ruhsal bozukluklar

Kleptomani

A. Kişisel kullanım ya da parasal değeri için gereksinilmeyen nesneleri çalmaya yönelik dürtülere tekrar tekrar karşı koyamama.
B. Hırsızlık girişiminde bulunmadan hemen önce giderek artan bir gerginlik duyumunun olması.
120
C. Hırsızlık girişimi sırasında haz alma, doyum bulma ya da rahatlama sağlama.
D. Kızgınlığını göstermek ya da intikam almak için çalma girişiminde bulunulmamaktadır ve bu bir hezeyan ya da hallüsinasyon yanıt değildir.
E. Çalma, Davranım Bozukluğu, Bir Manik Epizod ya da Antisosyal Kişilik Bozukluğu ile Açıklanamaz.

Aralıklı Patlayıcı Bozukluk

A. Ciddi saldırı eylemleri ya da mala zarar verme ile sonuçlanan, birbirinden ayrı birçok, saldırganlık dürtülerine karşı koyamama epizodunun olması.
B. Bu epizodlar sırasında dışa vurulan saldırganlığın derecesi bunu ortaya çıkartan psikososyal stres etkenlerine oransızdır.
C. Bu agresif epizodlar başka bir mental bozuklukla (örn. Antisosyal Kişilik Bozukluğu, Borderline Kişilik Bozukluğu, Psikotik bir Bozukluk, bir Manik Epizod, Davranım Bozukluğu ya da Dikkat Eksikliği/Hiperaktivite Bozukluğu) daha iyi açıklanamaz ve bir maddenin (örn. kötüye kullanılabilen bir ilaç, tedavi için kullanılan bir ilaç) ya da genel tıbbi bir durumun (örn. kafa travması, Alzheimer hastalığı) doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.

Depersonalizasyon Bozukluğu

Kişinin kendisi veya bedeninden sürekli ve yineleyici ayrılma hissini yaşamasıdır. Rüyada olma, kendini dışarıdan seyrediyormuş hissi gibi. Kişi, kendi ve bedeni hakkında gerçek dışılık duygusu içindedir. Bunun yanında gerçeği değerlendirme yetisi bozulmamıştır. Bu duygular benliğe yabancıdır. Zaman ve uzay algısında bozulmalar, kol ve bacakların olduğundan çok uzun ya da kısa görünmesi, derealizasyon (dış dünya hakkında tuhaflık hissi) yaygındır. Hastalar kendilerini robot gibi hissedebilirler. Baş dönmesi, depresif belirtiler, obsesyon, anksiyete ve bedensel zihin uğraşları sık görülür. Hastalığın kendisi nadir olmakla birlikte aralıklarla gelen depersonalizasyon dönemleri sık görülür. 40 yaşın üzerinde başlaması nadirdir. Kadınlarda daha sık olabilir. Şiddetli stres, anksiyete, depresyon, rahatsızlığa yatkınlık sağlar. Genellikle ani ortaya çıkar; kronik olmaya eğilim gösterir.

Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu

A. İki ya da daha fazla birbirinden ayrı kimliğin ya da kişilik durumunun varlığı (her birinin kendi içinde oldukça süreklilik gösteren çevre ve benlik algısı, ilişki kurma ve düşünce biçimi vardır).
B. Bu kimliklerden ya da kişilik durumlarından en az ikisi kişinin davranışlarını zaman zaman denetim altında tutar.
C. Önemli kişisel bilgileri sıradan bir unutkanlılıkla açıklanamayacak bir biçimde anımsayamama.
D. Bu bozukluk bir maddenin (örn. Alkol Entoksikasyonu sırasında görülen “blackout”lar ya da kaotik davranış) ya da genel tıbbi bir durumun (örn. kompleks parsiyel katılmalar) doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir. Not: Çocuklardaki semptomlar hayali oyun arkadaşlarına ya da başka tür bir oyun fantazisine bağlanamaz.
Klasik Sınıflandırmada Multipl Personality olarak literatürde isimlendirilen bu hastalık, toplumda oldukça ender rastlanır. Çok az karşılaşılmasına rağmen, genel kamuoyu tarafından ilgi ile izlenen ve takip edilen bir konudur. Konu ile ilgili yazılmış roman, hikaye ve senaryoların yanında filme konu olmuş çok ilginç vakalar vardır. “The Three Faces of Eva” isimli meşhur kitap, bunlardan en çok tanınanıdır.
Çok şahsiyetlilik, bir bedende veya zihinde muhtelif karakter yapısındaki kişiliklerin barındırılması olayıdır. Hasta belirli bir süre bir kimlikle yaşarken, birdenbire farklı bir kişilik ve
89
kimliğe bürünür. Kişilik yapıları arasında oldukça önemli farklılıklar vardır. Bu kişilik yarılması, farklılaşması şizofreni ile karıştırılmamalıdır. Şizofreni tamamen farklıdır. Şizofreni psikotik bir hastalık olup, zihinsel yarılma ve bölünme ile seyrederken, “Multipl Personality” nevrotik bir rahatsızlıktır.
Multipl Personality’in hipnotik yöntemle tedavisi konusunda ilk ciddi yayını 1968’de Newton yapmıştı. Yukarıda bahsettiğimiz kitaptaki “Eve” olayında da hipnotik yöntem kullanılmış ve hasta Thigpen ve Cleckley tarafından tedavi edilmiştir.
Tüm bu bilinen ve olumlu sonuç alınan vakalara rağmen Grunewald (1971), Multipl Personality’in hipnotik yöntemle tedavisinin doğru olmadığını ileri sürmüş, hatta böyle vakalarda uygulanmasının kontrendike olduğunu iddia etmişti. Dengede duran ego ve bilinç ilişkilerinin, hipnotik trans esnasında bozulabileceğini ve hastanın çok kötü duruma düşebileceği söylemiştir.
Hasta ilişkilerini çok zor devam ettirebilmektedir. Bilinçaltındaki farklı kişilikler ile ani olarak karşılaşması onda şok duygusu yaratabilmektedir.

