Zihinsellestirme Psikoterapide Formülasyon 9.Bpt Mayıs 2011 Ders Notları

Bütüncül psikoterapi, hastanın bilişlerinin, davranışlarının, kişiliğinin ve duygusal süreçlerinin yeniden düzenlemesine yardımcı olmak için pek çok farklı ekolden faydalanarak daha gerçekçi, uyumlu ve esnek bir çalışma alanı sunar. Bu kitapta Bütüncül Psikoterapi Teorik Eğitimi 9. Grubunun Mayıs ayı deşifrelerini sunulmaktadır. Bu ders notlarında ilişkisel psikoterapi, ilişkisel kuram ve döngüsel bağlamsal model ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.

Borderline Kişilik Bozukluğunda Zihinselleştirmeye Dayalı Tedavi Pratik Bir Rehber

Gözle görünen davranışın arkasında yatan zihinsel durumlara dair çıkarsamalarla kendini ve başkalarını anlayabilmek şeklinde özetleyebileceğimiz zihinselleştirme, çocuklukta güvenli bağlanma ilişkileri bağlamında gelişir. Borderline kişilik bozukluğunun tedavisinde klinik olarak etkisi kanıtlanmış bir tedavi olan zihinselleştirmeye dayalı tedaviye pragmatik ve yapısal bir yaklaşım sunan bu pratik rehber, gerçek yaşamdan örneklerle birebir klinik uygulamaya odaklanmaktadır.

Kısa Dinamik Psikoterapiler

Kısa Dönemli Dinamik Psikoterapi’nin başlıca amacı, hastanın acı verici veya korkunç olduğu için savuşturmak  istediği şimdi ve geçmişle ilgili gerçek duygularını deneyimlemede ki içsel direnci yenmeye yardımcı olmak. Teknik, hastanın bu savuşturulmak istenen duygularını mümkün olduğunca maksimum derecede tecrübe etmesine yardımcı olmayı amaçladığı için yoğun olarak yapılandırılmış. Bu tecrübeyi mümkün olduğunca çabuk başarmaya çalıştığı için kısa dönemli, bilinçdışı güçler ve aktarım duygularıyla çalışmayı içerdiği için de dinamik olarak yapılandırılmış.Hastalar terapiye semptomlar veya kişilerarası problemlerden dolayı geliyorlar.

Semptomlar anksiyete ve depresyon gibi geleneksel psikolojik problemleri kapsıyor, ayrıca acı verici veya  yasaklanmış duyguların bilincin dışında tetikleniyor ve üzücü durumlarda ortaya çıkan başağrısı, nefes darlığı, halsizlik tıbbi olarak açıklanamayan gibi semptomları içeriyor. Terapi, 1960 lardan 1990 lara kadar Montreal’de psikanalizin yıldıran uzunluğu ve sınırlı etkisi ile hayal kırıklığı yaşamış olan psikiyatrist ve psikanalist Dr. Habib Davanloo tarafından geliştirildi. Direnci yenmede ne tip müdahalelerin en çok yararlı olduğunu mümkün olduğunca kusursuz belirlemeye, hasta görüşmelerinin video kayıtlarını yapmaya başlayarak ve bunları dakika dakika detaylı bir şekilde inceleyerek belirledi. Birçok makaleye ek olarak, temel metinleri “Bilinçdışınının Kilidini Açmak”

İlişkisel Terapiler

 

Psikoterapötik ilişkinin doğasını, psikoanalitik teoride sistematik düşüncenin yerini, içgörü, deneyim ve kabulün psikoterapideki rolünü yeniden mercek altına alan bu zengin kuramda, ilişkisel perspektifin klinisyenler için ifade ettiği anlam açıklığa kavuşturulmaktadır.

Masterson Terk Depresyonu Kuramı

 

Terk Depresyonu ve Sahte Benlik Oluşumu

Masterson’a (1990) göre ortaya çıkmakta olan benliğin nesne desteğinden yoksun olması çocuk tarafından terkedilme olarak yaşantılanır ve terk depresyonu olarak adlandırdığı bir dizi şiddetli duyguya yol açar. Çocuk bu durumda kendi ölümcül âcizliğine terk edildiğini hisseder. Ölümün kokusunu almıştır.

