Trillat (1986) Histroire de I hyslerie’ sini “Histeri ölüdür ,bu aşikardır. O tüm bilinmezliklerini mezara götürmüştür” kelimeleriyle sonlandırmıştır. Mace (1992 a,b) ile aynı fikirde olmalıyız ancak bu tamamen doğru değildir. Hastalar hala konversiyon histerisinin sıklıkla garip motor semptomlarından acı çekmektedir.
Depresyon, kadınlar için %10-%25 arası, erkekler içinse %5-%12 arasında değişen oranlarda ömür boyu majör depresyon bozukluğu riski ile sıklıkla yaşanan bir bozukluktur.Depresyona, kronik acı gibi başka bir çok majör bozukluk önemli ölçüde eşlik eder. Bu durumda, hipnozun, depresyon yönetiminde hiç bir rolü olmadığı hatta uygun olmadığına dair yaygın bir kanı vardır.
Stres hemen her yerde rastladığımız, hepimizin bildiği ancak klinik ve popüler anlamda net olarak tanımlanmamış bir fenomendir. “Stres” psikolojik ve/veya fizyolojik sıkıntı (distress) yanıtından çok bu sıkıntının ortaya çıktığı süreçtir. “Stres” sürecinden kaynaklanan sıkıntı yanıtı, psikolojik ve fizyolojik sıkıntının fazlasıyla bireysel kombinasyonlarını içeren değişken bir tepkidir.
Bütün “stres”ler olumsuz değildir.
Erickso’nun terapötik iletişimi, büyük oranda hastanın çağrışımlarına dolaylı klavuzluğa dayanmaktaydı.Bu çok kademeli serpiştirme tekniğini uygularken, Erickson (1966) bir kademede her gün sık olan fenomenler hakkında konuşabilmekteyken -domates bitkisinin bir tohumdan büyümesi- diğer defasında sıkıntıyı kontrol etmek için dolaylı telkinleri serpiştirirdi. Bu örtük mesajlar, hastanın davranışlarını daha efektif olarak harekete geçirmek için, anıları ve deneysel öğrenilmiş çağrışımları yeterince stimüle etmek için uygundu.
Artık hiç kimse hipnozu bir sağ yarıküre görevi olarak, 1970’lerden beri popüler olan yaygın olarak verilmiş bir teori (ör., Graham, 1977; MacLeod-Morgan, 1982), ya da hipnoz edilebilirlikleri yüksek olan bireylerin daha fazla sağ yarıküresellik sergilediğini (Gur&Gur, 1974) varsayamaz.
Son iki dekadı aşkın süredir hipnoz alanındaki ilerlemeler, hipnotik araştırma ve uygulamaların pek çok alanında görülmektedir. Bu zaman sürecinde klinisyenler ve araştırmacılar, hipnoz olarak adlandırdığımız bu kullanışlı fenomeni tanımlamanın zorluğunu paylaşıp değerini bilirken, eş zamanlı olarak medikal ve psikoterapötik geniş uygulamalarla yararlarını araştırmaktadır. Hipnozun nasıl tanımlanacağı hakkında tartışma devam ederken pek çok alanda kullanımı da tartışılmaktadır.
Bazı reklamcılar bize hipnoz vasıtası ile bir çok alışkanlığımızı kontrol edebileceğimizi söylemişlerdir. Mesela bir hafta içerisinde 4 ila 5 kilogram zayıflayabilmek, ertesi sabah sigara alışkanlığını bırakarak uyanmak ve tüm isteklerinizi kontrol altında tutmak hipnoz ile mümkün olabilmektedir.
Aşağıda Silahlı kuvvetler dergisinde çıkmış bir makaleyi okuyacasınız. Konunun uzmanı bir askeri yetkili tarafından neşredilen bu makalenin sınırları çok geniş ve insanın hayal sınırlarını zorluyor. Bu konuda yapılan çalışmalar genellikle spekülasyona dayandığından bilimsel irdelemesini ve incelemesini yapmak hemen hemen imkansız gibi bir şey.
Ancak biz teorik planda yaptığımız çalışmalar ve bazı pratik bilgilerimizin yol göstericiliği çerçevesinde bir sonuca ulaşabilmekteyiz. Hipnoz gibi insanın bilinç altına inen, biliç altı mekanizmalarını keşfeden ve insanın savunma mekanizmaların devre dışı bırakan bir yöntemle hayal ufkumuzun ötesinde de şeyler yapılabileceğine inanıyorum.