Dissosiyatif Füg

A. Başlıca bozukluk, geçmişini unutup, birden, beklenmedik bir biçimde evinden ya da alışageldiği işyerinden ayrılıp gitmedir.
B. Kişisel kimlik komfüzyonu ya da yeni bir kimliğe bürünme (kısmen ya da tamamen).
86
C. Bu bozukluk sadece Dissosiatif Kimlik Bozukluğu sırasında ortaya çıkmamaktadır ve bir maddenin (örn. kötüye kullanılabilen bir ilaç, tedavi için kullanılan bir ilaç) ya da genel tıbbi bir durumun (örn. temporal lob epilepsisi) doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.
D. Bu semptomlar klinik açıdan belirgin bir strese ya da toplumsal, mesleki alanlarda ya da önemli diğer işlersellik alanlarında bozulmaya neden olur.

Dissosiyatif Amnezi

A. Başlıca bozukluk, genellikle travmatik olan ya da stres doğuran önemli kişisel bilgileri sıradan bir unutkanlıkla açıklanamayacak bir biçimde anımsayamama epizod ya da epizodlarının olmasıdır.
B. Bu bozukluk sadece Dissosiatif Kimlik Bozukluğu, Dissosiatif Füg, Posttravmatik Stres Bozukluğu, Akut Stres Bozukluğu ya da Somatizasyon Bozukluğu sırasında ortaya çıkmamaktadır ve bir maddenin (örn. kötüye kullanılabilen bir ilaç, tedavi için kullanılan bir ilaç) ya da genel tıbbi bir durumun (örn. Kafa Travmasına Bağlı Amnestik Bozukluk) doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.
C. Bu semptomlar klinik açıdan belirgin bir strese ya da toplumsal, mesleki alanlarda ya da işlevselliğin önemli diğer alanlarında bozulmaya neden olur.

Uyurgezerlik Bozukluğu

A. Genellikle asıl uyku döneminin ilk üçte birinde ortaya çıkan, uyku sırasında yataktan kalkma ve gezinme epizodlarının tekrar tekrar ortaya çıkması.
B. Kişi uyurgezerken, boş ve gözünü dikip bakar, başkalarının kendisiyle iletişim kurma çabalarına karşı oldukça tepkisiz kalır ve ancak büyük bir zorlukla uyandırabilir.
C. Kişi, uyandıktan sonra (ister uyurgezerlik epizodundan olsun, isterse ertesi sabah olsun) o epizodu anımsamaz.
D. Uyurgezerlik epizodundan uyandıktan sonraki birkaç dakika içinde mental etkinlik ya da davranışlarında herhangi bir bozukluk olmaz (başlangıçta kısa süreli bir konfüzyon ya da yönelim bozukluğu dönemi olsa da.)
E. Uyurgezerlik, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, mesleki alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında bozulmaya neden olur.
F. Bu bozukluk bir maddenin (örn. kötüye kullanılabilen bir ilaç, tedavi için kullanılan bir ilaç) ya da genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilere bağlı değildir

Uykuda Korku Bozukluğu

A. Genekllikle asıl uyku döneminin iyk üçte birinde ortaya çıkan ve yetersiz bir korku içinde çığlık atmayla başlayan, yineleyen, birden uykudan uyanma epizodlarının olması.
B. Hen epizodda yoğun bir korku ve teşikardi, hızlı soluk alıp verme ve terleme gibi otonomik uyarılma bulgularının olması.
C. Epizod sırasında başkalarının kendisini rahatlatmak için gösterdiği çabalara karşı görece tepkisiz kalma.
D. Ayrıntılı bir rüya anımsanmaz ve geçirilen epizod için amnezi vardır.
118
E. Bu epizodlar, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, mesleki alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında bozulmaya neden olur.
F. Bu bozukluk bir meddenin (örn. kötüye kullanılablilen bir ilaç, tedavi için kullanılan bir ilaç) ya da genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.