Masterson’ın kendi özgün kavramı olan “t erk depresyonu” deneyimi günlük yaşamımız içinde gelip giden depresyon biçimlerinden çok daha ciddi ve tahrip edicidir. Benlik bu zihinsel duruma karşı kendini savunmak için, sahte benlik tarafından teşvik edilen ve yıllar içinde bu terk depresyonunu savuşturacağını öğrendiği savunmacı paternlere sığınır.

Terk depresyonu aslında şemsiye bir kavramdır: depresyon, panik, öfke, suçluluk, çaresizlik, umutsuzluk ve boşluk. Bu duyguların şiddeti ve aciliyeti, benlik hisleri şiddetli şekilde zedelenmiş kişilerde dayanılmaz bir hal alır. Bu kişiler için, özbenlik sürekli bir şekilde saldırı altındadır ve kuşatma zihniyeti kendilerini ve dünyayı gerçekçi açılardan algılama becerilerini tahrip etmektedir.

Kuşatılmış benliğin gözünde; dünya, kişinin en yakın ilişkileri ve hatta kişinin kendi bedeni bile düşman haline gelebilir. Dünya düşmanlık besleyen bir çevre gibi gözükmektedir, öylesine yabancı ve tehditkârdır ki, benlik, diğer insanların gerçeklikle baş etmek için kullandığı standart teknikler konusunda şüpheli ve bilgisiz halde “yabancı topraklarda bir el” gibi yaşar. İlişkiler boğucu, kuşatıcı; benlik incinmiş ve terkedilmiş halde, her an parçalanmanın eşiğindedir. Kişi, bu acı verici duyguların ruhsal dünyasında yarattığı tahribatı savuşturabilecek güçlü ancak sahte bir savunucuyla kirli bir ittifakı tercih eder. Zaten bu aşamada daha iyi bir seçeneği de yoktur. Sahte benlik gecikmeksizin kurtarmaya gelir ancak “güvende hissetme”nin bedeli özbenliğinden feragat etmek olur (Masterson, 1990). Kişi sağlıktan ilelebet vazgeçme pahasına, ölümü görüp sıtmaya razı olur.

Özbenlik ve Sahte Benlik

Nesne ilişkileri teorisi açısından özbenlik; spontan arzulardan, benliğe ve önemli diğerlerine dair intrapsişik imgelerin toplamından, söz konusu imgelerle ilişkili duyguların yanısıra bu imgeler tarafindan yönlendirilen ve çevrede girişilecek eylemler için gerekli kapasitelerden oluşmaktadır (Masterson, 1990). Özbenlik, psişik dengeyi koruman ı n bir yolu olarak, arzu tatminini hedefleyen gerçeklikle ba ğ lant ı l ı görevlerde ustal ı k kazanmaya güdülenmiştir . Gerçekliğin gerekleriyle arzu tatminini ustalıkla uzlaştırmaya çalışır. Öte yandan, s ahte benliğin amacı uyuma değil savunmaya yöneliktir; benliği acı verici duygulardan korur. Bir başka deyişle, sahte benlik gerçeklik üzerinde egemenlik sağlama amacını gütmez; acı verici duygulardan kaçınmanın peşindedir, bu amaca da ancak gerçeklik üzerinde egemenlik sağlamaktan vazgeçme pahasına ulaşılabilir.