Literatür taramam esnasında tesadüfen ele geçirdiğim bazı bilgisayar temelli bilgi bankası kaynaklarında çok ilginç çalışmaların ipuçlarını buldum. Özellikle gizli haber alma örgütleri tarafından uygulanan beyin yıkama yöntemleri bir nevi zorunlu hipnotik trans gibi gelmektedir. CIA tarafından konu ile ilgili yayınlanmış gizli bir raporda soğuk savaş döneminde KGB’in beyin yıkama ve insan eğitme yöntemleri incelenmiş. Bu raporda insanın savunma sistemlerinin nasıl yıkılabileceği ve yeni model bir insanın nasıl inşa edileceği detaylı olarak anlatılmıştır.
Rejime muhalif insanların bu beyin yıkama yöntemlerinden nasibini aldığı gibi, rejimin yanında gönüllü olan insanların rejim ile tam bir uyum içerisinde birer robot gibi çalıştırılabilmesi için de bu yöntemler uygulanmaktadır. Gönüllü hipnoz ve benzeri seanslar ile bilinç altına girilen savunmasız birey rejimin tam bir robotu olabilmektedir. Tüm düşünce kalıpları rejimin istediği insan tipini inşa eden, gerektiğinde bir terörist, gerektiğinde bir sabotajcı gibi eğitilmesine imkan vermektedir. Konu ile ilgili çalışmalar sanat kültür hayatına konu olmuş ve bir çok özgün sanat eseri yapılmıştır. Bunlarla ilgili yazılan romanlar, senaryolar, tiyatrolar ve çekilen filmler hatıralarımızda hala canlılığını korumaktadır. Beyin yıkama yöntemlerinden en güzel bir örnek olarak son imparator filminde Mançurya İmparatorunun beyin yıkama operasyonudur. Bir imparatordan rejime uygun bir insanın nasıl inşa edildiği güzel bir örnek olarak sergilenmiştir.
Konu ile ilgili yaptığım diğer bir çalışmayı da burada müjdelemek isterim. Beyin yıkamanın tüm boyutlarını içine alan bir çalışmam ayrıca devam etmektedir. İnsanın zihninin bilinmezlik boyutlarını keşfeden emperyalist ülkeler sömürü çarklarını bu bilgiler üzerine inşa etmişlerdir.
Şimdi sizleri hipnoz ve ötesini , parapsikolojiyi içine alan bir gezinti ile baş başa bırakacağım.
“PARAPSİKOLOJİ VE PARAPSİKOLOJİK HARP
Parapsikolojik Silahlanma
CIA eski başkanlarından Richard HelmsWatergate soruşturmalarında Warren Komisyonu‘na verdiği bilgilerde şöyle demiştir:
“Yapılan araştırma göstermiştir ki SSCB kendi sisteminin isteklerine uygun politik görüşe bağlı olacak şekilde, halkının davranışlarını düzenleyebileceği bir kontrol teknolojisi geliştirmeye çalışmaktadır. Bundan böyle aynı teknolojiyi daha karışık bir yaklaşımla, bilgiler kodlanarak insan hedeflerine yöneltilebilecektir. Bu insan zihinleri harbi olacaktır”
1980 yılları başında ise, ABD‘yi uyaran daha enteresan ve ürkütücü haberler duyuluyordu. Başkan Reagan ABD‘de iktidara gelince Pentagon, CIA, FBI, DIA‘nın kesin bilgilerini kapsayan dosyalarla karşılaştı. Bu bilgilerin bir kısmına açık basında da rastlıyoruz. Konu, Sovyetlerin zihin harbi ve parapsikolojisi çalışmalarıdır.
Bu raporlarda, ABD’de yerleşen yeni tip bir casusluk şebekesinin mevcudiyetinden söz edilmektedir. Hipnoz, telapati., düşünce okuma ve nakli gibi özel yeteneklere sahip ajanlar, Amerikan halkının şuuraltlarını etkileyerek düşüncelerini KGB (Sovyet İstihbarat Örgütü)’nin programı çerçevesinde değiştirmeye çalışmaktadır. Bu ajanlar çeşitli dini ve mistik topluluklara nüfüz ederek, bu organizasyonları konsantrasyon ve imajinasyon çalışmaları ile etkilemek yolundadırlar. Washington çevresi, ABD yöneticileri ve politikacılarnı etkilemek için başlıca hedef bölgesi olarak seçilmiştir.
