipnozun subkortikal aktiviteyi ve diğer korteks sahalarında bağımsız olarak çalışabilen bazı korteks sahalarını ilgilendirdiğini gösteriyor.

Hipnozun Tabiatı

Hipnozun Tabiatı

Genç ve güzel bayan hipnozitörün gözlerinin derinliklerine baktı, hipnozitörün gözlerinin parlaklığı ve tesir edici ışıkları, güzel bayanı hipnozitörün büyüsü altına götürdü. Hipnozitör sessiz bir şekilde konuştu “Uykunuz geliyor… Göz kapaklarınızın ağırlaştığını hissediyorsunuz… Bütün vücudunuzu zayıf ve kuvvetsiz hissediyorsunuz… Şu andan itibaren benim emrimdesin… Sesim seni kontrol edecek. Emirlerimin hepsine itaat edeceksin…”

1930’lı yıllarda hipnoz sahne gösterilerinde kullanılıyordu ve şov malzemesi yapılıyordu. O zamanlarda kötü hipnozitörler menfaatleri doğrultusunda genç güzel kadınları kullanıyorlar, kendi isteklerini onlara zorla yaptırıyorlardı.

Kont Dracula da genç güzelleri, kanlarını emebilmek için hipnoz etmişti.

Bu gibi örneklerin yüzünden hipnoz olumsuz olarak ele alınıp, sihirli bir tılsım, şeytani hipnozcu ve isteksiz kurban imajlarına sebep oldu. Hakikaten hiçbir şey gerçek yolundan bu kadar saptırılamazdı.

Svengali bahanedir. Hipnozcunun gücü altında olmak saçmadır, yardımsız transta bulunmak gülünçtür. Son günlerde hipnoz, düşünmenin ve insan aklını kullanmanın doğal bir yolu olarak düşünülüyor ki; bu düşünme muhakemeden ve hayali bilimsellikten çok sanatçının düşüncesi gibidir. Bilim toplumunda hala bilim adamı, sanatçıdan çok itibar görür. Bu tür düşünce teşvik edilmelidir. Çünkü böyle düşünceler hipnozun tehlikeli ve doğal olmadığı düşüncesini yöneltiyor.

1950’li yıllarda T.R. Sarbin’in ve bu günlerde Dr. T.X Barber’in araştırmaları şunları göstermiştir;

Hipnoz, sağ beyin hemisfer aktivitesi ile ilişkilidir.

Hipnozun büyük bölümü insanların öğrenebileceği bir yetenektir.

Tüm hipnotik translar esasında oto (self) hipnozdur.

Hipnotik durumdan kişisel olarak yararlanmak için ritüalistik (gizemli) indüksiyon tekniklerine gerek yoktur.

Hipnozun nasıl bir fenomen olduğunu tecrübe etmek için kendinden geçmek ve derin transa girmek gereksiz bir davranıştır.

Hipnoz Nedir?

Hipnoz Nedir?

HİPNOZUN SÖZLÜK VE MİTOLOJİK ANLAMLARI

Hypnos’e kelimesini ilk defa ingiliz doktor Braid kullanmıştır. Kendisine bu konuda yunan mitolojisi kaynaklık etmiştir.Yunan mitolojisinde Hypnos kelimesi şu şekilde geçmektedir. ” Yunan mitolojisinin uyku tanrısı ‘HYPNOSE’ Gece’nin Oğlu ve Ölüm ‘ün (Thanatas) kardeşidir. (Resim) Kardeşi ile birlikte Hades’in ölüler diyarında yaşar.Kanatlı bir genç şeklinde tasvir edilen hypnos, yorgun insanların anılarına sihirli değneği ile değmek, karanlık kanatları ile yelpazelemek ya da bir boynuzdan, kişilerin üzerine uyku verici bir madde dökmek suretiyle onlara uyku verir. Thanatos’da kanatlı bir ruh halinde tasvir edildiğinden aynen hypnos’a benzer. Hypnos’un oğullarından biri ise, rüyalar tanrısı “Morheus” dur. Resim:Rüyalar tanrısı Morfeus’un babası Hypnos’un roma devrinden kalma bronz heykeli.

Hypnos’un tanrılar üzerinde dahi etkisi vardır. Homer’e göre Hypnos , Herav’ın ricası üzerine bir gece kuş şekline bürünerek, Zeus’u ida dağı üzerinde uyutmuştur.

Dr. Kriton Dinçmen tarafından yazılan “Psykhiatria ve Mythos” isimli eserinde ise Hypnos şu şekilde tanımlanmaktıdır: “Uyku ilahıdır Hypnos. Ölüm ilahı olan Thanatos ile beraber gece-Nyx’ ten babasız olarak doğmuştur.