Kendilik Psikolojisi

 

Kendilik Psikolojisi(Self psikolojisi)

 

Bu en son gelişen psikanaliz ekolü Heinz Kohut’un çalışmalarından ortaya çıkmıştır.Kendiliği  “id, ego ve süperego’nun” toplamı olarak gören bu anlayış, “kendilik deneyiminin parçalara bölünemeyen sürekliliği ve özgüven” üzerinde durmaktadır.Kendilik psikolojisinin “kişilik bozukluklarını” anlama çabasında nesne ilişkilerinden ileri bir durak olarak görülmesi  zaruridir.Kohut bilinçdışı,birincil süreç düşünce ve psişik determinizm gibi psikanalizin temel kavramlarına sadık kalmakla birlikte , güdülenimin cinsel temelde değil narsistik temelde olduğu iddiası ile bazı çevrelerce klasik psikanalizden kopmuştur.Bu ne anlama gelmektedir? Ortodoks psikanaliz cinsel dürtülerin “haz ilkesi” çerçevesinde doyum aradığını iddia eder. Oysa Kohut ,gelişimin erken dönemlerinde güdüleyici temel etkenin  çocuğun mükemmelliği ve gücü her şeye yeterliliği olduğunu söyler.Çocuk mükemmeliyetini “kendilik nesnesi”denilen ve çoğu kez annenin temsil ettiği nesnenin gözlerinde,gülümsemesinde ,sözlerinde görmek ister.Böylece kendini beğenme  ihtiyacı karşılanmış olur.Bir dönem sonra çocuk annenin ima-söz ve davranışları sayesinde  kendisindeki kimi eksiklikleri ,yetersizlikleri görecektir.Zamanla kendisi gibi idealize ettiği annesinin de eksikleri olduğunu anlayarak  “kendisini beğenme ile kimi eksikleri olma” arasındaki dengeyi kuracak biçimde kendiliği gelişecektir.Eğer bu esnada kendiliği beklendiği  gibi gelişemez,olgunlaşamazsa ve kendi mükemmelliğine yönelik bir saplantı içinde kalırsa bu durumda narsistik bir kişiliğe sahip olacaktır.

 

Kohut görüldüğü gibi  ruhsal yapıyı oluşturan “id-ego-süperego” üçlemesinin yerine “kendilik” denilen  kişinin içinde duyumsadığı bir imajdan söz etmektedir.Kendilik  kişinin zaman ve mekan içerisinde bütünleşmiş ,tek bir kendilik şeklinde duyumsanır.Ancak bu da birden olmaz.Ancak çocukluktan itibaren uzun bir gelişim süreci sonunda ortaya çıkar.Narsistik kişiliklerde gelişimin duraklaması sonucu kendiliğin bir bütün halinde değil parçalar halinde algılandığı görülür.

 

Kohut’un terapi anlayışı da klasik psikanalizden farklılık gösterir.Geçmişe odaklanmak yerine şu anda elde bulunan kendilik üzerinde çalışılır.Geçmişten söz edilmesi mümkündür.Ancak bu da kendiliğin üzerinde çalışılması için bir art plan görevi görür.Yani psikanalizdeki gibi bastırılmış anıların-arzuların ortaya çıkarılması ve bir çatışmanın çözülmesi söz konusu değildir.Terapi ,hastanın “kendiliğinin” ,kendilik nesnesi olarak  seçtiği terapistin “kendiliğinden” aldığı ve “dönüştürerek içselleştirdiği” yani kendisine mal ettiği tüm güçlülükten uzak,gerçekçi bir profilin oluşması için uğraşır.Bu esnada başlangıçta terapistin ölçülü bir şekilde de olsa hastanın narsistik ihtiyaçlarına saygı gösterdiği bir dönem olması gerekir.

Klinik Uygulamada Zihinselleştirme

Bütüncül psikoterapi, hastanın bilişlerinin, davranışlarının, kişiliğinin ve duygusal süreçlerinin yeniden düzenlemesine yardımcı olmak için pek çok farklı ekolden faydalanarak daha gerçekçi, uyumlu ve esnek bir çalışma alanı sunar. Bu kitapta Bütüncül Psikoterapi Teorik Eğitimi 9. Grubunun Mayıs ayı deşifrelerini sunulmaktadır. Bu ders notlarında ilişkisel psikoterapi, ilişkisel kuram ve döngüsel bağlamsal model ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.