Albay Alexander Raporu olarak basına intikal eden bilgilerde; ” Başkan Reagan‘ın zihnini ve şahsi kararlarını kontrol altına almak” şeklinde belirlenen çalışmalardan bahsedilmektedir. Yine aynı raporda insan ve çeşitli tip hayvanları etkileyebilmek için deneyler yapıldığı anlatılmaktadır. Sovyet vatandaşı bayan Kulagina‘nın PK gücüyle bir kurbağanın kalp atışlarını durdurabildiği açıklanmıştır.
Albay Hodgson’un da, basına, parapsikolojik harp konusunda yaptığı açıklamalar çok önemlidir. Rapora göre, nükleer silah etkileri ESP gücü ile bir araya getirilerek “Hyperspace Nuclear Howıtzer” Uzay Üstü Nükleer Obüs adı verilmiştir. Sibiryanın ıssız bir bölgesinde beton sığınak içinde meydana getirilen nükleler infilak etkisi, bir grup yetenekli psjiko süje tarafından, tahribi istenen hedef üzerine, zihinsel olarak nakledilmektedir. Mesafe sınırlaması yoktur.
Sovyetler’in; labaratuvarda ürettikleri bakteri türlerini kullanarak, psişik süje yardımı ile uzak mesafelerde, zihin yoluyla hastalık çıkarabildikleri de anlatılmaktadır.
Albay Hodgson, raporunda psişik güç yükselticiden de bahsetmektedir. Düşüncelerin konsantrasyonu ve yükseltilmesi yoluyla hedefler tahrip edilebilecektir. Bu işlem için askeri hedefin fotoğrafını kullanmak yeterli olmaktadır.
ABD’de Hieronimus makinası olarak bilinen ve patenti alınmış olan cihazla uzak mesafelerden zararlı böcekler öldürülebilmektedir.
1963 yılında kaybolan ABDde Nükleer Denizaltısı Tehresher‘in, bu tür bir silahla batırıldığı söylenmektedir.
ABD’de parapsikolojik savunma için psişik süje yetiştirme çalışmaları başlatılmıştır. Profesyonel yetenekli medyumlardan da yararlanılmaktadır. Parapsikoloji labaratuvarında ilk planda 34 medyum çalışmalara başlamıştır.
Çoğu iş adamı ve idareci hipnoz kelimesinden bahsedildiğinde küçümser bir eda ile gülümserler. Onlar hipnoz hakkında ne bilmektedirler? Onların bilgileri; hipnozun sadece ilginç, büyücülükle alakalı gizemli bir şey olduğudur. Halbuki şu anda uygulanan bilimsel hipnoz teorileri ile kendi kafalarındaki hipnozun hiç bir alakası yoktur. Gerçekte ise iş hayatı ile ilgili klasik kitapların çoğunda hipnoz kelimesinden bahsedilmeden hipnotik prensipler öğretilir.
D. Jornegia hata yapmaksızın başarılı olabilmek için ototelkinin ve hayal gücünün kontrollü kullanılmasının önemi üzerinde durmuştur. N. Vinjent Peale ise hayal aracılığı ile olumlu düşünceleri geliştirmenin metodunu araştırmıştır. N. Hill ise ototelkin ve hayal ile zihinsel düşüncenin zenginleşeceğini söylemiştir. M. Malts ise otohipnoz ve otoimaj çerçevesinde oluşturduğu psikosibernetik bilimini geliştirmiştir.
Konu ile ilgili bir çok çalışmalar yapılmıştır. Sonuçta ototelkin ve otoimajın uygulanması ile iş hayatında başarılar artmıştır. Bu nedenle binlerce profosyenel iş adamı ve yönetici otohipnozun başarısını teyid etmiştir. Biz de sizlere otohipnozu kullanarak işlerinizde daha başarılı olabileceğinizi söylüyoruz. İş sahasında 4 spesifik alanda hipnotik tekniği kullanabilirsiniz.
1. Negatif inançlanızı değiştirmede,
2. Önemli konuları ezberlemek için mental kapasitenizi artırmada,
3. Değişime direnç gösteren eğilimlere ve düşüncelere karşı savaşmada,
4. Kazanılmış başarıların devamı için.
Yukarıda belirlenen hedeflere ulaşmak için dinamik bir hayal proğramı geliştirilmiştir. Birinci aşamada negatif inançları değiştirmek için sekiz basamak çizildi. Negativizmden uzaklaşabilmek için olumlu ototelkin ve hayal otohipnozun sistematik olarak uygulanması ile yeniden güç kazanımı bunlardan bir kaçıdır. Diğer üç aşamada da aynı programlar uygulanır. Bu programı uygulayan birisi daha yaratıcı olabildiği gibi iki günde yapılabilecek işleri bir günde yapabilmektedir.Bu şahıs kendini sükunet içinde gerilimi azalmış , iş hayatında daha mantıklı ve makul davranmaya başlamıştır. Genel hayatı bile düzelmiştir.
