ANKSİYETE VE KORKU

                Anksiyete ve korku birbirlerinden, ilki duygusal bir sürece işaret ederken ikincisinin bilişsel bir süreç olması ile ayırt edilebilir. Korku, tehdit edici bir uyarana karşı zihinsel bir kıymet biçmeyi, değerlendirmeyi içerirken, anksiyete bu değerlendirmeye verilen duygusal tepkiyi içerir. Bir kişi bir şeyden korktuğunu söylediğinde genellikle o anda var olmayan ama gelecekte olma ihtimali olan bir takım durumlara işaret ediyor demektir. Bu bakımdan korku “gizil” bir niteliğe sahiptir. Diğer taraftan bir kişi anksiyeteden şikâyetçi ise, kişiye özel rahatsız edici duyguların eşlik ettiği göreceli bir nahoş durumla karşı karşıya demektir. Bu kişiye özel nahoş durumların başında gerilim veya sinirli olma hali ile çarpıntı, titreme, mide bulantısı ve baş dönmesi gibi fizyolojiksemptomlar gelir. Bir korku kişinin tehdit olarak gördüğü uyarıcı bir duruma maruz kaldığında fiziksel ya da psikolojik olarak harekete geçer. Korku bir kez harekete geçtiğinde ise kişi anksiyete haliyle karşı karşıya kalır. Şu halde, korku bir tehlikenin derecesini belirleyen şey iken; anksiyete, bir korku kişiyi etkisi altına aldığında kişide beliren hoş olmayan hissi bir durumu ifade eder. Bunun yanında, bir anksiyete durumunda otonom ve somatik sinir sistemlerine yönelik çeşitlilik gösteren semptomlar eş zamanlı olarak harekete geçebilir.

FOBİLER VE PANİK ATAKLAR

                Fobi, korkunun belirli bir biçimine işaret eder. Başlangıçta kişi belirli bir durum veya olaydan korkar (mesela yükseklik, kapalı alanlar veya derin su). Böyle bir durumla karşılaştığında kişi, söz konusu olayın o an için geçerli sonuçlarından korkmaktadır (düşmek, havasızlıktan veya sudan boğulmak). Fobi veya korku bir kez harekete geçtiğinde kişinin bunlara tepkisi orta derecede bir anksiyeteden panik arasında değişebilir. Fobilere neden olan nesne ve olgular küçük hayvanlardan fırtına gibi doğal olaylara veya topluluk önünde konuşmak ve partilere gitmek gibi sosyal alandaki olaylara kadar farklılık arz edebilir. Bir fobinin en önemli niteliği, kişinin aslında kendisine göründüğünden daha güvenli bir durumu yüksek risk taşıyan bir durummuş gibi değerlendirmesidir.

                Şimdi vereceğimiz örnek bu terimler arasındaki karmaşık ilişkinin anlaşılmasına yardım edecektir. Küçük hayvan fobisi olan bir kişi bu hayvanları tehlikeli olarak görür. Yine de, küçük bir hayvanla karşılaşana veya kendisini böyle bir durumda hayal edene kadar kişide herhangi bir anksiyete durumu söz konusu olmaz. Diyelim ki bu kişinin fare fobisi var ve tam da bir fare ile karşı karşıya geldi. Bu durumda adamın zihnine muhtemelen “Bu fare beni ısırabilir ve bana kuduz bulaştırabilir, ardından da ölürüm” veya “Bu fare beni ısırabilir ve ben de bayılarak bütün bu insanların önünde kendimi rezil etmiş olurum” gibi düşünceler gelecektir. Bir fareyle karşılaşmayı karşı konulamaz bir tehdit olarak algılayan bu adamın bu durumda panik atak krizine tutulması işten bile değildir. Tehlike fikri adamda hayvanla muhtemel bir ilişki sonunda ortaya çıkar. Kişi fareyle karşılaşmadan önce bu korku “gizil”dir. Fareyle karşılaşır karşılaşmaz korku harekete geçer ve panik atağın eşlik ettiği her türlü psikolojik ve duygusal semptomlar ortaya çıkmaya başlar.

