Bağlanma ve Sağ Beyin Düzenlemesi

Allan N. SCHORE

John Bowlby 1940 yılında çocuğun erken dönemde içinde bulunduğu çevrenin karakter gelişimini ne şekilde etkilediğiyle ilgili bir makale yazmıştı. 1969 yılında, o makalenin yayınlanmasından 29 yıl sonra, kariyeri boyunca yaptığı gözlemleri ve kuramsal kavramlaştırmaları birleştiren Bağlanma ve Kayıp   konulu üç önemli kitabından (1969, 1973, 1981) ilkini yayınladı. Bağlanma (1969) başlığıyla yayınlanan bu temel kitap birkaç nedenden dolayı çığır açıcı nitelikteydi. Kitap bilimin sorduğu en önemli sorulardan birine odaklanıyordu: erken dönemde meydana gelen belli ontogenetik olaylar daha sonraki her şeyi nasıl ve neden bu denli etkiliyor? Bowlby bu temel problemleri hem bulgusal kuramsal bir perspektif, hem de test edilebilir deneysel bir metodoloji oluşturacak şekilde sundu; bu perspektif ve metodolojiyle çocuğun erken dönemde içinde bulunduğu sosyal çevrenin olgunlaşmakta olan organizmayla etkileşim kurmasını sağlayan spesifik mekanizmaların gözlemlenmesi, ölçülmesi ve değerlendirilmesi mümkün olmaktadır (Schore, 2000a).

Ancak Bowlby’nin belki daha da önem taşıyan katkısı, gelişimsel olayların incelenmesinde çeşitli bilim dallarını birleştiren bir perspektif benimsenmesi gerektiğini önermesi olmuştur. Böyle bir yaklaşım kapsamında geniş bir bilim dalları yelpazesinden tedarik edilen bilgiler hem çocuğun bir başka insana bağlanmasına aracılık eden temel ontogenetik süreçlerin özellikleri, hem de bu süreçlerin organizmanın daha ilerideki gelişimini kalıcı olarak etkilemelerine neden olan temel psikobiyolojik mekanizmalarla ilgili daha güçlü modellerin oluşturulmasını sağlayacaktır.

Ainsworth bu klasik kitapla ilgili olarak “Temelde Bowlby’nin yapmaya çalıştığı, psikanalitik kuramı biyolojideki son ilerlemelerin ışığında güncellemektir” demiştir (1969, p. 998). Bowlby’nin yüzeyde birbirleriyle ancak uzaktan ilişkiliymiş gibi görünen alanların literatürlerini birleştirmenin potansiyel sinerjik etkisiyle ilgili derin içgörüleri şimdi bize parlak bir sezgisel kıvılcım gibi görünebilir. Aslında bu görüş iki önemli entelektüel etkinin, Darwin ve Freud’un doğal bir birleşiminin sonucuydu. Kitapta, hem iç hem de dış dünyada meydana gelen önemli olayları tanımlayabilecek bir perspektif oluşturmak için hem etoloji (davranışsal biyoloji) hem de psikanaliz kavramları birbirlerine örülmüş şekilde sunulmaktadır. Bowlby’nin ilk kitabının temel amacı biyolojik ve psikolojik dünyalar arasında her iki tarafa da katkıda bulunan bir diyaloğun örgütlenebileceğidir; Darwin (1872/1965) duyguların psikolojisi ve biyolojisi üzerinde yazılan ilk bilimsel eser olan İnsanda ve Hayvanda Duyguların İfadesi kitabında aynı hedefe varmaya çalışmış, Freud (1895/1966) ise “Bilimsel Bir Ruh Bilim Projesi” eserinde “doğal bir bilim” oluşturmak için nörobiyoloji ve psikolojiyi birleştirme girişiminde bulunmuştur (Schore, 1997b).

Devamı için tıklayınız

There are no comments yet.

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked (*).

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>