İnsanların ve genellikle tüm yaratıkların fizyolojik işlevlerinin ayarlanmasında esas rolü oynayan “Cyrcadian Cyclus-24 saat tanzimi ” hadisesinde, uyku hypnos olayının temelini oluşturur. Fahrettin Kerim Hocanın “Uyku sinir sisteminin miarı ve mimarıdır.” sözü galiba bu konuda dünyü tıp literatüründe söylenmiş en manalı ifadedir.

Ana tanrıçalardan Hera,Çanakkale yöresindeki İda Dağında Zeus ile sevişmek ister.Galiba Zeus Hera’ya pek yüz vermemiş olacak ki, Hera, Hypnos’dan hatta ona cilveli Kharit’lerden birini peşkeş çekeceğine de söz verir- gelip Zeus’u uyutmasını rica eder. Zeus’da, yarı uykuda iken o sersemlik hali içinde “He” der.(Dinçmen)

Hypnos’un sözlüklerdeki anlamlarıda şu şekilde geçmektedir.

Hyp-no-sis / isim (çoğulu-ses) Bir şahıs tarafından diğer bir şahsın hareketlerini kontrol edebilir şekilde derin uykuya benzer bir duruma sokulması halidir.(Hornby)

Hypnos: Yunan mitolojisinde uyku tanrısı. Erebas ile Nyx’in (gece) oğlu, Thanatos ile birlikte, Memnon’u, Sarpedon’u veya destan kahramanlarını mezara yerleştirirken görür; Bazen ciddi ve tatlı, şakak ve omuzlarında kanatları olan bir delikanlıdır. (Helenistik bir heykel, Hypnosu uyutucu bir sıvıyı bir boynuzdan boşaltırken gösterir.) (Madrid Müzesi)

Hipnoz: İ. Fr. Hypnose Yun.

1. Psik: Sözle, bakışla telkin yapılarak meydana getirilen bir çeşit uyku hali . Bu halde uyuyan kimse (denek) uyutanın etki ve telkinlerine açık, fakat dış dünyanın başka etkilerine karşı kapalıdır. (Osmanlıcası Nevm-i Sınai; İngilizcesi Hypnosis)

2. Tıp: Mekanik, fiziksel veya ruhsal yollarla yahut kimyasal maddelerle sağlanan suni uyku. (Kimyasal maddelerle yapılan hypnosa genellikle narkoz adı verilir.)

Eşanlamlı : İpnoz.(Tuğlacı)

Hipnoz yanlış inanç, mistisizm ve ihmal tarafından sıklıkla gölgelenen ve tahrip edilen büyüleyici bir konudur. Eğlence ve zevk için yapılan hipnozun; hipnoterapiyle olan ilgisi, astroloji ya da astronomiyle olan ilgisinden daha fazla değildir. Hipnoz kelimesi pekçok kişinin aklına modası geçmiş önyargılar, tabular ve yanlış inanışlar getirir. Bazı hekimler özellikle az tecrübeli ya da tecrübesiz olanlar bunu hemen ayıplarlar.

Hipnoz çok eski bir sanattır, ilk defa hristiyanlığın ortaya çıkışından evvelki zamanlarda büyücülük, din ve tıp bir arada uygulanıyorken kullanılmıştır. Hipnozun bazı teorik yönleri hâlâ tartışmalıdır ve izah edilememiştir. Ancak hipnoz tıpta bu durumda olan tek konu değildir.

Hipnoterapi, psikoterapiye yön ve hız veren etkili bir multifonksiyonel tekniktir. Geçen yirmi yıl içerisinde hipnozun tıpta kıymetli bir tedavi yöntemi olduğu görüşü oldukça taratfar toplamıştır.

Hipnoza karşı batıl inançlarla ve kuşkuyla bakılan çağ, terapotik (tedavi) kıymetinin anlaşılmasıyla ortadan kalkıyor.

Bazı akıllıca seçilmiş vakalarda, başka hiçbir tedavi formu hipnoz gibi hızlı ve yararlı sonuçlar vermez.

Hem sadece destekleyici ya da şikayetlerin giderilmesi (semptomatik) amaçla, hem de hastalık sebebleri olan (etiyolojik faktör olan) bilinçaltı güdülerinin ve sorunlarının ortaya çıkarılması amacıyla kullanılan psikoterapide hipnoz, hekime hızlı ve etkili sonuçlar elde etmede çok kıymetli fayda sağlar.

Uzun bir süreden beri psikoterapistler zihinle vücudun ayrı olmadığını söylüyorlar. Hem sıhhatteyken hem de hastayken akıl ve vücut tek bir ünitedir. Herhangi bir bedensel (somatik) hastalığı pür somatik ya da herhangi bir psişik durumu tamamen psişik kabul etmek hatalıdır.