Otohipnoz daha çok yaratıcı üretimde yeni alanlar temin eder. Etkili bir yaşam , daha mutlu bir hayat otohipnozun sağladığı diğer imkanlardır. Gevşemenin ve rahatlamanın gerektiği yaşam sahalarının bir çoğunda otohipnoz prensipleri ile karşılaştığımızda hoş bir şaşkınlığa düşeriz. Dişçide, yoğun trafikte, sıkıcı toplantılarda, kendimizi patronun baskısı altında hissettiğimiz zamanlarda hep otohipnozun yardımını bekleriz. Liste sonsuza kadar uzatılabilir. Barber, hipnozun daha geniş kullanılabilmesi için beş olgu tesbit etmiştir. Bu olgular eğitimde olduğu gibi iş sahasında da geçerlidir.
Onun Amaçlarının Temel Prensipleri; (Deneysel olarak gösterilmiştir.)
a. Biz devamlı kendi kendimizle konuşarak meşgul oluruz,
b. Kendi kendimize ne söylüyorsak performansımız ve üretimimiz ona eşdeğerdir,
c. Kendimize zaman zaman söylediğimiz negatif ve mutsuz şeyler, negatif hislerimizi artırır,
d. Düzenli çalışmalar ile negatif konuşmalarımızı azaltmayı, pozitif ototelkini artırmayı öğrenmeliyiz,
e. Mental teknik ve pratikler ile performans ve üretimi artırmak mümkündür.
Düşüncelerimiz hayatımıza yön verir. Bu negatif veya pozitif olabilir. Cinsel yaşamınız, aileniz ve arkadaşlarınız bundan bağımsız değildir. Olumlu yaklaşımlar ile iş hayatının etkin bir üyesi olmanız mümkündür. Otohipnoz tekniğini öğrenen bir kişi şöyle der; “Beynimde yepyeni bir sistem oluşturdum. Yıllarca kafamda taşıdığım tüm bilgileri , şimdi eskisinden daha iyi kullanıyorum.
Yaratıcı düşüncenin kritik anı, duygu ve düşüncelerdeki bilinen klasik kalıpların terkedilmesi ile mümkündür. Bu esnada henüz zihne ulaşmamış entellektüel ve emosyonel alanlardaki bilgi ortaya çıkar. Yaratıcılık, hatırlama ve hipnozda, birincil olarak sağ beyin yarım küresi aktivitesi etkindir. Eğer siz hipnoz pratikleri yapıyorsanız, sağ düşünce kalıplarınız daha çok uyarılacaktır. Bu durum da daha büyük yaratıcılık kabiliyetlerini ifade etmeye imkan tanınacaktır.
M. Erichson yaptığı araştırmada hipnoz altında iken insanın yaratıcı gücünün kesin bir şekilde arttığını göstermiştir.Sanatsal yetenekler sağ beyin yarım küresinin çalışmaları sonucu ortaya çıkmaktadır.Sanatsal gelişimin oluşabilmesi için sağ beyin yarım küresi çalışmalarının etkisi altında sol beyin yarım küresinin disiplini ile mümkündür. Hipnoz sağ mental düşünce kalıplarını aktive etmektedir. Bu şekilde hepimizde bulunan uykudaki sanatsal yeterlilik bir şekilde açığa çıkarılabilir. Dünyada, okullarda öğrencilere piyesler aracılığı ile yeteneklerinin nasıl ortaya çıkarılacağı öğretilmektedir.Böylelikle bir nevi otohipnoz yapılmaktadır.
Profesör B. Edwards tarafından yapılan araştırmada resim yapmada sağ beyin yarım küresinin etkisi araştırılmıştır. 5 kişiden oluşan bir gruptan bir insan yüzü çizmeleri istenmiş, daha sonra aynı grup hipnotik transa alınarak çizimleri tekrarlamaları istenmiştir. Sonuçta görülmüştür ki; iki grup resim karşılaştırldığında hipnoz altında yapılan resimler diğer resimlere nazaran çok çok iyi bulunmuştur. Sadece resimde değil müzik, bilim, iş hayatında da hipnoz ile yaratıcılık daha da artırılabilmektedir. Çünkü hipnoz esnasında insanlar daha geniş bir perspektiften hayal dünyalarını çalıştırabilmekte, sonsuz kombinasyonları rahatlıkla görebilmektedir.