                Benzer biçimde, kalabalık partilere gitmek veya öğrencilere ders anlatmak gibi bir takım sosyal durum fobileri olan bir kişi, bu sosyal ortamlarda bulunmanın muhtemel sonuçlarından bu ortamların kendilerinden daha fazla korkar. Örneğin, sosyal fobisi olan bir kişi korktuğu şey başına gelirse, yani sosyal bir çevrede bulunması gerekirse, kendisini aptal yerine koyacağından veya “kontrolden çıkarak” utanacak bir şeyler yapacağından korkar. Yine, bu kişide keyifsizlik sinirlilik hali ve bol miktarda terleme baş gösterebilir, bunun yanında anksiyete ve paniğin rahatsızlık veren bütün duygusal ve psikolojik semptomları ile karşı karşıya kalabilir.

Panik diğer bütün etkili fizyolojik, motor ve bilişsel semptomların eşlik ettiği oldukça yoğun ve akut seyreden bir anksiyete haline işaret eder. Hızlı nabız, baş dönmesi, soğuk ve aşırı terleme ile titreme gibi panik halinin fizyolojik semptomlarının birbirleri arasındaki ilişkileri, anksiyetenin fizyolojik semptomları arasındaki ilişkilerle tek bir fark haricinde büyük benzerlik gösterir. Bu fark anksiyetenin semptomlarının paniğe göre daha yoğun seyretmesidir. Buna ek olarak, panik hali yaşayan bir kişi yaklaşan bir felaket hissi, tavırlarda şümullü bir çekingenlik ve söz konusu durumdan kaçıp kurtulma konusunda karşı konulamaz bir arzu hissine kapılır.

“GERÇEKÇİ” VE “GERÇEKDIŞI” KORKULAR

Duygusal tepki ile bilişsel süreç arasında bir ayrıma gitmek “gerçekçi” veya “nevrotik anksiyete” ile “rasyonel anksiyete” veya “irrasyonel anksiyete” gibi semantik çelişkileri çözüme kavuşturmamıza yardım edecektir. Genellikle bir fikir ya da bir kavram için kullanılan kimi sıfatları (mesela “rasyonel” veya “irrasyonel” gibi), bir duyguyu ya da duygusal bir durumu nitelendirmede kullanmak pek de akıl kârı değildir. Bir bakıma bir korkuyu gerçekçi ya da gerçekdışı, rasyonel ya da irrasyonel olarak niteleyebiliriz. Eğer söz konusu korku duyusal bir temele, mantıksal bir çıkarıma ve objektif gözleme dayanıyorsa gerçekçi demektir. Diğer taraftan eğer temelsiz bir varsayıma ya da hatalı bir çıkarıma dayanıyor ve gözlemle de sabitlenemiyorsa bu korku gerçekdışıdır. Korkunun aksine anksiyete, gerçekçi veya gerçekdışı biçiminde sınıflandırılamaz çünkü anksiyete korkuda olduğu gibi gerçeğin değerlendirildiği bir sürece değil, hissi bir tepkiye işaret eder.

Freud gerçekçi anksiyete ile nevrotik anksiyete arasında bir ayrıma gitmişti (1915–1917). Freuda’ göre gerçekçi anksiyete “oldukça mantıklı ve anlaşılabilir bir şey”dir ve “dıştan gelen bir tehlikenin algılanması sonucunda ortaya çıkan bir tepki”yi ifade eder. Bu tepki beklenen ve tahmin edilen bir hasara yöneliktir.Anksiyete özünde, “kaçma refleksiyle ilintili olan bir durum” ve “kendini koruma güdüsünün alamet-i farikası”dır(s. 393–94) Freud’a göre nevrotik anksiyete içsel bir tehlikenin algılanışı sonucu ortaya çıkar (1926). Nevrotikanksiyete bilinçsiz dürtüler bilinç düzeyine çıkmaya çalışırken meydana gelen duygusal bir reaksiyondur. Bunun yanında, savunma mekanizmalarının başarısız olması durumunda, id’in kişiyi dürtüsel içgüdülerden kaynaklanan davranışları yapmaya sevk etmesiyle ortaya çıkacak muhtemel sonuçların getirdiği korkudan kaynaklanır.

Kitabı Satın Almak İçin Tıklayın 

There are no comments yet.

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked (*).

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>