Akıl ve vücut öylesine içiçe ilişkili ünitelerdir ki, emosyonel bir refleks reaksiyon olmaksızın psişik bir değişiklik olmaz, bunun tersi, vücudu etkilemeden hiçbir psişik değişme meydana gelemez. Bundan dolayı organik ve fonksiyonel hastalıklar önemli ölçüde birbirinin üstüne biner.

Müge Kiremitçi Öztürk

Katıldığınız Dönem Eğitimi 8. Dönem Bütüncül Psikoterapi Eğitimi
Ad, Soyad Müge Kiremitçi Öztürk
Doğum Tarihi 1982-10-19
Doğum Yeri İstanbul
İkamet Ettiğiniz İl / İlçe Kartal
Medeni Hali Bekar
Çocuk Sayısı Yok
Çalıştığı Kurum & Görevi  
İş Adresi  
Telefon Numarası 0505 745 46 20
Web Adresi (varsa)  
E Posta mugekiremitci@gmail.com
Yabancı Dil Ingilizce
Eğitim Durumu Lisans Ustu
Calıştığınız Kurumlar ÜSKÜDAR ADLİYESİ 1. AİLE MAHKEMESİ 2005

DEHA DANIŞMANLIK VE EĞİTİM MERKEZİ 2005

ERENKÖY ÖZEL EĞİTİM VE 2004-2005

REHABİLİTASYON MERKEZİ

Katıldığınız Eğitimler  
Kısa Özgeçmiş  
İlgi Alanları  
Hobiler  
Resminiz  

Saadet Uçan

saadetemisciKlinik Psikolog Saadet Uçan

Klinik Psikolog/Psikoterapist Saadet Uçan, 2004 yılında  isteğe bağlı ingilizce hazırlık ve mesleki ingilizce programını içeren İstanbul Üniversitesi psikoloji bölümünden mezun olmuştur. Lisans eğitiminden sonra depresyon ve anksiyete bozuklukları üzerine Prof. Dr. Mehmet Z. SUNGUR’ dan bilişsel davranışçı terapi yõntemleri eğitimi ve süpervizyonu almış, Avrupa Bilişsel Davranışçı Terapiler Derneği onaylı psikoterapist sertifikası almaya hak kazanmıştır. Bilişsel davranışçı eğitimi süpervizyon aşamasında özel danışmanlık merkezlerinde ergen ve yetişkinlerle psikoterapi çalışmalarına profesyonel olarak başlamıştır. Özel Ahmet Şimşek Koleji’nde rehberlik ve psikolojik danışmanlık biriminin yönlendirdiği öğrencilere üç yıl yaklaşık 1000  görüşmelik psikoterapi hizmeti vermiş, öğrenci, okul öğretmenleri ve velilere çeşitli seminerler düzenlemiş ve danışmanlık yapmıştır. Cinsel sağlık enstitüsü derneği’nden  çift ve evlilik terapisi eğitim ve süpervizyonu alarak çiftlerle de çalışmaya başlamıştır.

2008 yılında Maltepe Üniversitesi klinik psikoloji yüksek lisans programını başarıyla tamamlamış ve klinik psikolog ünvanı almaya hak kazanmıştır. Yüksek lisans yaptığı dönemde Beykent Üniversitesi spor sağlık ve kültür başkanlığına bağlı psikolojik danışmanlık biriminde öğrenci, öğretim görevlisi ve idari kadro çalışanlarına psikoterapi ve danışmanlık hizmeti vermiş, yaklaşık 1200 saatlik görüşme gerçekleştirmiş, üniversite tanıtım projesi kapsamında çeşitli kolej ve anadolu lisesi rehber öğretmenlerine sınav kaygısı ile başa çıkma konusunda konusunda seminerler vermiştir. 2009 ‘dan bu yana kurucularından olduğu Duyu Psikoloji Danışmanlık ve Kişisel Gelişim Merkezi’ nde Klinik Psikolog /Psikoterapist olarak görev almaktadır.

Lisans eğitiminin başlangıcından itibaren gönül verdiği ruh sağlığı alanında hem profesyonel anlamda hem de kişisel gelişim anlamında pek çok psikoloji ve psikiyatri kongresine katılmış, cinsel terapi, hümanistik varoluşçu psikoterapi, travma, psikanalitik psikoterapi, şema terapi, duygu odaklı psikoterapi aile sistemleri, grup terapileri gibi konularda çeşitli seminerlere ve süpervizyon çalışmalarına katılmıştır.

Çeşitli kurum ve şirketlere stres yönetimi, etkili iletişim teknikleri ve öfke kontrol yöntemleri gibi konularda eğitim ve seminer programları düzenlemiştir.

2010 Yılında Psikiyatrist Dr. Tahir Özakkaş yönetiminde Psikoterapi Enstitüsü’nden hipnoz /hipnoterapi eğitimi ve uygulayıcı sertifikası  almıştır. Psikoterapi görüşmelerinde hipnoterapi yöntemlerini aktif bir şekilde kullanmaktadır. Hipnoz eğitiminden sonra yine Psikoterapi Enstitüsü ‘ nde 3 yıl 1080 saatlik kişilik bozuklukları nevrotik yapılanmaları içeren (borderline, narsistik ve şizoid kişilik bozuklukları)bütüncül psikoterapi eğitimine başlamıştır. Halen süpervizyon aşamasında eğitime devam etmektedir.

Çok sevdiği mesleğine Duyu Psikoloji Danışmanlık Merkezi’nde ergen ve yetişkinlerle psikoterapi çalışmalarına devam etmektedir..

GÖKHAN ŞENTÜRK

Dr. Hasan Gökhan ŞENTÜRK

Kısa Özgeçmişim:

1963 yılında Ankara’da doğdum. Çocukluk yıllarını Heybeliada’da geçirdim. Liseyi Ankara Deneme Lisesinde okudum. 1986 yılında İstanbul Tıp Fakültesinden mezun oldum. Sekiz yıl  SSK Göztepe Hastanesi Beyin Cerrahi ve Koroner Yoğun Bakım ünitelerinde çalıştıktan sonra işyeri hekimliği, sigorta hekimliği, ilaç sektöründe medikal müdürlük tecrübelerinden sonra muayenehanesini açtım. 1997 yılında karşılaştığı homeopati alanında çalışmalarına yoğunlaştı. Vithoulkas International Homeopathic Academy’de klasik homeopati eğitimi, Yeditepe Üniversitesi’nde Bilinçli Hipnoz, Psikoterapi Enstitüsü’nde Bütüncül Psikoterapi, Victor Babesh Üniversitesi’nden SCIO Kuantum Biofeedback eğitimleri aldım.

Katıldığım Eğitimler:

  • Bütüncül Psikoterapi – Teorik, Uz. Dr. Tahir Özakkaş, 2010-2011.
  • Bütüncül Psikoterapi – Formülasyon, Uz. Dr. Tahir Özakkaş, 2011-2012.
  • Bütüncül Psikoterapi – Süpervizyon, Uz. Dr. Tahir Özakkaş, 2012-2013.

İletişim:

Adres:

Tel: 0505 410 28 77

e-mail: bilgi@homeopati.com.tr

 

Uz. Psk. Dan. Funda Gül Yılmaz

Adınız *
Funda

Soyadınız *
Yılmaz

Doğum Tarihiniz *
1984

Cep Telefon *
05397772424

Mail Adresi *
fundagulylmz@gmail.com

Çalıştığınız Kurum ve Göreviniz
Psikolojik Danışman

İş Adresi
İstanbul/Avrupa Yakası

Lisans Eğitim Durumu *
PDR

Yüksek Lisans Eğitim Durumu *
Diğer Yüksek Lisans Programları

Şu anda yaptığınız mesleğiniz*
Psikolojik Danışman

Özgeçmiş
Uludağ Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik mezunudur. Yüksek lisans eğitimini, 2017 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü’nde tamamlayarak, uzmanlığını almıştır.
Katıldığı Eğitimler:
• Duygu Odaklı Çift Terapisi-II Atölye Çalışması, Leslie S.Greenberg, 29 Kasım-2 Aralık 2012.
• Duygu Odaklı Çift Terapisi-I Atölye Çalışması, Leslie S.Greenberg, 5-9 Şubat 2012.
• Bütüncül İlişkisel Psikoterapi, Paul L. Wachtel, 2012.
• Zaman Sınırlı Dinamik Psikoterapi, Hanna Levenson, 10-11-12 Aralık 2011.
• Bütüncül Psikoterapi – Teorik, Uz. Dr. Tahir Özakkaş, 2010-2011.
• Hipnoterapi, Uz. Dr. Tahir Özakkaş, 2011.
• Bütüncül Psikoterapi – Formülasyon, Uz. Dr. Tahir Özakkaş, 2011-2012.
• Bütüncül Psikoterapi – Süpervizyon, Uz. Dr. Tahir Özakkaş, 2012-2013.
• Kernberg Günleri II-III Aktarım Odaklı Terapi, Otto F.Kernberg, Frank E.Yeomans, 28 Ekim-2 Kasım 2011.
• Kernberg Günleri I– Borderline Patolojide Aktarım Odaklı Psikoterapi, John F. Clarkin, 16-17 Ekim 2010.